Devasa Bir Etik Soruna Doğru Atılan Küçük Bir Adım: İlk İnsan-Maymun Embriyoları

Bilim insanları iki farklı hücre türünün yan yana nasıl geliştiklerini incelemek amacıyla ilk kez insan hücreleri içeren maymun embriyoları oluşturdular. Bir Makak maymunundan alınan embriyolara insan kök hücreleri enjekte edildi. 20 gün büyümelerine izin verildikten sonra embriyolar imha edildi.

Çevrimen: Sedanur Yartaşı

Editör: Aleyna Ayan

Tasarım: Erhan Köş

Devasa Bir Etik Soruna Doğru Atılan Küçük Bir Adım: İlk İnsan-Maymun Embriyoları

Bilim insanları iki farklı hücre türünün yan yana nasıl geliştiklerini incelemek amacıyla ilk kez insan hücreleri içeren maymun embriyoları oluşturdular. Bir Makak maymunundan alınan embriyolara insan kök hücreleri enjekte edildi. 20 gün büyümelerine izin verildikten sonra embriyolar imha edildi.

Çevirmen: Sedanur Yartaşı

Editör: Aleyna Ayan

Tasarım: Erhan Köş

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Sedanur Yartaşı, İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı lisans öğrencisi. Edebiyat eleştirisi, görsel sanatlar ve çeviri başlıca ilgi alanları.

Aleyna Ayan, İstanbul Üniversitesi Sosyoloji bölümü öğrencisi. Seyretmeyi ve resmetmeyi seviyor.

Erhan Köş, İstanbul Üniversitesi Sosyoloji lisans öğrencisi. Bilim metodolojisi üzerine çalışıyor.

600 kelime

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Başka türlerin iç içe geçtiği yaşam formları için kullandığımız bir terim var: kimera. Yunan mitolojisinde bedeni aslan, keçi ve yılanın birleşiminden oluşan bir yaratık olarak yer alıyor. Aslen hayvan bedenine sahip olup bazı insan organlarını veya özelliklerini taşıyan kimeraların, bir gün insan hastalıklarını tedavi etmemize yardımcı olacak ipuçları sunması ve insanlara nakledilecek organlar sağlaması bekleniyor. Fakat bunun için öncelikle yarı insan kimeraların doğması gerekiyor.

Bu etik açıdan tartışmalı bir konu çünkü bu canlılar insanla hayvan arasında kalan muğlak bir ahlaki statüye sahip olabilirler. İnsanlar üzerinde deney yapmaya meyilli değiliz ancak hayvanlar üzerinde deney yapıyoruz. Kısmen insan kimeralara nasıl muamele edeceğimiz sorusunun cevabı onlara atfedeceğimiz ahlaki statüye bağlı olacak. Son embriyo deneyleri bu durumu acil çözülmesi gereken bir sorun haline getiriyor.

Neden Kimera Yaratmalı?

Böyle bir araştırmanın çeşitli faydaları var. Örneğin beynin bölümlerini incelemek ve Alzheimer hastalığını daha iyi anlamak için insan-maymun kimeraları yaratılabilir. Ya da ilgili organı hayvanın genetik kodlarından “silip” yerine gelişimsel boşluğu dolduracak insan kök hücreleri yerleştirerek nakil için insan organları üretilebilir. 

Aynı araştırmacılar daha önce bu yolu -organları insanlarınki kadar neredeyse aynı büyüklükte olan- domuzlarda denediler. Ancak işlevsel bir kimera yaratmak için yeterli insan hücresi oluşmadı ve araştırma başarısız oldu. Maymunlar evrimsel olarak bize daha yakın oldukları için hücrelerin birbirleriyle daha iyi etkileşime girme şansı bulunmakta. İnsan-maymun deneylerinin belirtilen amacı, teknolojiyi domuzlara aktarmadan önce kimeraların primatlardaki gelişimini anlamak ve iyileştirmek. Domuzlar yetiştirilip yenildiği için onların organlarını almaya yönelik etik kaygıların daha az olduğu düşünülüyor. Yani primat araştırmaları kendi başına bir hedef değil; hedefe giden bir basamak.

Geleceğin Kimeraları

İster kısmen domuz ister kısmen primat olsun insan hücreleri içeren canlı kimeralar gelecekte mümkün görünüyor. Bu tür hayvanların işlevi ve nasıl görüneceği insan hücreleriyle insan harici hücrelerin sayısına bağlı olacaktır. Ancak bu araştırmanın yuck” faktörüne¹ sahip olduğu, yani ahlaki tiksinti uyandıracağı şüphesiz. Eğer domuzlar veya maymunlar insansı özelliklerle geliştirilirse toplumda büyük çaplı bir tepki görebilir. Hatta bilimin toplumdaki saygınlığını önemli ölçüde azaltabilir. Ancak bunun yanında nakil için gerekli organ kıtlığını da göz önünde bulundurmak gerekiyor. Örneğin ABD’de hâlihazırda 100 bin insan organ nakli beklemekte.

1 – “Yuck” kelimesi İngilizcede tiksintiyi belirtmek için kullanılır. Biyoetik profesörü Dr. Arthur Caplan’a atfedilen “yuck” faktörü kavramı, insanların çeşitli durumlara -biyoetik bağlamındaki gelişmelere- karşı hissettikleri iğrenme vb. sezgisel tepkileri tanımlar. Klonlama ve embriyo deneyleri gibi biyoteknolojik gelişmelere eleştirel yaklaşan biyoetikçi Dr. Leon Kass bu tepkiyi “Tiksinmenin Hikmeti” (İng. “Wisdom of Repugnance”) olarak ifade etmiştir.

Pek çok insanın hayatı tehlikedeyken “yuck” faktörünü görmezden gelme eğiliminde oluyoruz. Örneğin Covid-19 için geliştirilen AstraZeneca aşısının üretiminde fetüs hücrelerinden faydalanılıyor. Ancak kimeralardaki “yuck” faktörünün ardında çetrefilli bir etik sorun yatmakta: İnsanınkine yakın bir beyne sahip olabilecek maymun veya domuzların ahlaki statüsü.

Ahlaki Statü

Ahlaki statü, yaşam formlarının çıkarlarını ve kapasitelerini göz önünde bulundurarak davranmaya ilişkin bir kavramdır. Bilinç, öz farkındalık, ahlaki kapasite ve akıl yürütme gibi farklı zihinsel yeteneklerle bağlantılıdır. Örneğin genellikle insanların maymunlardan daha yüksek bir ahlaki statüsü olduğu düşünülür; maymunlar domuzlardan, domuzlar da solucanlardan üstündür. 

Gelecekte yarı insan kimeralar, sıradan hayvanla insan arasında bir seviyede zihinsel yetiler geliştirebilirler. Bu durum canlıların ahlaki statülerini, haklarını ve yükümlülüklerini belirlemeye çalışan bizler için büyük bir zorluk teşkil etmekte. Ahlaki statü, uygulamalı etiğin en tartışmalı konularından biri. Son zamanlarda “Türcülük”² üzerine yapılan çalışmalar, hakkımız olmadan hayvanlara daha düşük bir ahlaki statü atfettiğimize dair ikna edici bulgular sunuyor. Buna karşın insan-hayvan kimeralar muhtemelen, ne ölçüde olacağını belirlemesi zor olmakla birlikte, insandan “daha aşağıda” görülecek.

2 – Oxford Dictionary of Philosophy’de türcülük, “ırkçılıkla veya cinsiyetçilikle benzer biçimde, insan harici hayvanların yaşamına, onuruna, haklarına veya ihtiyaçlarına saygı duymama şeklindeki yanlış tutum” olarak tanımlanmıştır.

Kısmen insan kimeraların ahlaki statüsüne dair etik kaygıları aşmanın iki yolu var. Bunlardan biri bilim insanlarının kimeralardaki insan kök hücrelerinin beyin hücresine dönüşmesini engelleyecek şekilde düzenlemesidir. Fakat bu yol beyin hastalıkları için modeller üretme söz konusu olduğunda tercih edilmeyebilir. Diğer yol ise onları inceleyip ahlaki statülerini belirmememiz için büyümelerine izin vermektir. Ancak onları bilişsel, iletişimsel ve diğer zihinsel yetilere ilişkin davranış testlerine tabi tutmak başka etik sorunlar doğuracaktır.

Hibrit Gelecekler

Kimera araştırmaları gelecekte insanlara hayvanlar âleminde bulunan -yarasa radarı gibi- farklı yetiler kazandırabilir. Ahlaki statünün canlının kabiliyetlerine bağlı olduğunu kabul edersek, bir gün bu geliştirilmiş insanlar bizden daha üstün görülebilir. Hâlihazırda insanlar arasında eşitlik sorunlarıyla uğraştığımızı göz önünde bulundurursak kimera araştırmalarındaki gelişmelerin teşkil ettiği etik sorunlara karşı yeterince hazırlıklı olduğumuz söylenemez.

Ahlaki statü meselesi felsefi ve etik bir problem. Bilim bunu tespit etmemize -örneğin bir insan harici hayvanın yetilerinin kapsamına ilişkin veriler sunarak- yardımcı olabilir ancak ahlaki statünün tam olarak ne olduğunu söyleyemez. Bu araştırma ahlaki statünün acilen dikkat edilmesi gereken bir kavram olduğunu gösteriyor.

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Haftalık Bültene Katılın

Her hafta pazar günü dilsosyal’de yayınlanan içerikleri kısa özetler halinde size yollayalım.

*Her e-postanın altında bulunan “Abonelikten Ayrıl” butonunu kullanarak dilediğiniz zaman abonelikten ayrılabilirsiniz.

Başka Yazılar

Haftalık Bültene Katılın

Her hafta pazar günü dilsosyal’de yayınlanan içerikleri kısa özetler halinde size yollayalım.

*Her e-postanın altında bulunan “Abonelikten Ayrıl” butonunu kullanarak dilediğiniz zaman abonelikten ayrılabilirsiniz.