Çocukluktan Sonra Başka Bir Dil Öğrenmek Neden Çok Zor?

Herkes ikinci bir dil öğrenmenin yaşla birlikte daha da zorlaştığını bilir. Ve yeni bir araştırmada, bilim insanları  tam akıcılığa ulaşma şansınızın hangi yaşta azaldığını kesin olarak belirled

Çevirmen: Mefkure Demirci

Editör: Arda Köser

Sayfa Düzeni: Erhan Köş

Çocukluktan Sonra Başka Bir Dil Öğrenmek Neden Çok Zor?

Herkes ikinci bir dil öğrenmenin yaşla birlikte daha da zorlaştığını bilir. Ve yeni bir araştırmada, bilim insanları tam akıcılığa ulaşma şansınızın hangi yaşta azaldığını kesin olarak belirledi: 10.

Çevirmen: Mefkure Demirci

Editör: Arda Köser

Sayfa Düzeni: Erhan Köş

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Mefkure Demirci, İngiliz Dili ve Edebiyatı öğrencisi. Araştırma yapmaktan ve klasik müzik dinlemekten keyif alıyor.

Arda Köser, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde yüksek lisans yapmaktadır. Tarih, sosyoloji, felsefe, edebiyat kısacası tam bir sosyal bilim takipçisi. Öykü, deneme ve şiir okumayı ve yazmayı oldukça sever. Yeni tecrübeler, bilgiler edinmek ve diğer insanlara bilgi ve tecrübelerini yansıtmak en büyük gayesi.

 1000 kelime.

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Herkes ikinci bir dil öğrenmenin yaşla birlikte daha da zorlaştığını bilir. Ve yeni bir araştırmada, bilim insanları  tam akıcılığa ulaşma şansınızın hangi yaşta azaldığını kesin olarak belirledi: 10.

Cognition dergisinde yayınlanan araştırma, 10 yaşından sonra ikinci bir dil öğrenmeye başlarlarsa, dil öğrenenlerin yerel düzeyde bir akıcılığa ulaşmalarının “neredeyse imkânsız” olduğunu göstermektedir. Ancak bu, dil becerilerinin bu yaşta kötüye gittiği için gittiği anlamına gelmez. Boston Üniversitesi’nde psikoloji öğretim üyesi ve araştırmanın ortak yazarlarından biri olan Joshua Hartshorne, “Görünüşe bakılırsa hala hızlı öğreniyorsunuz.” diyor. “Sadece zamanınız tükeniyor. Çünkü öğrenme kabiliyetiniz yaklaşık 17 veya 18 yaşında düşmeye başlıyor.  Araştırmaya göre, 10 yaşından birkaç yıl sonra başlayanlar hala bir dilde oldukça başarılı olabilirler fakat tam akıcılığa ulaşmaları pek olası değildir. 

Hartshorne, öğrenme kabiliyetindeki düşüşün neden yetişkinliğin eşiğinde gerçekleştiğinin hala belirsiz olduğunu söylüyor. Muhtemel açıklamalar, beyin esnekliğindeki değişikleri, iş gücüne veya üniversiteye girmeye bağlı olan yaşam biçimi değişiklikleri veya yaşla birlikte artan yeni şeyler öğrenme isteksizliğini içerebilir.

Birçok umutlu dil öğrencisi için 10 yaş geçmişte kaldı. Bu cesaret kırıcı görünse de bilim insanlarının dil edimi için kritik sürenin daha önce düşündüklerinden çok daha uzun olabileceğini öğrenmeleri cesaret vericiydi. Bazı bilim insanları, bu kısa pencerenin doğumdan kısa bir süre sonra kapandığına inanırken, diğerleri yalnızca erken ergenliğe kadar uzatmıştı. Bu tahminler karşılaştırıldığında, dil öğrenme kabiliyeti azalmaya başladığında, 17 veya 18 yaş nispeten yaşlı gözüküyor.

Araştırma, bu yeni bulguya ulaşmak için eşsiz bir yöntem kullandı. Bir dil edinimi araştırması için gerekli olan geniş ve çeşitli insan grubunu bir araya getirmek için araştırmacılar viral olması amaçlanan kullanıcı dostu bir dilbilgisi sınavı oluşturdular. “Which English?” isimli 10 dakikalık sınav, İngilizce dilbilgisi sorularına verdikleri cevaplara dayanarak ana dillerini, lehçelerini ve anavatanlarını tahmin ederek insanların ilgisini çekti. Sınavın sonunda, insanlara gerçek anadilleri, başka bir dil öğrendilerse ne zaman öğrendikleri ve nerede yaşadıkları soruldu. 

Numara işe yaradı. Sınav Facebook’ta 300.000 ‘den çok paylaşıldı, Reddit’in ön sayfasında yer aldı ve 4chan’da trend statüsüne ulaştı. Yaklaşık 670.000 kişi buna kandı ve araştırmacılara her yaştan anadili İngilizce olan ve olmayan, bazıları başka diller konuşan ve konuşmayan insandan büyük miktarda veri sağladı. Katılımcıların yanıtlarını ve hatalarını analiz etmek, onların dil öğrenimi hakkında alışılmadık derecede kesin sonuçlar çıkarmalarına olanak sağladı. (Hartshorne şu anda, herkese açık olan başka çevrimiçi dil deneylerine öncülük ediyor.) 

Kritik dönemle ilgili içgörülerine ek olarak, Hartshorne, sınav sonuçlarının öğrencilerin yeni bir dili sınıfta değil, imersiyon yöntemiyle öğrendiklerinde daha başarılı olduklarını açıkça gösterdiğini söylüyor. Söylemenin yapmaktan daha kolay olduğunu kabul etse de “bir yetişkin olarak bir ülkeye taşınmak ve okul boyunca her şeyi öğrenmektense dili öğrenmeye çalışmak daha iyi olur.”

Yaşadığınız yerden ayrılmak bir seçenek değilse, Hartshorne mümkün olduğunca üç boyutlu bir ortamı taklit etmenizi, yani becerilerinizi kitaplardan almaya çalışmak yerine, ana dili o dil olan insanlarla gerçek konuşmalar yapmanın yollarını bulmanızı öneriyor. Bunu yapabilirseniz, bir yetişkin olarak bile, tamamen akıcı olmasa da konuşma konusunda yetkin olmanız son derece mümkündür, diyor.

Hartshorne, ilkokul yıllarının çok ötesinde olanlar için cesaret verici olmalı, diyor. Yetişkin beyini, öğrenmede araştırmacıların daha önce düşündüğünden daha iyi gibi görünüyor, hayatın ilerleyen dönemlerinde öğrendiğiniz bir dilde akıcı olma ihtimaliniz düşük olsa bile.  

“Geç ergenlik, erken yetişkinlik, yetişkinliğin ortasına kadar beyin esnekliği eksikliği (beyin esnekliğinde eksiklik) görmeye başlamadığımızı görüyoruz. Bir bilim insanı olarak, keşfedilmemiş bir ülke olması her zaman eğlencelidir, fakat aynı zamanda bilmediğimiz şeyler hakkında dikkatli olmamız gerektiğini hatırlatır. Merak ediyorum, bilmediğimiz başka neler var?” diyor Hartshorne. 

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Başka Yazılar

Haftalık Bültene Katılın

Her hafta pazar günü dilsosyal’de yayınlanan içerikleri kısa özetler halinde size yollayalım.

*Her e-postanın altında bulunan “Abonelikten Ayrıl” butonunu kullanarak dilediğiniz zaman abonelikten ayrılabilirsiniz.