Camus’nün Veba’sından COVID-19’a

Peki, bizim için bundan sonra dünya nasıl olacak; normale dönebilmemiz için ne kadar zaman gerekecek, kısa sürede bu mümkün mü? Tıpkı Rieux gibi bizler de zaferin asla kesin olarak gerçekleşmediğini hatırlamalıyız.

Çevrimen: Yağmur Alev

Editör: Ömer Gezen

Sayfa Düzeni: Erhan Köş

Camus’nün Veba’sından COVID-19’a

Peki, bizim için bundan sonra dünya nasıl olacak; normale dönebilmemiz için ne kadar zaman gerekecek, kısa sürede bu mümkün mü? Tıpkı Rieux gibi bizler de zaferin asla kesin olarak gerçekleşmediğini hatırlamalıyız…

Çevirmen: Yağmur Alev

Editör: Ömer Gezen

Sayfa Düzeni: Erhan Köş

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Yağmur Alev, İstanbul Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı mezunu. Kelimelerin ve notaların gücüne inanır.

Ömer Gezen, İstanbul Üniversitesi Sosyoloji & Felsefe öğrencisi. Gökyüzüne bakmayı, düşünmeyi ve kitap okumayı seviyor.

1,100 kelime

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Albert Camus, Veba adlı eserini 1947 yılında yayımlar. Yazar, Alman ordularının Fransa’yı işgal ettiği yıllar sırasında yazdığı bu eserde, veba hastalığı aracılığıyla düşmanın varlığına karşı insanların gösterilebileceği olası farklı tepkileri ortaya koyar. Şimdi, o dönemle şu an içinde bulunduğumuz pandemi arasında bağlantı kurmaya sadece bir adım var.

Camus’nün romandaki sözcüsü olan Doktor Bernard Rieux’nün güncesi yardımıyla okuyucu, vebanın Cezayir’in 200.000 nüfuslu Oran kentinde ortalığı kırıp geçirdiğini öğrenir. Kent birkaç ay boyunca izole edilecektir. Hastalık insanlara yayılmadan önce ilk olarak farelerin kenti istila etmesiyle kendini belli eder, sürecin devamında da yüzlerce insan hayatını kaybeder. Camus, bu eseri yazarken gerçek olaylardan ilham almıştır. 

Hiç kimse şehri terk edemez ya da şehre geri dönemez. Ayrılık, ne yaman şey! Anne-babalar, çocuklar ve sevgililer bu ayrılığın geçici olduğuna inanarak birkaç günlüğüne şehri terk ederler ama lanet hastalık bitecek gibi görünmüyordur. “Vebalar da savaşlar da insanı hazırlıksız yakalar.”¹  cümlesini düşünürsek, hazırlıksız yakalanma konusunda Oran sakinlerine benzediğimizi söylemek mümkün ancak onların durumu bizimkinden biraz daha farklı. Oran’da sıkı bir sınırlama veya sosyal mesafe kuralı yoktur ve sağlık önlemleri zar zor uygulanmaktadır. Asemptomatik hastaların varlığı kimseyi endişelendirmez, izolasyon ise yalnızca teşhis edilmiş veba vakaları için uygulanır.

1 – Camus Albert, Veba, Çev: Nedret Tanyolaç Öztokat, Can Yayınları, İstanbul 2021, s.45

Dükkanlar kapılarını kapatır, temel gıda ürünleri karneye bağlanır, turistler de yoktur. Veba “tüm ekonomik yaşamı alt üst eder ve önemli sayıda insanın işsiz kalmasına yol açar.” ². Alışveriş kuyrukları oluşur, araç trafiği azalır, alkol tüketimi artar ve akla mantığa sığmayan olaylar meydana gelir. Örneğin yaşlı bir adam, kedilere tükürür veya bir veba hastası ansızın sokaktan geçen bir kadına sarılır. COVID-19 pandemisi boyunca da kimilerinin beyhude bir isyan girişiminde bulunarak başkalarına tükürdüğünü duymuşsunuzdur.

2 – Age, s.177

Peki, şehri kapatmak çok fazla fedakârlık mı gerektiriyor? Oran sakinleri, şehir kapandığı için valiliğe kızgındır. Üç hafta sonra gazetelerde “Tedbirleri yumuşatmayı düşünemez miyiz?” manşeti yankılanmaya başlar. Evet, hastalık yüzünden ölümler yaşanıyor ancak çoğu kişi için sorun somutlaşmıyor. Virüsün etkilerini bilmemize ve açıklanan istatistikleri görmemize rağmen düşman görünmez kalıyor. COVID-19, bireysel mutluluğumuzu bozan ve kimilerinin eski günlere hızlı bir şekilde geri dönmek istediği için itiraz ettiği soyut bir kavram olarak kalmaya devam ediyor. Ayrıca, tıpkı Oran vatandaşları gibi biz de bir şekilde tüm bu anormalliğe uyum sağladık, isyanımız söndü. “Umutsuzluğa alışmak, umutsuzluktan beterdir,”³ der Camus.

3 – Age, s.182

Kadercilik ve Sağduyu

Ölüm karşısında nasıl davranılır? Sağduyulu kalmalı ve aktif bir şekilde kaderci olmalıyız. Bu dönemde işimizi yapabilecek kadar şanslıysak, yaptığımız işi iyi yapmalıyız. Örneğin romanda Rieux hastaları tedavi eder, Castel serum üretmeye çalışır, Grand istatistikleri hazırlar, Rahip Paneloux ayinleri yönetir, Othon bir yargıçtır, Tarrou ve Rambert Rieux’ye yardım etmeyi teklif eder. Aslında ilk başta gazeteci Rambert, Oran’ı terk etmeye çalışır çünkü ne bu şehir onun şehridir ne de düşman onun düşmanıdır. Üstelik başka bir şehirde onu bekleyen bir sevgilisi de vardır. Şehirden kaçabilmek için Rieux’den yardım ister ancak Rieux bu teklifi reddeder. Bunun üzerine Rambert, Rieux’yü mantığın diliyle konuşmasıyla ve soyutluklar dünyasında yaşamasıyla eleştirir. Aslında Rambert, kolektif tarihi reddettiği için her şeyi kendi kişisel boyutuna çekmiştir. Rieux, ona kısmen hak verir; mutsuzluğun bir soyutlama payı vardır “ancak soyut olan sizi öldürmeye başlarsa, o zaman soyutluklarla ilgilenmek gerekir.”⁴ . Daha sonra sadece kendi mutluluğunu düşündüğü için utanan Rambert, gönüllü sağlık hizmetlilerinden oluşan bir ekibe katılır.

4 – Age, s.93

Rahip Paneloux toplu ayinler düzenler. Verdiği bir vaaz esnasında şöyle der: “Kardeşlerim! Felaketin içindesiniz; kardeşlerim, bunu hak ettiniz.”⁵ . Ancak tüm dini liderler, Paneloux gibi obskürantizm⁶ yanlısı değildir; çoğu sorumlu davranır. Bununla birlikte pandemi sırasında birkaç vaizin ve televizyon misyonerinin doğrudan saptığı gözlemlendi. Amerika Birleşik Devletleri’nde Kenneth Copeland isimli bir din adamı, alay edilmekten korkmadan canlı yayında bir çare sundu: Virüsü üfleyerek yok etmek! Diğerleri ise kiliselerinin güvenli bir yer olduğunu iddia ederek kiliselerini kapatmayı reddettiler.

5 – Age, s.98
6 – “Obskürantizm” ya da “Bilmesinlercilik” hakikatin toplumun bazı sınıf ve kesimlerince bilinmesinin kasıtlı olarak önlenmesi anlamına gelen bir kavramdır.

Romana dönecek olursak, bir bilim insanı olan Rieux, gerçek hastalık dünyasına yabancı olan teolojik düşüncelerle ne yapacağını bilemez. Gerçeklere bağlı kalır. Onun için kesin olan tek şey, var olan hastalar ve bu hastaların tedavi edilmesi gerektiğidir. Kurtuluş her şeyden önce sağlıktadır. Oturma odanızın rahatlığında işe koyulmalı, somut bir şey yapmalı; yardım etmeye çalışanlara merhamet göstermeli, onları hor görmemeli ve olup bitenleri uzaktan yargılamamalısınız.

Peki, dini kaygıların ötesinde, veba insanlara bir şey öğretemez mi? Rieux yanıtlıyor: “Bu dünyadaki tüm hastalıklar için doğru olan, veba için de doğru… Veba bazı insanların olgunlaşmasına yardımcı olabilir. Bununla birlikte getirdiği sefalet ve acıyı düşünürsek; vebaya boyun eğmek için deli, kör ya da korkak olmak gerekir.”⁷ .  Elbette, COVID-19 salgını; dayanışma, yaratıcılık, hayatımızın anlamı üzerine düşünmek gibi olumlu etkiler ortaya çıkardı. Ama en iyi yanlarımızın ortaya çıkması için kim gerçekten bu tür belaları ister ki? Fazlaca vurgulanan bu olumlu eylemler, “dolaylı yoldan ve büyük bir bağlılık duygusuyla kötülüğün önünde saygıyla eğilme” kusuruna sahiptir. “Çünkü o zaman, kötülük ve kayıtsızlık insanların eylemlerinde en sık karşılaşılan etmenler olduğu için, olumlu girişimler de az sayıda gerçekleştiğinden, bu olumlu eylemlerin bu denli değer kazandıkları düşünülebilir.”⁸ . “İnsanlar o kadar da kötü değil,” diye tekrarlar Rieux ve Rahip Paneloux’ya karşı bile kin tutmaz. Üstelik, “verdiği vaazdan daha iyi” olan Paneloux, bir sağlık ekibine katılarak somut adımlar atacaktır. Masum bir kurban olan Yargıç Othon’un oğlunun ölümünden sonra yaklaşımını yumuşatır. Tüm bunları hiçbir şekilde umursamayan veba, sonunda onu da alıp götürecektir.

7 – Albert Camus, age, s.129
8 – Age, s.135

Jean Tarrou, salgının başlangıcından önce de vebayı çektiğini söyler. Ne vasıtasıyla? Adaletsizlikle yaptığı suç ortaklığı vasıtasıyla… Tarrou, gözlerini idam cezasına kapar. Veba, hiç kimsenin tam olarak kaçamayacağı adaletsizliğin bir sembolü haline gelir. 

Genel bir mutsuzluğa rağmen Rieux ve Tarrou; eğlenmeye, yüzmeye gitmeye karar verir. “Hayatın ve dostluğun tadını çıkarmaya devam etmeliyiz,” derler çünkü bundan vazgeçerlerse veba ile savaşmaya devam etmelerinin ne manası kalır? Peki, ya biz pandemi sırasında gülmeyi bırakmalı mıyız? Hayır, gülmemiz gerek… Aksi takdirde hayat çok sıkıcı olurdu. Üstelik gülmek, dramın göz ardı edildiği anlamına gelmez. Gülmek, sinizmin zaferi anlamına gelmez. Gülmek, ruhumuzu hapsolmaktan kurtaran şeydir.

Normalliğe Dönüş

Veba sona ermiş ve hayat normalleşmeye başlamıştır. Tarrou gibi şanssız olan ve durum düzelmeye yakınken hayatını kaybedenler vardır. Normalleşme ilk başta “olumsuzluk içeren bir avuntu”dur. İnsanlar hala eski veba saltanatı altında yaşamaya devam eder. Yeni alışkanlıklardan kurtulmak zordur. “Veba mikrobu hiçbir zaman ölmez veya yok olmaz.”⁹. Hem sonra, her şey eskisi gibi devam edebilecek mi? İnsanların yüreğinde ne değişecek? Tarrou, veba salgınından çıkıldığında şehre büyük bir barışın hâkim olacağına inanıyordu. Ne hayalperest ama!

Oran sakinleri sonunda birbirlerine kavuşurlar. Önce çekingen bir şekilde, sonra gitgide bu çekingenliği kırarak birbirlerine tekrar sarılmayı başarırlar.

Peki, bizim için bundan sonra dünya nasıl olacak; normale dönebilmemiz için ne kadar zaman gerekecek, kısa sürede bu mümkün mü? Tıpkı Rieux gibi bizler de zaferin asla kesin olarak gerçekleşmediğini hatırlamalıyız. Yakınını kaybetmiş veya hasta olan kimseler için COVID-19’un hükümdarlığı asla sona ermeyecek… “Acı çekme zamanının bittiği ve unutma zamanının henüz başlamadığı” ara bir dönem olacak ancak salgın asla sonsuza dek unutulmayacak… Sonsuza dek zihinlerimizde ve kolektif hafızamızda bir iz bırakacak…

Kendimizi kandırmadan; hazır, tetikte ve birbirimize karşı cömert olalım. İşte bu, Camus’nün Veba’sından alınacak derstir.

9 – Age, s.303

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Haftalık Bültene Katılın

Her hafta pazar günü dilsosyal’de yayınlanan içerikleri kısa özetler halinde size yollayalım.

*Her e-postanın altında bulunan “Abonelikten Ayrıl” butonunu kullanarak dilediğiniz zaman abonelikten ayrılabilirsiniz.

Başka Yazılar

Haftalık Bültene Katılın

Her hafta pazar günü dilsosyal’de yayınlanan içerikleri kısa özetler halinde size yollayalım.

*Her e-postanın altında bulunan “Abonelikten Ayrıl” butonunu kullanarak dilediğiniz zaman abonelikten ayrılabilirsiniz.