11 Milyon Uygur’a Ev Sahipliği Yapan Çin’in Sincan Bölgesinde Neler Oluyor?

Çin hükümeti Sincan’da insanlığa karşı suç işliyor. Uygur Türkleri hapsediliyor, taciz ediliyor, zorla çalıştırılıyor ve öldürülüyor. Konu üzerine giriş niteliğinde kısa bir çeviri.

Çevrimen: Mefkure Demirci

Editör: Yunus Emre Dökmetaş

Sayfa Düzeni: Erhan Köş

*Kapak fotoğrafı The Guardian'dan alınmıştır.

11 Milyon Uygur’a Ev Sahipliği Yapan Çin’in Sincan Bölgesinde Neler Oluyor?

Çin hükümeti Sincan’da insanlığa karşı suç işliyor. Uygur Türkleri hapsediliyor, taciz ediliyor, zorla çalıştırılıyor ve öldürülüyor. Konu üzerine giriş niteliğinde kısa bir çeviri.

Çevirmen: Mefkure Demirci

Editör: Yunus Emre Dökmetaş

Sayfa Düzeni: Erhan Köş

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Mefkure Demirci, İngiliz Dili ve Edebiyatı öğrencisi. Araştırma yapmaktan ve klasik müzik dinlemekten keyif alıyor.

Yunus Emre DökmetaşAkdeniz Üniversitesi Türkçe Öğretmenliği 3. sınıf öğrencisi. Edebiyat ve sanat tarihi ile ilgileniyor.

 700 kelime

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

ABD Başkanı Donald Trump, Uygur Türklerine yönelik baskılardan dolayı Pekin hükümetini cezalandırmayı amaçlayan bir yasa tasarısı imzaladı. Bunun üzerine kendisinin eski güvenlik danışmanı tarafından Çin’in Doğu Türkistan bölgesinde toplama kampları inşa etmesini desteklemekle suçlandı.

John Bolton’ın The Wall Street Journal’de yayınlanan ve kendisinin yakında çıkacak olacak kitabından yapılan alıntıya göre,Trump, bir akşam yemeği sırasında Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’e “kampları inşa etmeye devam etmesini ve bunun yapılması en doğru şey olduğunu düşündüğünü” söyledi.

Trump’ın öne sürdüğü bu sözler, Uygur Türklerine yönelik baskıcı politikalar nedeniyle her defasında Pekin hükümetine karşı çıkan ABD yönetiminin resmi tutumuyla tam bir tezat teşkil ediyor.

2019 Temmuz’unda, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Çin hükümetinin Uygur Türklerine karşı uygulanan baskıcı politikalarını “yüzyılın lekesi” olarak nitelendirecek kadar ileri gitti.

İşte Sincan hakkında bilmeniz gerekenler ve orada olup bitenler.

Sincan neresi ve orada kimler yaşıyor?

Resmi olarak Sincan Uygur Özerk Bölgesi olarak adlandırılan Sincan (Xinjiang), Çin’in uzak batısındaki bir bölgedir. Bölge, Türkçe’nin bir şivesi olan Uygur Türkçesiyle konuşan ve kendilerine has kültüre sahip, ağırlıklı olarak Müslüman bir etnik azınlık olan yaklaşık 11 milyon Uygur Türküne ev sahipliği yapmaktadır.

Petrol ve doğalgaz açısından zengin olan bu bölge, hükümetin bölge ekonomisini geliştirme çabaları nedeniyle son yıllarda, ülkenin çoğunluğunu oluşturan Han nüfusunun akınına uğradı.

Tarih boyunca, Uygur Türkleri bölgede çoğunluktaydı. Şimdi, Sincan’ın toplam nüfusunun yarısından biraz daha azını oluşturuyorlar ve birçoğu bölgenin güney, kırsal kesiminde yaşıyor.

Sincan, aynı zamanda coğrafi açıdan Pekin için stratejik bir bölgedir. Çin’in Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Afganistan’ın yanı sıra kuzeyde Moğolistan ve Rusya, güneyde Pakistan ve Hindistan ile sınırı, Orta Asya’ya açılan kapısıdır.

Orada neler oluyor?

ABD Dışişleri Bakanlığı, bir milyondan fazla Uygur Türkünün ve diğer Müslüman azınlıkların, Sincan’da, fiziksel ve cinsel istismar, işkence gibi insanlık dışı muamelelere maruz kaldığını, toplama kamplarında esir tutulduğunu tahmin ediyor.

Eski tutuklular, CNN’e verdikleri röportajda, kamplarda hükümet tarafından yapılan beyin yıkama işlemlerine ve tacizlere maruz kaldıklarını dile getirdiler.

Başlangıçta, Pekin hükümeti kampların varlığını açıkça reddetti. Fakat daha sonra tesislerin insanların, iş becerilerini, Çince dilini ve yasalarını öğrendikleri gönüllü “mesleki eğitim merkezleri” olduğunu iddia etti. Şimdi, hükümet, köktendinciliği ve terörizmi önlemek için kampların gerekli olduğu konusunda ısrar ediyor.

Çin hükümetinin sızdırılan belgeleri, insanların sadece “peçe taktıkları” ya da “uzun sakal” bıraktıkları için gözaltına alınabildiğıni ortaya çıkardı.

Belgeler, diğer birinci elden raporlarla birlikte, Pekin’in, Uygur Türklerini kültürel ve dini kimliklerinden uzaklaştırmak için yaptığı bir stratejik bir kampanya gibi görünen şeyin endişe verici tablosunu çiziyor. Öte yandan Çin hükümeti, sızdırılan belgelerin gerçekliğini hiçe saymakta ısrar ediyor.

CNN ekibi, 2019’da Sincan’ı gezdiğinde, her 45 metrede bir insanların yüzlerini ve günlük rutinlerini izleyen gözetleme kameraları vardı. Bölge boyunca yer alan mobil polis noktalarında, polis, insanları kimliklerini sormak için durduruyor ve zaman zaman cep telefonlarını taramak için bazı elektronik cihazları telefonlara takmayı talep ediyordu.

Orada neler oluyor?

Pekin’in Sincan üzerindeki baskısı, sınır bölgesi hakkında uzun süredir devam eden bir paranoya ve tarih süresince Çin hükümdarlarının Han olmayan nüfusa karşı duyduğu derin bir şüpheyi yansıtıyor.

Çin orduları yüzyıllar boyunca bu bölgeyi kontrol altına tutarken, idari birim haline gelmesi on dokuzuncu yüzyılın ortalarına dayanyor. Bu, “xīn-yeni” ve “ jiāng-sınır” kelimeleriden oluşan ve “yeni sınır” anlamına gelen “Xinjiang(Sincan)” kelimesinden de anlaşılan bir gerçektir.

1930’larda ve 40’larda, Sincan, iki Doğu Türkistan Cumhuriyetinin ilan edildiği kısa süreli kısmi bağımsızlık dönemleri yaşadı. Bugün, Sincan’ın ayrı bir ülke olması için çaba harcayan Uygur aktivistler, hâlâ “Doğu Türkistan” olarak adlandırıyorlar.

Geçtiğimiz on yıl içinde Çin hükümeti, şiddetli etnik huzursuzluk olaylarının ardından, bölgedeki hakimiyetini sıkılaştırdı. 2009 yılında, ayaklanmalar nedeniyle, bölgesel başkent Urumçi’de en az 197 kişinin hayatını kaybetmesi kırılma noktası oldu.

Pekin, şiddetli saldırılardan İslamcı militanları ve ayrılıkçıları suçladı. Fakat Uygur aktivistler ve hak grupları, çatışmaların temelinde Pekin’in din özgürlüğüne ve adil olmayan etnik politikalara yönelik baskısının olduğunu iddia ediyor.

Sincan’ın önde gelen seslerinden biri olarak görülen Pekin’li ekonomi profesörü İlham Tohti, 2014’te “ayrılıkçılık” ve “etnik nefret” düşüncelerini yaymaktan ömür boyu hapis cezasına tabii tutuldu.

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Haftalık Bültene Katılın

Her hafta pazar günü dilsosyal’de yayınlanan içerikleri kısa özetler halinde size yollayalım.

*Her e-postanın altında bulunan “Abonelikten Ayrıl” butonunu kullanarak dilediğiniz zaman abonelikten ayrılabilirsiniz.

Başka Yazılar

Haftalık Bültene Katılın

Her hafta pazar günü dilsosyal’de yayınlanan içerikleri kısa özetler halinde size yollayalım.

*Her e-postanın altında bulunan “Abonelikten Ayrıl” butonunu kullanarak dilediğiniz zaman abonelikten ayrılabilirsiniz.