Babanın Evrimi

Çoğu erkek memelinin kendi çocuklarıyla alakası çok az veya yok denecek kadar azdır. Peki bizim türümüzü farklı kılan ne?
5 Aralık 2021
van-gogh-ilk-adımlar
Vincent Van Gogh, İlk Adımlar -Açık Kaynak

Babanın Evrimi

Çoğu erkek memelinin kendi çocuklarıyla alakası çok az veya yok denecek kadar azdır. Peki bizim türümüzü farklı kılan ne?

Çevirmen: Sedanur Yartaşı
Editör: Fatma Uğur
Tasarım: Erhan Köş

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram
babanın evrimi

Sedanur Yartaşı, İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı lisans öğrencisi. Edebiyat eleştirisi, görsel sanatlar ve çeviri başlıca ilgi alanları.

Fatma Uğur, İstanbul Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı yüksek lisans öğrencisi. Edebiyat, sinema ve sosyoloji alanlarında okumalar yapıyor.

Erhan Köş, İstanbul Üniversitesi Sosyoloji lisans öğrencisi. Bilim metodolojisi üzerine çalışıyor.

1800 kelime

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

İki küçük çocuğuna bakmakla meşgul olan Lee Gettler, bu son derece olağan sebepten ötürü telefonun başına geçmekte zorlanıyor. Öte yandan bu durum onu memeliler arasında olağandışı kılıyor.

Notre Dame Üniversitesi’nde bir antropolog olan Gettler, türümüzde babaların gerçekten külfetli bakım işleriyle uğraştığını söylüyor. Bu bakımdan insanlar diğer tüm memelilerden ayrılıyor. Babalar ve genel olarak ebeveynler Gettler’in çalışma alanı. Gettler ve diğerleri, baba rolünün kültürler arasında çok çeşitlilik gösterdiğini ve diğer bazı hayvanlarda babalığın evrimsel geçmişimize dair faydalı bir bakış sunabileceğini ortaya koydu.

Fakat baba olan insanların, babalığa eşlik eden hormonal değişimler de dahil olmak üzere (bkz. aşağıdaki tablo) bu özel ve zahmetli rolünün evrimsel süreç içinde nasıl geliştiğine dair pek çok şey gizemini koruyor. Babalığın nereden geldiği, hem babalar hem çocuklar için neden önemli olduğu hakkında daha derin bir kavrayış, her türden aileye fayda sağlayabilir.

Londra Hijyen ve Tropik Tıp Okulu’nda bir evrimsel nüfusbilimci ve antropolog olan Rebecca Sear, diğer memeli türlerinde babaların genellikle sperm sağlamak dışında bir şey yapmadığını söylüyor. Çocuklarına bakan diğer çoğu hayvanda da yükü anneler taşıyor. (Bu konuda balıklar bir istisna teşkil etmekte – çoğu yavrularına bakmıyor ama bakım sağlayan ebeveynler genellikle babalar. Kuşlarsa ortak ebeveynler olmalarıyla tanınıyor.)

En yakın akrabalarımız olan diğer maymunlarda bile babalar pek bir şey yapmıyor. Bu durumda anneler bütün işi üstlenmek zorunda kalıyor ve bebeklerine iyi bakabilmek için doğumların arasında birkaç yıl bırakmaları gerekiyor. Örneğin vahşi şempanzeler her dört ila altı yılda bir doğum yapıyor; orangutanlar başka bir yavru için altı veya sekiz yıl kadar bekliyor.

İnsanların ataları ise farklı bir strateji izledi. Anneler, baba da dahil olmak üzere ait oldukları topluluktan ve akrabalardan yardım aldılar. Böylece daha sık aralıklarla -günümüz sanayileşmemiş toplumlarında ortalama 3 yılda bir- daha çok bebek yapma imkânı oluştu. Gettler’a göre bu strateji insanların evrimsel başarı hikayesinin bir parçası.

Yeni Babalarda Hormonal Değişim

Yeni baba olanlarda testosteron seviyesinin düştüğü görülüyor; bu onların yenidoğan çocuklarına karşı daha anaç olmalarını sağlayabilir. Bilim insanları Filipinler’de önce 2005, daha sonra 2009 yılında tekrar olmak üzere 450’den fazla erkeğin testosteron seviyelerini ölçtüler. Erkeklerin testosteron seviyelerinde, yaşları ilerledikçe beklendiği gibi, hafif bir düşüş görüldü. Yenidoğan bebeği olan erkeklerdeyse daha büyük bir düşüş gözlemlendi. Bu erkeklerin testosteron seviyeleri çocukları büyüdükçe normal değerlere döndü.

Kandaki Babalık

Babalığın evrimsel tarihine ilişkin bazı ipuçları, erkeklerin vücut hücrelerinde yazılı.

Lee Gettler Filipinler’de katıldığı uzun süreli bir çalışmada 20’li yaşlarının başındaki erkeklerden, 5 yıl sonra tekrarlamak suretiyle, biyolojik veri topladı. Meslektaşlarıyla birlikte vardıkları sonuç şu oldu: 20’li yaşlarının başında testosteron seviyesi daha yüksek olan erkekler, eş ve çocuk sahibi olmaya daha meyilliydi. Ancak bu yeni babaların testosteron seviyeleri önemli ölçüde azalmıştı – özellikle de evde bir yenidoğan varsa-. En küçük çocuğun yeni yürümeye başladığı sıralarda babanın testosteron seviyeleri de yavaş yavaş yükselmeye başlıyordu.

Testosteron hormonu erkek hayvanlarda çiftleşme ve rekabetçi davranışla bağlantılıdır. Araştırmacılara göre bu hormonun baskılanması, doğanın babayı eşleriyle işbirliği yapmaya ve çocuk bakmaya hazırlama şekli olabilir. Bakıcı babalar, memelilerde ve diğer çoğu hayvanda nadiren bulunsa da, kuşlar arasında çok sayıda görülebilir, üstelik bu baba kuşlar da testosteron düşüşleri yaşamaktadırlar.

Kuşlarda baba davranışıyla bağlantılı bir başka hormon ise prolaktindir ve – çocuklarına düşkün baba kuşlarda yüksek miktarda bulunur – bazı çalışmalar insanlarda da benzer bir etkinin olabileceğine işaret etmektedir. Kuşlarla yalnızca uzaktan akrabalığımız olsa bile, evrim, babacan davranışı teşvik etmek için her iki hayvanda da aynı mekanizmaları kullanmış olabilir. Bu mekanizmaları daha iyi anlamak, babalığın nasıl evrildiğini öğrenmemize yardımcı olabilir.

Gettler: “Bakım işinin diğer türlerdeki fizyolojik temellerini anlayabilirsek, aynı yapıların baba olan insanlarda da ortaya çıkıp çıkmadığına bakabiliriz.”

-Elizabeth Preston

Çocuklarına Düşkün Goril Babalar

Babanın çocuklarına düşkünlüğünün kökenleri hakkında bazı fikirler yakın primat akrabalarımızdan gelmektedir. Michigan Üniversitesi’nde biyolojik antropolog olan Stacy Rosenbaum, Ruanda’da vahşi dağ gorillerini inceliyor. Gettler ve ortak yazarlar Rosenbaum ve Adam Boyette’in Annual Review of Anthropology’nin 2020 sayısında öne sürdüğüne göre, bu goriller maymun babaların kökenleri hakkında şaşırtıcı ipuçları sunuyor.

Dağ gorilleri bir tür doğu gorilleridir. Bunlar ayrı bir tür olan ve daha çok hayvanat bahçelerinde görülen batı gorillerinden yaşam alanı ve beslenme bakımından farklılık gösterirler. Rosenbaum’un daha çok ilgilendiği, dağ maymunlarını farklı kılan bir şey daha var: “Çocuklar erkeklerin etrafında çokça zaman geçiriyor.”

Ruanda’daki Volkanlar Ulusal Parkı’nda yaşayan yavru dağ gorili Ndizeye’ye, yetişkin bir erkek olan Umushikirano bakıyor. Erkek dağ gorilleri, kendi akrabaları olsun veya olmasın, küçüklerin kendileriyle birlikte takılmalarını hoş görüyor, hatta teşvik ediyorlar. Ndizeye şu an 9 yaşında bir yetişkin, Umushikirano ise 2014’te vefat etti. Görsel: Dian Fossey Uluslararası Goril Vakfı

Bu erkekler onların babaları olabilir de, olmayabilir de. Erkek dağ gorilleri hangi yavrunun kendilerine ait olduğunu biliyor ya da umursuyor gibi görünmüyorlar. Ancak tüm erkekler çocukların kendilerine eşlik etmesini hoş görüyor. Doğada incelenmiş diğer bütün büyük maymunların aksine bu erkekler -dişilerin iki katı büyüklüğünde, güçlü, devasa kasları ve dişleriyle- özünde birer bebek bakıcısı. Kimileri çocukları topluyor, onlarla oyun oynuyor ve hatta sarılarak uyuyorlar.

Bu erkeklerin yoldaşlığı küçük gorilleri avcılardan koruyabiliyor ve onların işgalci erkekler tarafından öldürülmelerini engelliyor. Rosenbaum, bunun bir başka önemli faydasının toplumsal olabileceğini düşünüyor. Tıpkı çocukluk çağındaki insanların kreşte akranlarından görerek yaptığı gibi, yetişkin bir erkeğin etrafında takılan genç goriller de sosyal beceriler edinebilir. Buna ek olarak araştırmalar gösteriyor ki küçük gorillerle yetişkin erkekler arasındaki ilişkiler, çocuklar büyürken de sürdürülüyor.

Erkek gorillerin gruplarındaki küçük bireylere nasıl faydalı olduğuna dair bir başka şaşırtıcı şey, anneleri ölmüş genç dağ gorilleri hakkındaki yeni bir çalışmadan geliyor. Araştırmacıların bulgularına göre, annelerini kaybetmek bu öksüz maymunları kendi başlarına ölmeye daha meyilli hale getirmemiş. Kendi çocuklarına sahip olmadan önce daha uzun süre beklemek gibi başka olumsuzluklar da yaşamamışlar. Öksüzlerin gruplarındaki diğerleriyle, özellikle de baskın erkeklerle ilişkilerinin onları kötü sonuçlardan koruduğu görülmüş.

Çocuklarla arkadaş olan tek primatlar erkek dağ gorilleri değil. Yetişkin erkek makaklar da küçüklerle zaman geçirmekte. Erkek babunlar da dişilerle ve her zaman olmasa da genelde kendi yavruları olan küçüklerle arkadaşlık kuruyorlar. Bu davranışların erkek primatlara hemen hiçbir maliyeti yok. Yani erkekler kendi çocuklarının hayatta kalmalarına destek olurken akraba olmayan birkaç çocukla daha zaman geçirebilirler.

Babalar Çekici Midir?

Bebek bakıcılığı erkek gorillere başka bir açıdan daha fayda sağlayabilir: Onları daha çekici yaparak. Rosenbaum, tahminlerinin dişilerin aslında çocuklarla yoğun etkileşimde bulunan erkeklerle çiftleşmeyi tercih ettiği yönünde olduğunu söylüyor. Bulgularına göre gençken daha çok çocuk bakan erkek goriller, hayatlarının devamında daha çok çocuk sahibi oluyor. Çocuklarla daha çok vakit geçiren makaklar da dişilere daha çekici görünüyor.

Antropologlar babalık davranışının yalnızca tek eşli hayvanlarda gelişebileceğini var sayıyorlardı, diyor Rosenbaum. Oysa dağ gorili gibi türler bu varsayımı çürütüyor. Bu aynı zamanda bilim insanlarının uzunca bir süre zannettiği gibi, erkek hayvanların enerjilerini çiftleşmeye ya da ebeveynliğe harcamak arasında bir seçim yapmaları gerekmediğini gösteriyor. Görünen o ki çocuk bakmak da eş edinmenin bir yolu olabilir.

İnsanlarda babalar ve üvey babalar üzerinde yapılan çalışmalar da bu düşünceye işaret ediyor. Oklahoma Üniversitesi’nde biyolojik antropolog olan Kermyt Anderson’ın dediğine göre pek çok erkek söz konusu çocukların kendilerinin olmadığını bildikleri ilişkilere giriyor. İlişkiye yapılan bu yatırım evrimsel açıdan çelişkili görünebilir. Fakat Anderson’ın çalışması, erkeklerin üvey ve hatta biyolojik çocuklara gösterdiği ilginin, kısmen anneyle olan ilişkiye yönelik bir yatırım olduğunu öne sürüyor. Bu ilişki sona erdiğinde babanın da katılımı azalıyor.

Çocuklarına veya üvey çocuklarına bakan insan bir baba, tek yaptığı çocukların etrafında takılmasına izin vermek olan bir maymundan tabii ki farklıdır. Ancak Gettler ve Rosenbaum’un merak ettiği şey, kendi atalarımızın da dağ gorilleri veya makaklar gibi alışkanlıklara sahip olup olmadığı. Çocuklara yönelik bu arkadaşça yaklaşım, yüzleştikleri evrimsel baskılar altında adanmış bir babalık rolüne kadar gidebilirdi.

Çok Çeşitli Babalık Halleri

Türümüzde babaların çocuklarına olan ilgisinin sıra dışı olduğu açık. Ancak insanlarda babalığın çok çeşitlilik gösterdiği de bir gerçek, diyor Sear. Her baba çocuğuna düşkün değil, hatta çocuğunun hayatında bile değil. 

Fakat bu durum temel sağkalım koşullarını etkilemiyor. 2008’de yayımlanan bir çalışmada Sear ve ortak yazar Ruth Mace, babası olmayan çocukların ölmeye daha meyilli olup olmadıklarını araştırdı. Dünya çapında, çoğunlukla modern tıbbi bakıma erişimi olmayan bölgelerde yapılmış 43 nüfus çalışmasından çocukların sağkalımına dair verileri incelediler. Babaları ele alan çalışmaların üçte birinde, babanın mevcudiyetinin çocuğun sağkalım olasılığını arttırdığı sonucuna ulaştılar. Ancak geriye kalan üçte ikilik kısımda babasız çocukların da sağkalım olasılıklarının aynı olduğunu gördüler. (Buna karşın annesiz çocuklara ilişkin her çalışma, bu çocukların hayatta kalma olasılıklarının düşük olduğunu ortaya koydu.)

Babalar çocukların gelişimi için hayati önem taşısaydı bu veriyle karşılaşmazdık, diyor Sear; Bununla birlikte asıl hayati olanın, babaların yaptığı iş olduğundan şüphelendiğini ifade ediyor. Baba mevcut olmadığında onun yerini aile veya topluluktan başka biri doldurabiliyor. “Babalık rolü önemli olmakla birlikte toplumun diğer üyeleri tarafından karşılanabilir olabilir.”

Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ndeki Mbuti kabilesinden, ormanın içinde çocuğunu taşıyan bir baba. Mbuti babaları grupça avlanmaya çıktıklarında genellikle çocuklarına bakarlar. Kaynak: Nick Greaves/Alamy Stock Photo

Bu rol nedir? Gettler’ın söylediğine göre, tarihsel olarak antropologlar babalığı “tedarikçilik” olarak tanımladılar: Tam anlamıyla eve ekmek getirmek. Bazı toplayıcı topluluklarda daha başarılı avcılar daha fazla çocuk sahibi oluyor. Ancak Gettler babalık tanımını genişletmeye yardımcı olmayı umuyor. Araştırmalar babaların çocuk bakımında doğrudan önemli roller üstlenebildiğini, çocuklara dil ve sosyal beceriler öğretebileceklerini ortaya koydu. Gettler’a göre babalar topluluklarında ilişkiler kurarak çocuklarına yardımcı olabilir. Hayatta kalma söz konusu olduğunda ilişki ağları kurmak çok önemli olabilir.

Babanın işi kültüre bağlı olarak da değişkenlik gösteriyor. Örneğin Gettler, Kongo Cumhuriyeti’nde iki komşu toplulukla çalışıyor. Bondongolar balıkçı ve çiftçiler; ailelerini geçindirmek için risk alan babalara değer veriyorlar. Komşuları BaYakalar ise toplayıcılar ve aileleri dışındakilere de yardım eden babalara değer veriyorlar.

Sear, Batıda çekirdek ailenin idealleştirildiğini söylüyor: Babanın eve ekmek getirdiği, annenin ise çocuk baktığı, heteroseksüel, kendine yeten bir çift. Fakat Sear böyle ailelerin dünyada çok nadir olduğunu ifade ediyor. Son zamanlarda yazdığı bir makalede, bir çocuğun biyolojik ebeveynlerinin kesin surette, ömür boyu veya hiçbir zaman birlikte yaşamıyor olabileceğini belirtiyor. Çocuk bakımı ve gıda her iki ebeveynden de gelebilir, hiçbirinden de. Örneğin Namibya’daki Himba kabilesinde çocuklar akrabalar tarafından büyütülüyor.

Sear, türümüzün asıl belirleyici özelliğinin muhtemelen davranışsal esnekliğimiz olduğunu söylüyor. Bazı rollerin anne ve babalar için “doğal” olduğunu varsaymanın ebeveynleri yalnız ve stresli hissettirebileceğini belirtiyor. Araştırmaların, babaların ne için var olduğu ve insanlarda ailenin ne olduğuna dair anlayışımızı genişletmesini umut ediyor. Bu, toplumların her türden aileyi daha iyi desteklemesini sağlayabilir, ister Gettler gibi çocuklarının peşinde koşan olsun, ister balık tutmaya giden, ister mevcut olmayan babalar olsun.

Sear, annelerin, babaların ve çocukların sağlığını geliştirmek için, insan ailesine ve çocukların sağlıklı büyüyebileceği aile yapılarına karşı çok daha peşin hükümsüz bir bakış açısına sahip olmamız gerektiğini söylüyor.

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Haftalık Bültene Katılın

Her hafta pazar günü dilsosyal’de yayınlanan içerikleri kısa özetler halinde size yollayalım.

*Her e-postanın altında bulunan “Abonelikten Ayrıl” butonunu kullanarak dilediğiniz zaman abonelikten ayrılabilirsiniz.

Başka Yazılar

Haftalık Bültene Katılın

Her hafta pazar günü dilsosyal’de yayınlanan içerikleri kısa özetler halinde size yollayalım.

*Her e-postanın altında bulunan “Abonelikten Ayrıl” butonunu kullanarak dilediğiniz zaman abonelikten ayrılabilirsiniz.