Bugünün zorluklarını aşmak için yeni bir üniversite türü ortaya çıkıyor

Dünya hızla değişiyor bu durum diğer her kurum gibi üniversiteleri de aşındırıyor. Günümüz üniversiteleri 100 yıl öncekilerin aksine çağın ihtiyaçlarına cevap veremiyor. Arizona Eyalet Üniversitesi Başkanı Michael M. Crow çağın ihtiyaçlarına cevap veren yeni bir üniversite modelinden bahsediyor.

Çevirmen: Dilara Öztekin

Editör: Dilara Aydın

Sayfa Düzeni: Erhan Köş

Bugünün zorluklarını aşmak için yeni bir üniversite türü ortaya çıkıyor

Dünya hızla değişiyor bu durum diğer her kurum gibi üniversiteleri de aşındırıyor. Günümüz üniversiteleri 100 yıl öncekilerin aksine çağın ihtiyaçlarına cevap veremiyor. Arizona Eyalet Üniversitesi Başkanı Michael M. Crow çağın ihtiyaçlarına cevap veren yeni bir üniversite modelinden bahsediyor.

Çevirmen: Dilara Öztekin

Editör: Dilara Aydın

Sayfa Düzeni: Erhan Köş

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Dilara Öztekin, sosyoloji bölümünde lisans öğrencisi. alanı doğrultusunda çeşitli çalışmalarda bulunuyor. İmkan buldukça farklı mekanlar keşfetmeyi ve bunları fotoğraflamayı seviyor.

Dilara Aydın, İzmir Bakırçay Üniversitesi Sosyoloji yüksek lisans öğrencisi. Doğayı ve yolda olmayı seven gezgin ruhlu biri. Sosyoloji, sanat, felsefe ve yeni medya alanlarına ilgi duyar.

 1000 kelime

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Dünya hızla değişmekte ve bu değişimden etkilenen bireylere fayda sağlayabilmesi, ayrıyeten hizmet edebilmesi için Amerikan üniversitelerinin de değişmesi gerekmektedir. Bu bağlamda, Arizona Eyalet Üniversitesi Başkanı Michael M. Crow, üniversitelerin rolünün toplumun tüm kurumlarının benimsemesi gereken bir model oluşturmak olduğunu söylemektedir. Önde gelen üniversitelerin bir kısmı, eğitimde yaşanan değişimin yıkıcı olabilecek sonuçlarına karşı cevap vermeye hazır nitelikteyken, bir kısmı ise hızla değişen koşullar ve ortaya çıkan yeni taleplere uyum sağlama konusunda pek hazır değildir.Bu noktada ASU Başkanı Michael Crow, Amerikan üniversitelerinin ‘’beşinci dalgası’’ olarak adlandırdığı çözüm önerilerinde çeşitli kriterlerden bahsetmektedir. 

Bunlar, Amerikan üniversitelerinin klasik araştırma modelinin ötesine geçebilen, etkin ve dinamik olabilen, diğer üniversitelerin işleyişi hakkında bilgi sahibi olan ve onları denetleyebilen modern yapılar olarak tezahür etmektedir. Bu özellikler ile tahayyül edilen yeni üniversitelerin, modernitenin oluşturduğu çeşitli taleplere, tekrar gözden geçirilmiş modern bir tutum ile çözüm bulacağı düşünülmektedir.

Crow’un bu konu üzerine görüşleri, bugün (Şubat. 9, 2021) Amerikan Bilim Geliştirme Derneği’nin yıllık toplantısında konuşulmuştur. Onun, üniversitelerin tarihine değinen “Araştırma Üniversitelerinin Yeni Bir Evrimi” başlıklı sunumu, Amerikan toplumunun içinde bulunduğu  zor koşulları açıklayan ve  beşinci dalga olarak adlandırılan yeni üniversitelerin, bu zorlukları ne şekilde aşabileceğini gösteren niteliktedir.

Crow, ASU bünyesinde kıdemli bir araştırma görevlisi olan William Dabars ile birlikte yazdığıThe Fifth Wave” adlı son kitabında, -küresel sorunların çözümüne katkıda bulunmak da dahil olmak üzere- toplumun ihtiyaçlarına birçok yönden daha iyi cevap vereceği düşünülen yeni araştırma üniversitelerinin standardını anlatmaktadır.

Crow’un anlatımına göre, Arizona Eyalet Üniversitesi tarafından geliştirilen ‘’Beşinci Dalga’’ adlı bu yeni model Amerikan üniversiteleri eşitlikçi, erişilebilir, ölçeklenebilir, teknolojik açıdan sofistike yapıda ve sosyal açıdan yeterliliği olan bir minvalde, binlerce ve on binlerce öğrenciyi eğitmektedir.

Günümüzün önde gelen üniversitelerinin çoğu, -bunlar yaklaşık 140 yıl önce ortaya çıkan Amerikan araştırma üniversiteleridir- üniversite evriminin dördüncü dalgasını oluşturmaktadır. Bu üniversitelerin; temel doğa anlayışındaki ilerlemeler, uygulamalı bilimleri interdisipliner şekilde işleyebilme ve bunun yanında, insan kültürünü, insanın coğrafya duygusunu ve benlik duygusunu keşfedebilmesi gibi topluma katkı sağlayan köklü bir tarihi vardır. Crow ‘’Bunların hepsi harika ama yetersizdi’’ söylemi ile, üniversitelerin evrimsel sürecinde çoğunlukla toplumun makro yönlerinden soyutlanıp, mikro katmanlarına nüfuz ederek özelleştiğini ifade etmektedir.

Crow, Amerikan üniversitelerinin salgına karşı hazırlıksız olduğu gerçeğini, “Aniden, bilim ile nasıl yeterince olumlu bir ilişki kuracağımızı, karmaşıklık ile yeterince nasıl başa çıkacağımızı, disiplinler arasında nasıl bağlantı kuracağımızı ve bilginin nesnelliği konusunda nasıl daha fazla güven inşa edeceğimizi   bilmiyorduk.” sözleri ile açıklamaktadır. Crow’a göre salgın, ihtiyaç duyulan şeyin başka bir üniversite türü olduğunu, yani; bugün var olan ve örnek teşkil edenlerin yerine ‘’beşinci dalga’’ modelinin inşa edilmesi gerektiğini göstermektedir.

“Yeni” üniversiteler, geçtikleri evrimsel aşamaların sonunda toplumun hızla gelişen ihtiyaçlarına cevap verebilecektir. Onların ayırt edici özelliklerine bakıldığında, epistemolojik felsefe paradigmasına dahil olmaları ve tüm insanları ‘yaşam boyu öğrenenler’ olarak görmeleri, iklim değişikliği ve halihazırda pandemi gibi insanların bugün karşı karşıya olduğu zorluklara büyük ölçekte katkıda bulunmaları; sosyal sorunlara karşı durum değerlendirmesi yapmaları ve buna istinaden toplumun gelişiminden sorumlu olmaları ile karşılaşılmaktadır.

Fakat Crow, her ne kadar beşinci dalga üniversitelerinin güçlü görülen yanları olsa da bahse konu evrimsel süreci sınırlayacak bazı engellerin olabileceği konusunda bizleri uyarmaktadır.

Crow, üniversitelerin kendi özel alanından sıyrılıp kamusal alanın sorunlarına eğilmeye başladığı zaman bu sınırlayıcı engellerden kurtulabileceğini ve esasında salt tüketim mantığında işleyen “meta eğitim” çarkından çıkılması gerektiğini şu sözlerle ifade etmektedir: “Spor ligleri oluşturuyoruz, ancak iklim değişikliğini tartışmak için  araştırma komisyonları oluşturmuyoruz. Mevcut üniversite modellerinin çoğu, küçük merkezler ve küçük gruplar etrafında sadece rekabet mantığında birbirlerini alaşağı etme üzerine kurulu. Bu sistem; gezegenle olan ilişkimizi nasıl yöneteceğimiz, kültürel ve ekonomik rekabetçiliği nasıl dizginleyebileceğimiz ve bunu çok çeşitli bir nüfusun yararına nasıl kullanışlı hale getirebileceğimiz gibi büyük problemler üzerinde çalışmak için hiç boşluk bırakmamakta. Kendimize sormamız gereken asıl mesele, Batı bilimi, Batı kültürü, Batı teknolojisi ve yerli bilim, yerli kültür ve yerli teknoloji arasında nasıl bağlantılar kuruyoruz veya kurabiliyor muyuz?”  Crow, tüm bu soruların cevabına ulaşıldığı zaman yeni bir Amerikan araştırma üniversitesi modelinin ortaya çıkacağını ve bu sayede kuşaklar arası etkileşimin soyut manada değil, işlevsel bir şekilde gerçekleşeceğini ifade etmektedir.

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Başka Yazılar

Haftalık Bültene Katılın

Her hafta pazar günü dilsosyal’de yayınlanan içerikleri kısa özetler halinde size yollayalım.

*Her e-postanın altında bulunan “Abonelikten Ayrıl” butonunu kullanarak dilediğiniz zaman abonelikten ayrılabilirsiniz.