50 Yıl Önce Şeker Endüstrisi Suçu Yağa Atmak İçin Bilim İnsanlarına Sessizce Para Ödedi

JAMA Internal Medicine’de yeni yayınlanan bir makaleye göre şeker endüstrisi, 1960’larda şekerin risklerini önemsiz gösteren ve yağın tehlikelerini vurgulayan araştırmaları finanse etti.

Çevirmen: Mefkure Demirci

Editör: Merve Kalkan

Sayfa Tasarımı: Erhan Köş

50 Yıl Önce Şeker Endüstrisi Suçu Yağa Atmak İçin Bilim İnsanlarına Sessizce Para Ödedi

JAMA Internal Medicine’de yeni yayınlanan bir makaleye göre şeker endüstrisi, 1960’larda şekerin risklerini önemsiz gösteren ve yağın tehlikelerini vurgulayan araştırmaları finanse etti.

Çevirmen: Mefkure Demirci

Editör: Merve Kalkan

Sayfa Tasarımı: Erhan Köş

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Mefkure Demirci, İngiliz Dili ve Edebiyatı öğrencisi. Araştırma yapmaktan ve klasik müzik dinlemekten keyif alıyor.

Merve Kalkan, İstanbul Üniversitesi’nde okuyan bir toplumbilimci adayı.

 1000 kelime

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

JAMA Internal Medicine’de yeni yayınlanan bir makaleye göre şeker endüstrisi, 1960’larda şekerin risklerini önemsiz gösteren ve yağın tehlikelerini vurgulayan araştırmaları finanse etti.

Makale, Şeker Araştırma Vakfı isimli bir endüstri grubunun, şekerin kalp hastalığındaki olası rolü hakkındaki endişeleri “çürütmek” istediğini göstermek için dahili belgelerden yararlanmaktadır. Sonrasında Şeker Araştırma Vakfı, Harvard bilim insanlarının tam da bu yararlanmayı yapan araştırmalarına sponsor oldu. Sonuç, şeker endüstrisinin finansmanının ifşası olmadan 1967’de New England Journal of Medicine’da yayınlandı.

Söz konusu olan finanse edilmiş proje, çeşitli araştırma ve deneyleri inceleyen bir kaynak taramasıydı. Bu tarama sonucunda, şekerle ilgili tüm araştırmalarda ciddi sorunlar olduğu öne sürüldü ve Amerikan diyetlerinden yağı çıkarmanın koroner kalp hastalığına değinmenin en iyi yolu olduğu sonucuna varıldı.

Yeni makalenin yazarları, şeker endüstrisinin son elli yıldır şeker ve yağın göreceli riskleri üzerindeki bilimsel tartışmayı etkilemeye çalıştığını söylüyor.

Yazarlardan biri olan Stanton Glantz, The New York Times’a “Şeker endüstrisinin yaptığı çok akıllıca bir şeydi. Çünkü incelleme makaleleri özellikle de çok seçkin bir dergide yayınlanırlarsa tüm bilimsel tartışmaları şekillendirmeye eğilimlidir.” dedi.

Risk Altındaki Para

Pazartesi yayınlanan bu makalede, yazarlar Glantz, Cristin Kearns ve Laura Schmidt şekerle koroner kalp hastalığı arasında bir bağlantı kurmaya çalışmıyorlar. Onların ilgi alanları sürecin içinde yer alıyor. Belgelerin, şeker endüstrisinin bilimsel araştırma ve tartışmayı etkilemeye çalıştığını ortaya çıkardığını söylüyorlar.

Araştırmacılar bazı sınırlamalar altında çalıştıklarını belirtiyorlar. “Bu tarihi olayda yer alan önemli katılımcılarla röportaj yapamadık çünkü öldüler.” diye yazıyorlar. Diğer kuruluşlar da onların yağ konusuyla ilgili endişelerini savunuyorlar.

Araştırmacılar, Şeker Araştırma Vakfı’nın 1967’de Harvard bilim insanları tarafından yayınlanan makaleyi doğrudan düzenlediğine dair bir kanıtın olmadığını, ancak şeker lobisinin çıkarlarının incelemenin sonuçlarını şekillendirdiğine dair “ikinci derece” kanıtların var olduğunu söylüyorlar.

Evvela, motivasyon ve niyet var. Araştırmacılar, 1954’te Şeker Araştırma Vakfı başkanının büyük bir iş fırsatını açıklayan bir konuşma yaptığını belirtiyor. Amerikalılar sağlıkları için daha az yağ içeren bir diyete girmeye ikna edilebilirlerse, bu yağı başka bir şeyle değiştirmeleri gerekir. Amerika’nın kişi başı şeker tüketimi üçte bir oranında artabilir.

Ancak 60’lı yıllarda Şeker Araştırma Vakfı, Şeker Araştırma Vakfı başkan yardımcısı ve araştırma müdürü olan John Hickson’ın bir belgede belirttiği gibi, “Şekerin diğer karbonhidratlardan daha az arzu edilen besinsel bir kalori kaynağı olduğuna dair raporlar”ın farkına vardı. Endüstrinin kendi araştırmalarını finanse etmesini önerdi, “O zaman verileri yayınlayabilir ve hakir görenlere aksini ispatlayabiliriz.” şeklinde açıklama yapıldı.

Ertesi yıl, şeker ve koroner kalp hastalığı arasında bir bağlantı olduğunu öne süren birkaç bilimsel makale yayınlandığında Şeker Araştırma Vakfı, kaynak taraması projesini onayladı. Araştırma için vakıf tarafından bugünün dolarında yaklaşık 50.000 dolar ödendi. Araştırmacılardan biri Harvard’ın Halk Sağlığı Beslenme Bölümü başkanı ve Şeker Araştırma Vakfı heyetinin geçici üyesiydi.

Farklı Araştırmalar İçin “Farklı Standartlar”

Glantz, Kearns ve Schmidt, araştırmada incelenen makalelerin çoğunun Şeker Araştırma Vakfı tarafından elle seçildiğini ve şeker endüstrisinin onların gözden geçirilmesini bekleyeceğini ima ettiler.

Bir mektupta, Şeker Araştırma Vakfı’ndan Hickson, kuruluşun “özel ilgisi”nin “şeker formundaki karbonhidratlar” üzerine odaklanan araştırmaları değerlendirmek olduğunu söyledi. Bilim insanlarından biri, “Biz bunun oldukça farkındayız ve bunu elimizden geldiğince gözetim altında tutacağız.” dedi. Proje beklenenden daha uzun zaman aldı, çünkü şekerin koroner kap hastalığıyla bağlantılı olabileceğini öne süren daha fazla araştırma yayınlandı. Fakat proje 1967’de nihayete erdi.

Hickson sonuçtan kesinlikle memnundu. Bilim insanlarından birine “Sizi temin ederim ki, aklımızdan geçen şey tam da buydu ve basındaki halini görmek için sabırsızlanıyoruz.” dedi. İnceleme, şekerin koroner kalp rahatsızlığında rol oynayabileceğini öne süren araştırmanın önemini en aza indirdi. Bazı durumlarda, bilim insanları araştırmacının ehliyetsizliğini ya da hatalı metodolojiden ilerlediğini öne sürdüler.

Kearns, Bloomberg’e e-posta yoluyla, “Bireysel araştırmaların geçerliliğini sorgulamak her zaman münasiptir.” dedi. Fakat yazarlar, farklı araştırmalar için “farklı standartlar uygulandığını” ifade ediyorlar. Şekerle ilgili araştırmalara çok eleştirisel baktıkları ve yağda zarar bulan araştırmaları görmezden geldikleri iddia edildi.

Gerçek dünyadaki sağlık ve hastalık yapılarını inceleyen şeker tüketimine ilişkin epidemiyolojik araştırmalar, çok fazla olası faktör çıktığı için, deneysel araştırmalarsa gerçek hayattan çok farklı olduğu için reddedildi. İnsanlar daha az şeker ve daha fazla sebze yediklerinde sağlık açısından faydalı olduğunu bulan bir araştırma, bu diyet değişikliği mümkün olmadığından geri çevrildi. Farelere düşük yağlı ve yüksek şekerli bir diyetin verildiği başka bir araştırma da ‘bu tür diyetler nadiren insanlar tarafından tüketiliyor’ denerek kabul edilmedi. Harvard araştırmacıları daha sonra, şeker söz konusu olduğunda reddettikleri aynı epidemiyolojik türdeki araştırmaları içeren ve bu şekilde yağ risklerini inceleyen araştırmalara yöneldiler.

Kearns, Glantz ve Schmidt’in dediği gibi, “Az sayıda araştırma niteliği ve hiç nicel sonuç yok.” Yağı kesmenin koroner kalp rahatsızlığını önlemek için ‘şüphesiz’ en iyi diyet müdahalesi olduğu sonucuna vardılar.

Şeker Lobisi: “Şeffaflık standartları standart değildi.”

Bir açıklamada, Şeker Araştırma Vakfı’ndan evrimleşerek gelişen Şeker Derneği, çok uzun zaman önce yaşanan olaylar üzerine yorum yapmanın zor olduğunu söyledi. Dernek, “Şeker Araştırma Vakfı’nın tüm araştırma faaliyetlerinde daha dazla şeffaflık göstermesi gerektiğini kabul ediyoruz, fakat söz konusu araştırmalar yayınlandığında finansman ifşaları ve şeffaflık standartları bugün olduğu gibi belirli değildi.” dedi.

Açıklama şöyle devam ediyor: “Genel olarak konuşursak, endüstri tarafından finanse edilen araştırmanın kusurlu olarak damgalanması sadece talihsizlik değil aynı zamanda da ziyandır. Konuşmalarda genellikle eksik olan şey, endüstri tarafından finanse edilen araştırmanın önemli konuların ele alınmasında bilgilendirici olmasıdır.”

Mevzubahis belgeler elli yıllık, fakat JAMA Internal Medicine’ın aynı sayısında yer alan bir yorumda Marion Nestle’nin belirttiği gibi, şu anın asıl meselesi şudur:

“Gıda şirketlerinin kasıtlı olarak araştırmaları kendi çıkarları için kullanmaya kalkışmaları gerçekten doğru mu? Evet öyle ve bu uygulama hala devam ediyor. 2015 yılında New York Times, Coca-Cola’nın şekerli içeceklerin obezite üzerindeki etkilerini en aza indirmeyi amaçlayan çalışmalar yürüten sponsorlu araştırmacılarla samimi ilişkilerini ortaya çıkaran e-postalar aldı. Daha da yakın zamanda Associated Press’e, bir şeker ticaret kurumunun şeker yiyen çocukların, yemeyenlerden daha sağlıklı bir vücut ağırlığına sahip olduğunu göstermek için araştırmaları nasıl finanse ettiğini ve etkilediğini gösteren mailler geldi.”

Bu fonla alakalı belgeleri derinlemesine araştıran makale yazarlarına gelince, gelecek için iki öneri sunuyorlar. “Politika oluşturma komiteleri, gıda endüstrisi tarafından finanse edilen araştırmalara daha az önem vermeyi göz önünde bulundurmalıdır.” diyerek ilk önerilerini ifade ettiler. İkinci olarak da ilave şeker ve koroner kalp rahatsızlığı arasındaki herhangi bir bağlantı hakkında yeni araştırmalar yapılmasını talep etmektedirler.

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Haftalık Bültene Katılın

Her hafta pazar günü dilsosyal’de yayınlanan içerikleri kısa özetler halinde size yollayalım.

*Her e-postanın altında bulunan “Abonelikten Ayrıl” butonunu kullanarak dilediğiniz zaman abonelikten ayrılabilirsiniz.

Başka Yazılar

Haftalık Bültene Katılın

Her hafta pazar günü dilsosyal’de yayınlanan içerikleri kısa özetler halinde size yollayalım.

*Her e-postanın altında bulunan “Abonelikten Ayrıl” butonunu kullanarak dilediğiniz zaman abonelikten ayrılabilirsiniz.