Covid Kültürü: Sosyal Bilimcilerin Yeni Gündelik Yaşamımız Hakkındaki Soruları

Salgın, gündelik yaşam pratiklerimizde büyük değişiklikler yarattı. Bu değişimler yeni bir toplumsal düzeni dolayısıyla da yeni soruları beraberinde getirdi. İşte o sorulardan bazıları…

Çevrimen: Tarık Emre Karagül

Editör: Yunus Emre Dökmetaş

Tasarım: Erhan Köş

Covid Kültürü: Sosyal Bilimcilerin Yeni Gündelik Yaşamımız Hakkındaki Soruları

Salgın, gündelik yaşam pratiklerimizde büyük değişiklikler yarattı. Bu değişimler yeni bir toplumsal düzeni dolayısıyla da yeni soruları beraberinde getirdi. İşte o sorulardan bazıları…

Çevirmen: Tarık Emre Karagül

Editör: Yunus Emre Dökmetaş

Tasarım: Erhan Köş

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Tarık Emre Karagül, Uludağ Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği öğrencisi. Sosyoloji ve siyaset felsefesi okumaları yapıyor.

Yunus Emre DökmetaşAkdeniz Üniversitesi Türkçe Öğretmenliği 3. sınıf öğrencisi. Edebiyat ve sanat tarihi ile ilgileniyor.

 1000 kelime

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Covid-19’un bilimsel analizini, aşılar hakkındaki bilinmezlikler ve risklerin en aza indirilmesi gibi birtakım sorunlar işgal ediyor. Lâkin bu sırada sosyal bilimciler, kendiliğinden ortaya çıkan yeni geleneklerin, benlik ve akrabalık duygularının oluştuğu bu yeni toplumsal düzeni dikkate almaya başladılar. Sosyal bilimciler yeni bir kültür dalının, “Covid Kültürü”nün ortaya çıktığından ve bu kültürle birlikte beklenmedik soruların patlak verdiğinin ziyadesiyle farkındalar. 

Sosyal bilimciler şöyle bir soru yöneltiyor: “Günlük yaşamımızda ortaya çıkan ne gibi yenilikler var?”  Bu soruya cevap olarak, yeni medya düzeni için sosyal becerilerimizi örnek gösterebiliriz. 

Çevrimiçi toplantılarda, görüntülü görüşmelerde “Ne zaman el kaldıracağım?”, “Ne zaman söz hakkı alabileceğim?” gibi soruları düşündüğünüzü ve bu tarz soruları düşünerek ortaya yeni görgü kurallarının çıktığının farkında mısınız? Zarûrî olan bu mikro kararlar, yeni görgü kurallarının ve etiğin habercisidir.

Bu tabii ki sadece çevrimiçi olmuyor. Günlük hayatımızda dikkat etmemiz gereken; sosyal mesafeye rağmen nasıl sosyal olacağımız, ne zaman ve nasıl selamlaşacağımız, ağzımızda maske varken güldüğümüzü nasıl belli edeceğimiz gibi belli başlı sorular, doğmakta olan yeni görgü kurallarının bir parçasıdır. 

Sosyal mesafe hayatımızın bir parçası haline gelmişken; mesafeyi kime göre ayarlayacağımız, insanlarla sarılmak için ne gibi koşullara ihtiyacımız olduğu, market sırasında beklerken kısa bir sohbet edebilip edemeyeceğimiz gibi sorular hâlâ insanların aklını kurcalamaktadır.

Peki ya maske takmayan insanlar hakkında ne düşünmeliyiz? Onlar şüpheci kişilikleriyle özgür davrandıklarına mı inanıyorlar yoksa zihinsel sağlıklarının kötüye gitmemesi için mücadele mi ediyorlar?  Yoksa “sıkı yönetim” ve “empati” kavramlarının yeni tanımına ihtiyaç mı duyuyoruz? Ne zaman dışarı çıksak, bu soruları sormak zorunda kalarak “Covid Kültürü”ne bir adım daha yaklaşıyoruz.

Toplumun Soruları

Günlük hayatımızda sahip olduğumuz rahatlık ve fiziksel sınırlarımız öylesine değişti ki, toplum hakkında duygularımız, komşularımız hakkında duygularımız bambaşka bir hâl aldı. Artık bir şeyleri “daha iyi” biliyoruz. 

Bu arada, evimizle olan ilişkimize ve aile hayatımıza olan bağlılığımız, birlikte vakit geçirerek yaptığımız resim çizme ya da bahçe ile ilgilenme gibi aktiviteler sayesinde yoğunlaşmaya başladı. Aynı evde yaşayan insanlar, ilişkilerini çok daha samimi ve birbirlerine bağımlı bulmaya başladılar. Evde ekmek yapmak bile günlük bir zorunluluktan çıkarak bir moda yarışına döndü. Standart ekmek nasıl yapılır sorusuna cevap bulan insanlar bu standart ekmeğe bile boyut atlatmak istedi.

Ne kadar da çok tuhaf şey var değil mi? Bisiklet ve bahçe eşyaları satışında artışlar, marketleri bile kapımıza taşıyan e-alışveriş uygulamaları. Hayatımızın bir parçası haline gelme noktasına kadar ulaşan Covid-19’un tüketim kültürümüz hakkında bize söyleyecek çok şeyi var.

Ortak bir alanda nasıl toplanacağız? Açık havada arkadaşlarımızla birlikte yemek yiyip eğlenebilecek miyiz? Arkadaş gruplarımıza kimin dahil edileceğine yahut dışlanacağına karar vermenin beceriksizliği sosyal hayatımızda nasıl bir rol oynayacak? 

Aile bağları, Whatsapp grupları ya da Zoom görüşmeleri aracılığıyla yeniden güçlendirilmelidir. İlk başta insanlar bütün bu yeni alternatif görüşme metotlarını coşkuyla takip etti lâkin sonradan insanlar daha sürdürülebilir yolların arayışına geçti. 

Tüm bu yeni alışkanlıklar; izolasyon, yalnızlık, endişe ve suçluluk duygularımızın etrafında şekilleniyor. Birbirimize ulaşmamızı sağlayacak ne gibi yenilikler ortaya çıkacak? Hangi yeni yalnızlık ve sefalet, birliktelik ve neşe formlarını keşfedeceğiz?

İş Dünyası Sonsuza Dek Değişti Mi?

Birçok işçi masraftan, yorgunluktan ve işe gidip gelme süresinden kurtuldu. Peki ya bunların kaç tanesi tekrardan “normal” çalışma şekline dönmeyi kabul edecek? Her yeni işyeri rasyonalizasyonu günlük hayatımızda çeşitli dalgalanmalara sebep oluyor.

Kişisel ekonomiler dönüşmeye başladı. Halkın bir kısmı işe gidiş geliş ve tatil gibi maliyetlerden büyük bir tasarruf sağlarken, halkın diğer bir kısmı ise gelirlerinin birdenbire şok edici düşüşüne şahitlik ediyor. Evet doğru, Covid-19’un kazananları ve kaybedenleri var. Bu zorlu günleri geride bıraktığımız gün, insanlar Covid-19 öncesi yaşam tarzlarının ve alım güçlerinin kısa bir süre içinde geri gelemeyeceğinin maalesef farkına varacaklar. 

Artık “Covid Kültürü”nün keskin bir şok değil de uzun bir yol olduğunun farkına varmalıyız, tarih hiç bu kadar önü açık oldu mu? Bu süreçte yaptığımız tek şey haberlerin ve dünya döngüsünün odak noktası haline gelmiş devasa hükümetlerin kararlarına odaklanmak. Lâkin buna odaklanmaya devam edersek nasıl yaşadığımızın ve hayatımızdaki birçok mikro dönüşümlerin önemini gözden kaçırabiliriz.  

Yeni toplumsal farkındalıkları görerek ve sosyalleşmenin yeni formlarını öğrenerek; yeni normali, “Covid Kültürü”nü birlikte görüyor, keşfediyor ve yaratıyoruz. İster iyi ister kötü olsun, sosyal bilim hiç bu kadar heyecan verici olmamıştı.

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Haftalık Bültene Katılın

Her hafta pazar günü dilsosyal’de yayınlanan içerikleri kısa özetler halinde size yollayalım.

*Her e-postanın altında bulunan “Abonelikten Ayrıl” butonunu kullanarak dilediğiniz zaman abonelikten ayrılabilirsiniz.

Başka Yazılar

Haftalık Bültene Katılın

Her hafta pazar günü dilsosyal’de yayınlanan içerikleri kısa özetler halinde size yollayalım.

*Her e-postanın altında bulunan “Abonelikten Ayrıl” butonunu kullanarak dilediğiniz zaman abonelikten ayrılabilirsiniz.