Camus: İntihar ve Sisifos’u Mutlu Hayal Etmek

Albert Camus filozof, yazar ve gazeteciydi. Görüşleri, absürdizm olarak bilinen felsefe akımının yükselişine katkıda bulundu. Camus’un temel fikir ve görüşlerini incelemek için kesinlikle en iyi yapıtlarından biri olan Sisifos Söyleni’ne geri dönmeliyiz.

Çevrimen: Simten Keskinkılıç

Editör: Dilara Aydın

Tasarım: Erhan Köş

Camus: İntihar ve Sisifos’u Mutlu Hayal Etmek

Albert Camus filozof, yazar ve gazeteciydi. Görüşleri, absürdizm olarak bilinen felsefe akımının yükselişine katkıda bulundu. Camus’un temel fikir ve görüşlerini incelemek için kesinlikle en iyi yapıtlarından biri olan Sisifos Söyleni’ne geri dönmeliyiz.

Çevirmen: Simten Keskinkılıç

Editör: Dilara Aydın

Tasarım: Erhan Köş

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Simten Keskinkılıç, İstanbul Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı mezunu. Gerçek bir Slytherin ve varoluşsal travmalarını Eurovision ile atlatmayı seviyor.

Dilara Aydın, İzmir Bakırçay Üniversitesi Sosyoloji yüksek lisans öğrencisi. Doğayı ve yolda olmayı seven gezgin ruhlu biri. Sosyoloji, sanat, felsefe ve yeni medya alanlarına ilgi duyar.

Erhan Köş, İstanbul Üniversitesi Sosyoloji lisans öğrencisi. Bilim metodolojisi üzerine çalışıyor.

700 kelime

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Sisifos Söyleni’nin ana konusu Sisifos’un mitolojik temsilinin bir anlatısı etrafında döner. Korint kralı Sisifos hilekarlıklarıyla ünlü biriydi, hatta ölümü bile iki kez aldatmayı başarmıştı. Bu durum, Zeus’un onu ebedi bir cezaya çarptırmasına neden oldu. Bu ceza sonucu bir kayayı Hades’in derinliklerindeki bir tepeye yuvarlaması gerekiyordu, ancak kaya zirveye her yaklaştığında aşağıya yuvarlanıyordu.

Camus, Sisifos Söyleni’ni hayatın anlamsız ve saçma olduğunu haklı çıkarmaya çalışan bir alegori olarak sunar. Ancak her şeye rağmen hayat bir meydan okuma olarak kabul edilmelidir. Sisifos bir bütün olarak insanlığı temsil eder ve Sisifos’un cezası, hayatımız boyunca her gün yaptığımız şeylerin bir sembolü olarak karşımıza çıkar. Camus’a göre, eylemlerimiz de Sisifos’un kayaları yuvarlaması gibi anlamsız ve verimsizdir.

Bu son derece umutsuzca yaşanmış bir hayatın fikri elbette kulağa ürkütücü geliyor. Fakat Camus, Sisifos’u mutlu hayal etmemiz gerektiğini söylüyor ve şöyle yazıyor:

“Sisifos’u dağın eteğinde bırakıyorum! Kişi yükünü eninde sonunda bulur. Ama Sisifos, tanrıları yadsıyan ve kayaları kaldıran üstün sadıklığı öğretir. O da her şeyin iyi olduğu yargısına varır. Bundan böyle, efendisiz olan bu evren ona ne kısır görünür, ne de değersiz. Bu taşın ufacık parçalarının her biri, bu karanlık dağın her madensel parıltısı, tek başına bir dünya oluşturur. Tepelere doğru tek başına didinmek bile bir insan yüreğini doldurmaya yeter. Sisifos’u mutlu olarak tasarlamak gerek.”

Sisifos mutludur, çünkü kendisine verilen cezayı kabul etmiştir. Kayayı yuvarlaması gerektiğini anlar ve tepenin zirvesinde amacına ulaştığı zaman anlık bir mutluluk deneyimleyeceğini bilir. Üstelik bu mutluluğu dört gözle beklemektedir. Camus, hayatın saçmalığı ile yüzleşebilelim diye Sisifos’u mutlu hayal etmemizi ister, çünkü ancak saçmalığı kabul ettiğimizde bunun üstesinden gelebilir ve bir tür mutluluğa doğru ilerleyebiliriz.

Camus, Sisifos Söyleni’nin başında tek önemli felsefi sorunsalın intihar olduğunu, diğerlerinin ikincil bir değer taşıdığını iddia eder. Her gün milyonlarca insan kendine “Bu hayat yaşamaya değer mi?” diye soruyor. Camus’un kaygısı da bu sorunun içinde yatmaktadır. Hayatın yaşamaya değer olup olmadığına karar vermek, felsefenin temel sorusuna cevap aramak anlamına gelir. Geriye kalan her şey ve diğer bütün bu sorgulamalar daha sonra gelir.

Camus, intiharın hayatın yaşamaya değer olmadığının itirafına eşdeğer olduğunu savunur ve bu itirafı “saçmalığı hissetmek” ile ilişkilendirir. Genel olarak, insanlar yaptıkları şeylerde mantığı ve iyiyi bulmak için bir anlam ve amaç bilinciyle yaşarlar. Ancak bazen, bazı insanlar günlük eylemlerinin ve düşüncelerinin birçok dış faktör tarafından belirlendiğini fark ederler, bu da anlamlı olan yaşamı tamamıyla saçma ve anlamsız kılar.

Camus burada, hayatın anlamsız olduğu fikrinin sadece hayatın yaşamaya değmediği anlamına gelip gelmediği ile ilgilenir. Yani intihar, saçmalığa bir çözüm müdür? Camus, sonucun yalnızca yaşam ve ölüm olmasından dolayı bu sorunun sadece iki cevabı olabileceğine dair bir tuzağa düşmememiz gerektiğine inanıyordu.

Çoğu insan bu soruya kesin bir cevap bulamadıklarından dolayı yaşamlarına aynen devam ederler. İnsanların yargıları ve eylemleri arasında pek çok çelişki bulunur. İntihar edenler hayatın bir değeri olduğundan emin olabilir ve hayatın yaşamaya değmediğini hisseden birçok kişi de yaşamlarına devam edebilir.

Varoluşun anlamsızlığı ile yüzleşirken bizi intihardan alıkoyan nedir? Camus, bunu büyük ölçüde yaşama içgüdümüzün intihar nedenlerimizden çok daha güçlü olmasına bağlar: “Düşünme alışkanlığını edinmeden yaşama alışkanlığını ediniriz”. Camus’un “kaçma eylemi” olarak adlandırdığı eylem aracılığıyla, yaşamın anlamsız doğasının tüm sonuçlarıyla yüzleşmekten içgüdüsel olarak kaçınırız. Bu kaçma eylemi, kendisini çoğunlukla beklentiler olarak dışa vurur. Başka bir hayat umarak ya da bu hayatta bir anlam bulmayı umarak, hayatın saçmalığının ve anlamsızlığının sonuçlarıyla yüzleşmeyi erteleriz. 

Hayatın saçma ve anlamsız olduğunu savunan Camus, bu eserinde absürdün sonuçlarıyla yüzleşmemizi ister. Çünkü her ne olursa olsun, yine de saçmalığa isyan edebilir ve bu saçmalığın orta yerinde biraz mutluluk bulabiliriz. Esasen Camus, hayatın saçmalığına boyun eğmekle, şaibeli metafizik önermeleri kucaklayıp bu saçmalığı inkar etmek arasında üçüncü bir alternatif olup olmadığını sorgular. Hayatın anlamlı olduğuna dair umut olmadan, fakat intihara yol açan umutsuzluk da olmadan yaşayabilir miyiz? Eğer fark bu kadar net bir şekilde ortaya konabilirse bir alternatif ortaya çıkabilir gibi görünüyor: hayatımıza meydan okurcasına devam edebiliriz. İnançsız, umutsuz ve itirazsız bir şekilde yaşayabiliriz. Tam da bunun için Sisifos’u mutlu hayal etmeliyiz.

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Haftalık Bültene Kaydolun

Her hafta pazar günü dilsosyal’de yayınlanan içerikleri kısa özetler halinde size yollayalım.

*Her e-postanın altında bulunan “Abonelikten Ayrıl” butonunu kullanarak dilediğiniz zaman abonelikten ayrılabilirsiniz.

Başka Yazılar

Haftalık Bültene Katılın

Her hafta pazar günü dilsosyal’de yayınlanan içerikleri kısa özetler halinde size yollayalım.

*Her e-postanın altında bulunan “Abonelikten Ayrıl” butonunu kullanarak dilediğiniz zaman abonelikten ayrılabilirsiniz.