Başkanlık Seçiminde Nature Neden Joe Biden’ı Destekliyor?

Ünlü bilim dergisi Nature seçim sürecinde yaptığı yayınlarla adaylardan biri olan Biden’ı Trump’a karşı açıkça destekledi. İşte o yazılardan bir tanesi.

Çevirmen: Tarık Emre Karagül

Editör: Hazal Öncel

Başkanlık Seçiminde Nature Neden Joe Biden’ı Destekliyor?

Kısa süre önce Amerika’da başkanlık seçimi bitti. Bu, belki de bizi hiç ilgilendirmeyen süreçte sizler gibi biz de pek çok garip şeyle karşılaştık. Bir tanesini ise özellikle garipsedik…

Çevirmen: Tarık Emre Karagül

Editör: Hazal Öncel

Sayfa Düzeni: Erhan Köş

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Tarık Emre Karagül, Uludağ Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği öğrencisi. Sosyoloji ve siyaset felsefesi okumaları yapıyor.

Hazal Öncel, İstanbul Üniversitesi’nde sosyoloji öğrencisi. Büyülü gerçekçiliği ve bağımsız filmleri seviyor. 

Sayfa Düzeni ve Kapak Tasarımı
Erhan Köş

1,200 kelime

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin

Bilimin zayıflatılmaya çalışılmasını öylece durarak engelleyemeyiz. Joe Biden’ın hakikate, farklı görüşlere, bilime ve demokrasiye olan inancı onu Başkanlık Seçiminde tek seçenek kılıyor.

Amerika’da bölünmüş olan ulusları yeniden bir araya getirmek ve Amerika’nın dünyada sarsılan saygınlığını yeniden inşa etmek için Joe Biden’a mutlaka bir fırsat verilmeli.

9 Kasım 2016’da dünya umulmadık bir olaya uyandı: Donald Trump Amerika Birleşik Devletleri’nin başkanı seçilmişti.

Yine o gün, bu dergi hayal kırıklığını gizlemedi. Lakin Nature Amerikan Demokrasisinin aşırılıklara karşı korunabilecek şekilde dizayn edildiğini öngörmüştü. Bu demokrasi, bir başkanın mutlak güç kullanmasını zorlaştıracak bir denetim ve denge sistemi üzerine kurulmuştu. Bizler demokrasimizin bu yönünün; Trump’ın hakikate, farklı görüşlere karşı umursamazlığının ve kadınlara karşı takındığı mide bulandırıcı tutumun demokrasimize verebileceği olası zararı engelleyeceğine dair umutluyduk.

Maalesef yanıldık.

Amerikan tarihinde daha önce hiçbir başkan bilim ajanslarından tutun da medya, mahkeme, adalet bakanlığı hatta ve hatta seçim sistemine bu kadar acımasızca saldırmamış ve zayıflatmaya çalışmamıştı. Trump her zaman her yerde “Önce Amerika” diyordu. Lakin pandemi döneminde Trump’ın hâl ve hareketlerinden önceliklerinde ilk sıraya Amerika’yı değil kendini koyduğunu açıkça gördük.

Trump iktidarlığı boyunca ülke, uzun süredir dostu ve müttefiği olan ülkelerle kavgalı duruma geldi ve 2015 Paris İklim Anlaşması, İran Nükleer Anlaşması, Birleşmiş Milletler’in bilim ve eğitim kurumu UNESCO, ve pandemi dönemi gibi riskli bir döneme rağmen Dünya Sağlık Örgütü gibi uluslararası bilimsel ve çevresel anlaşma ve organizasyonlardan uzakta kaldı.

 

Nature Neden Her Zamankinden Daha Fazla Politika Konuşmalı?

Covid-19 salgınını sona erdirmek, küresel ısınmayla mücadele etmek, nükleer silahların yayılmasını ve nükleer silah tehdidini durdurmak gibi işler küresel ve acildir. Ve Trump yönetiminin durmaksızın zayıflatmaya çalıştığı ulus devletlerin ve uluslararası kurumların ortaya koyduğu ortak çaba olmadan bunların üstesinden gelinemez.

Trump iktidarlığı boyunca sağlık ve bilim kurumlarına yapılan saçma sapan müdahaleler ve halkın canını emanet edebileceği kurumlara karşı güveninin azalması, Trump iktidarlılığının bir sonraki yönetime bırakabileceği en kötü miras.

Gelecek ayki başkanlık seçiminde Trump’ın rakibi olan Joe Biden, geçmişte başkan yardımcılığındaki ve senatörlüğündeki politikalarından ve görevlerindeki lider duruşundan hareketle, Amerika’nın hakikate ve bilime indirilen darbeyi onarmak için en büyük umudu.

Çoğunluk dört yıl önce, Trump’ın aşırılıklarının uzun süredir hukukun üstünlüğüne değer verdiğini söyleyen Muhafazakar Cumhuriyetçi Parti tarafından dizginleneceğini düşünüyordu. Trump’ın aksine önceki Cumhuriyetçi başkanlar bilim ve yenilikler için finansman destekleri yüzünden çift partili olarak anılıyordu lakin Trump, Cumhuriyetçi partiyi kendi popülist değer ve fikirlerine göre yeniden düzenleme yoluna gitti.

Siyasi pusulanın ne tarafına bakarsak bakalım, popülistlerin dünya çapında yükselişte olduğunu görürüz. Dünyayı “insanlar” ve “elitler” olarak ikiye böldüler ve onlara göre ikincisi araştırmacılardan ve popülistlerin çalıştığı kurumlardan oluşuyordu. Lakin Trump, halkın onların bilgisine duyduğu güveni âdeta baltaladı, onların özerkliklerine müdahale etti ve ulusal alanda sahip oldukları rolü küçümsediğini dile getirdi. Bunun yanında Yargıtay yargıçları, memurlar ve gazeteciler de benzer gazaba uğradı.

Covid Felaketi

Trump yönetiminin bugüne dek yasalara, hükümete, bilime ve demokrasinin kurumlarına karşı takındığı umursamaz tutum, Covid-19’a karşı gösterdiği tutum sayesinde tam olarak gözler önüne serildi.

Pandeminin ilk günlerinde Trump ve yönetimi test ve temas kontrolünü arttırmaya, sağlık tesislerini desteklemeye yarayacak bir ulusal strateji oluşturmak yerine Amerika Birleşik Devletleri Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’nin (CDC) yüz maskelerinin ve sosyal mesafenin kullanımı ve ne işe yaradığı hakkında yayınladığı bilimsel açıklama ve yönergelerle alenen dalga geçti.

Joe Biden Başkanlığında Bilim Meselesini Çözecek 5 Kilit Nokta

Mesajın gündemle uyumlu olmadığını anlayan yönetim sonraları yeni bir kılavuz yayınladı. Trump, virüsün tehlikeleri hakkında yalan söyledi ve halkı virüs yayılımını yavaşlatmak ve azaltmak için tercih edilen politikaları protesto etmeye teşvik etti. Ve böylelikle ülkenin ve belki de dünyanın son yarım yüzyılda karşılaştığı en büyük krizi küçümsemiş oldu.

Trump ve yönetiminin bu eylemleri yıkıcı sonuçlar doğurdu. Ülkede ölüm sayısı 215.000’i aşmasının yanında Covid virüsü Amerika’da dünyadaki her yerden daha fazla ölüme sebep oldu. Bu ölüm sayısını nüfusa oranlama yoluna gitsek bile bu tam manasıyla bir felaket. Trump’ın elinde ne vardı? Geniş bilimsel ve parasal kaynakları vardı ve bunların en kıymetli olduğu felaket anında Trump başarısız oldu.

Ve maalesef araştırma tavsiyelerinin bu denli zayıflamasına, düzenleyici bilim kurumlarının bilimsel kapasitesinin zedelenmesi eşlik etti.

50 yıl önce  Cumhuriyetçi bir başkan döneminde kurulan Amerika Çevre Koruma Ajansı (EPA) pek çok ülkenin çevre kirliliğinin tehlikelerini anlamasına yardımcı oldu ve bu kirliliğe karşı milyonlarca hayatı kurtaran düzenlemelere öncülük etti. Lakin Trump’ın gazap kervanına EPA da katıldı. Ajansın yüksek düzey çalışanları, sera gazlarından tutun da cıva ve kükürt dioksit gibi birçok zararlı maddeyi kontrol altına alan 80’den fazla yasa ve yönetmeliği kaldırmak yahut zayıflatmak için ellerinden geleni yaptılar.

Covid-19 ile mücadeleye öncülük etmesi gereken CDC de EPA ile aynı kaderi paylaştı. EPA’nın liderliğini hiç kimsenin bulaşıcı hastalıklar konusunda uzmanlığa sahip olmadığı ve aralarında başkan yardımcısı Mike Pence ve Trump’ın damadı Jared Kushner’ın da bulunduğu bir ekip üstlendi. Daha sonra yönetim Temmuz ayında CDC’nin Covid-19 hakkında veri toplama, veri yönetimi ve paylaşımına ilişkin sorumluluğunu elinden aldı ve bu sorumluluğu başkana bağlılığı ile bilinen Alex Azar’ın başkanlığını yürüttüğü CDC’nin ana kurumu olan Sağlık ve İnsan Hizmetleri Departmanına verdi.

Yakın tarihte hiçbir başkan devlet kurumlarını siyasallaştırmaya ve bilimsellikten uzaklaştırmaya çalışmamıştı. Trump yönetiminin bahsettiğimiz ve bahsedemediğimiz eylemleri iklim değişikliğini hızlandırıyor, doğayı yıkıma uğratıyor, havayı kirletiyor ve vahşi yaşamın ölümüne sebep olduğu kadar insanların da ölümüne sebep oluyor.

Trump Bilime Nasıl Zarar Verdi ve Bu Zarardan Dönmek Neden Uzun Yıllar Sürecek?

Her şey bir yana Trump, içlerinde beyaz üstünlüğünü savunan örgütleri de kısmen destekleyerek milliyetçiliği, izolasyonculuğu ve yabancı düşmanlığını da destekledi. Trump yönetimi 2017 yılından itibaren  içlerinde Müslüman nüfusu baskın olan ülkelerde olmak üzere yedi ülkeye seyahat yasağı getirdi ve göçmenlik politikalarını yeniden dizayn etti. Seçim haftasında olmamıza rağmen İç Güvenlik Bakanlığı, hâlâ  uluslararası öğrencilerin vize sürelerinin kısaltılmasını talep ediyor.

Kapısı tüm dünya öğrencilerine ve araştırmacılarına açık olan Amerika Birleşik Devletleri’nin misafirperverlik ünü bir hayli sarsılmıştır. Bir diğer mevzu ise vizelerinin kısıtlanması istenen bu uluslararası yetenekli öğrenci ve araştırmacılar, ülkenin araştırma ve buluş noktasında güçlü konuma gelmesinde önemli rol oynamıştır. Trump’ın sınırları kapatmaya, göçü sınırlamaya -özellikle Çin’den gelecek olan araştırmacılara- ve bilimsel işbirliğini caydırmaya yönelik çabaları ve politikaları ufukta görülen küresel zorlukların üstesinden gelmeyi başarmak için ihtiyacımız olan şeylerin tam tersidir.

Lider Biden Olmalı

Trump, ABD başkanlığı pozisyonunu kaldıramadı. Ne Amerika’ya liderlik edebildi ne de Amerika’yı bir arada tutabildi.

Aksine Joe Biden, Senato’da pek çok muhalifle iletişimi olan ve onlarla her türlü destek elde etmek için çalışan verimli bir politikacıydı. Joe Biden’ın yakın geçmişteki bu tecrübesine her zamankinden daha çok ihtiyacımız var çünkü dört yıl öncesine göre bölünme noktasında daha ileri seviyeye gelmiş bir Amerika’yı devralacak.

Bugüne kadar Joe Biden,  araştırmacılara ve araştırmalara saygı duyduğunu gösterdi ve Amerika Birleşik Devletleri’nin paramparça olmuş küresel ilişkilerini yeniden kurmak için çalışmaya söz verdi. Bu nedenle Nature Biden’ı lider olarak görüyor ve seçmenleri 3 Kasım’da kendisine oy vermeye çağırıyor.

Biden’ın üzerinde uzun süre çalıştığı seçim kampanyası da Covid-19 ve iklim değişikliği hakkında kapsamlı planlar içeriyor. Pandemiye karşı verecekleri mücadelede kararların politikacılar tarafından değil halk sağlığı uzmanları tarafından alınacağına ve doğal olarak bu profesyonellerin halkın güvenini yeniden kazanması için elinden geleni yapacağına söz verdi.

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on email

Başka Yazılar

Haftalık Bültene Katılın

Her hafta pazar günü dilsosyal’de yayınlanan içerikleri kısa özetler halinde size yollayalım.

*Her e-postanın altında bulunan “Abonelikten Ayrıl” butonunu kullanarak dilediğiniz zaman abonelikten ayrılabilirsiniz.