Bir hipoteze mi ihtiyacınız var? Bu yapay zeka size yardımcı olabilir!

Makine öğrenimi sistemleri fikirleri test etmekle kalmayıp yavaş yavaş üretmeye de başlıyor. Bir psikoloji çalışması için hipotez üreten bu algoritma tüm sosyal bilim metodolojisini kökünden değiştirebilir.

Çevrimen: Sedanur Yartaşı

Editör: Hazal Öncel

Sayfa Düzeni: Erhan Köş

Bir hipoteze mi ihtiyacınız var? Bu yapay zeka size yardımcı olabilir!

Makine öğrenimi sistemleri fikirleri test etmekle kalmayıp yavaş yavaş üretmeye de başlıyor. Bir psikoloji çalışması için hipotez üreten bu algoritma tüm sosyal bilim metodolojisini kökünden değiştirebilir.

Çevirmen: Sedanur Yartaşı

Editör: Hazal Öncel

Sayfa Düzeni: Erhan Köş

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Sedanur Yartaşı, İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı lisans öğrencisi. Edebiyat eleştirisi, görsel sanatlar ve çeviri başlıca ilgi alanları.

Hazal Öncel, İstanbul Üniversitesi’nde sosyoloji öğrencisi. Büyülü gerçekçiliği ve bağımsız filmleri seviyor.

 800 kelime

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Acı çekmenin yanı sıra algoritmaların yapamadığı varsayılan bir diğer şey, insan davranışlarını veya bu davranışların altında yatan çeşitli nedenleri açıklayan teoriler formüle etmektir. Algoritmalar bilgisayar sistemleridir, Sigmund Freud veya Carl Jung gibi davranamazlar (en azından ikna edici bir şekilde). Sosyal bilimciler algoritmaları, günün sonunda asıl düşünme koltuğunda oturanın insanlar olduğundan emin bir şekilde, fikirleri ölçmenin ve test etmenin yanı sıra davranışları (örneğin insanların nasıl oy kullandığını veya kimlerin kendine zarar vermeye meyilli olduğunu) potansiyel olarak öngörmek için bir araç olarak kullanmışlardır.

Bu noktada küresel salgın sürecinde insan davranışlarını araştıran bir psikolog ekibine yöneliyoruz: Neden bazı insanlar sosyal mesafe ve maske takma gibi Covid-19 önlemlerine diğer insanlardan daha fazla dikkat etmektedir? Araştırmacılar bu tür kurallara direnç gösteren insanların yaşları veya uyrukları fark etmeksizin birtakım ortak değer veya tutumlara sahip olduklarından şüpheleniyorlardı ancak bunların neler olabileceğine dair fikirleri yoktu.

Ekibin ilgi çekici ve test edilebilir bir hipoteze, gerçek bir fikre ihtiyacı vardı. Bunun için de bir makine öğrenimi algoritmasına yöneldiler.

Çalışmanın yazarlarından biri olan ve Singapur’daki Nanyang Teknoloji Üniversitesi İşletme Okulu’nda çalışan psikolog Krishna Savani anlatıyor: “Kalıpların dışında düşünmeye çalışalım dedik ve bir makine öğrenimi modelinden üzerinde çalışabileceğimiz fikirler almaya karar verdik.” 

Yakın zamanda Psychological Science’ta yayımlanan bu çalışmanın sosyal bilim yöntemlerinde bir değişime işaret edip etmediğini söylemek zor. Ancak bu çalışma, uzmanlara göre fikirleri sadece test etmek değil üretmek için de makine kullanma konusunda iyi bir başlangıç noktası teşkil ediyor.

Davis Kaliforniya Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn, “Bu çalışma teoriden bağımsız, veriye dayalı öngörücü araştırmalarda yeni hipotezler oluşturma noktasında yardımcı olabileceğini ve bunun sonucunda elde edilen hipotezin test edilip geliştirilebileceğini ortaya koyuyor.” dedi.

Araştırmacılar bu çalışmada olguları etkili bir biçimde tersinden ele aldılar. Virüs önlemlerine uymayan insanların toplumsal normları ihlal ettiği, bunun bir tür ahlaki düşüş olduğu kanısına vardılar. Önceki araştırmalar, çeşitli durumlarda etik standartlara ilişkin ortak tutumlar veya inançlar -örneğin kişinin kestirmeden gitmeyi haklı çıkarma istekliliği gibi- hakkında net cevaplar ortaya koymuyordu. Dolayısıyla ekip, Michigan Üniversitesi’nin yürüttüğü yaklaşık 100 ülkeden 350 bin kadar insanın etikle ilgili soruların yanı sıra 900’den fazla farklı soruları yanıtladığı bir proje olan Dünya Değerler Araştırması’ndan alınan verileri bir makine öğrenimi algoritmasına işlettiler.

Makine öğrenimi programı farklı tutum ve cevap kombinasyonlarını birbirleriyle karşılaştırarak etik anketlerinde elde edilen yüksek veya düşük puanların en çok hangileriyle ilişkili olduğunu araştırdı.

Araştırmacılar katı ahlaki inançlara sahip olmakla bağlantılı ilk on tutum arasında, din ve suç hakkında görüşlerin ve siyasi liderliğe duyulan güvenin bulunduğunu gördüler. Yazdıklarına göre bu on tutumdan ikisi ön plana çıkmaktaydı: “İnsanlığın aydınlık bir geleceği olduğu” inancı güçlü bir etik tutumla, “insanlığı karanlık bir geleceğin beklediği” inancıysa daha zayıf bir etik tutumla ilişkiliydi.

Dr. Savani, “Çalışmamızda yönlendirebileceğimiz ve şu an içinde bulunduğumuz durumu ilgilendiren bir şey olmasını istedik – insanlığı nasıl bir gelecek bekliyor?” dedi.

Bu araştırmayı takiben 300 kadar ABD vatandaşıyla çevrimiçi yapılan bir çalışmada, katılımcıların yarısına salgının nasıl ilerlediğine dair nispeten korkutucu ancak isabetli bir yazı okutuldu: Çin, sert önlemlerle ve biraz şansla salgını kontrol etmişti, Amerika’nın kuzeydoğusu da salgını kontrol altına almıştı fakat ikinci dalga yoldaydı ve işler daha kötüye gidebilirdi.

Bu grup verilen metni okuduktan sonra, yiyecek stoklamak ve maskesiz dolaşmak gibi Covid-19 kural ihlal etmeye diğer gruptan daha meyilli hale gelmişti. Diğer grubun okuduğu metinse daha iyimser ve eşit ölçüde isabetliydi: Çin ve başka ülkeler salgını tamamen kontrol altına almışlardı, aşılar yoldaydı, karantinalar ve diğer önlemler de işe yarıyordu.

Yazarlar çalışmayı, “Bulgularımız gösteriyor ki, Covid-19 küresel salgını bağlamında insanların etik bir şekilde davranmasını istiyorsak yönetim ve medya yoluyla olumlu gelişmeleri vurgulamalı, insanların salgın sürecine ve geleceğe pozitif bakmaları için sebepler sunmalıyız.” şeklinde sonuçlandırdı.

Bunları söylemek yapmaktan çok daha kolay. Diğer uzmanlara göre hiçbir psikoloji çalışması ulusal politikaları etkilemeyecektir, en azından aynı sonuçların yinelenmesi ve daha fazla kanıt gerekmektedir. Ancak fikri basit şekilde test etmek yardımcı olabilir: Bilim insanları bu ay, geliştirilmekte olan iki aşının ilk verilere göre yüzde 95 civarında etkili olduğunu açıkladı. Bu iyimser haberler insanları daha sorumlu davranmaya teşvik edecek midir?

Dr. Savani bir e-postada “Bulgularımız, tüm bu aşı haberlerinin insanları günlük hayatlarında (maske takmak gibi) daha etik davranmaya yöneltebileceği yönünde.” dedi.

Makine öğrenimi programlarına yönelik yaygın bir eleştiri, onların bir “kara kutu” olduklarıdır: Büyük karmaşık veri havuzlarında örüntüler keşfederler fakat bu örüntülerin ne anlama geldiğini kimse bilmez. Bilgisayarlar duraksayıp örneğin belli bir yaşta, belli bir tıbbi geçmişi ve posta kodu olan savaş gazilerinin niçin yüksek intihar riski taşıdıklarını açıklayamaz, bunlar yalnızca verilerin gösterdikleridir. Sistem öngörüler sunar fakat gerçek bir anlayış mevcut değildir. 

Ancak makinenin, oluşmasına yardım ettiği bir hipotezle başlamasını sağlamak, kutuda sadece bir çatlak açmış oldu. Sonuç olarak halen hayatımızı idare eden devasa bilgisayar sistemleri bu iyimserlik etiğini uzun zaman önce keşfetmiş bile olabilir, kim bilir?

Hatta bu makineler o bilindik, reklam güdümlü, ticari olanların dışında kim bilir başka hangi gizli, “öğrenilmiş” psikoloji teorilerini kullanıyorlardır? Makineler pek çok insan davranışının arkasındaki gizli kodları çözmüş bile olabilir, fakat bunları açıklığa kavuşturmak için canlı beyinlere ihtiyacımız olacak.

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Haftalık Bültene Katılın

Her hafta pazar günü dilsosyal’de yayınlanan içerikleri kısa özetler halinde size yollayalım.

*Her e-postanın altında bulunan “Abonelikten Ayrıl” butonunu kullanarak dilediğiniz zaman abonelikten ayrılabilirsiniz.

Başka Yazılar

Haftalık Bültene Katılın

Her hafta pazar günü dilsosyal’de yayınlanan içerikleri kısa özetler halinde size yollayalım.

*Her e-postanın altında bulunan “Abonelikten Ayrıl” butonunu kullanarak dilediğiniz zaman abonelikten ayrılabilirsiniz.