Sosyal Rehber: Dil Öğrenmek

Dil Öğrenmeyi Öğrenmek

Benim dile yeteneğim yok ya da öğrendiklerimi çabucak unutuyorum diyorsanız eğitmen, danışman ve profesyonel koç olarak çalışmalar yapan Ali Gülüm ile dil öğrenmek üzerine gerçekleştirdiğimiz bu röportaj tam size göre.

Röportaj: Hazal Öncel

Tasarım: Erhan Köş

Ali Gülüm

“İnsanlara, işlerini ve kendilerini, istedikleri doğrultuda dönüştürmeleri için gerekli sihiri bulmak konusunda yardım diyorum.”

Hazal Öncel, İstanbul Üniversitesi’nde sosyoloji öğrencisi. Büyülü gerçekçiliği ve bağımsız filmleri seviyor. 

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram
Merhaba, bize kendinizden bahseder misiniz? Ali Gülüm kimdir, neler yapar?

Boğaziçi Üniversitesi’nde Turizm İşletmeciliği, İstanbul Üniversitesi’nde Sosyoloji ve Sosyal Antropoloji okudum. İstanbul Sosyoloji’de Türkiye’de İngilizce Öğrenimi konusunda yüksek lisans yaptım. 25 yıllık iş hayatımda çeşitli sektörlerde satış, operasyon, satın alma gibi işlerde çalıştım, yöneticilik yaptım. Bir dönem sivil toplum kuruluşlarında çalıştım, oradan başlayan bir eğitmenlik deneyimim var. 2006’dan bu yana da özel sektörde pek çok şirkete eğitim verdim. Şu anda da eğitmen, danışman ve profesyonel koç olarak çalışıyorum. Yakın arkadaşım Özgür’le yürüttüğümüz Hayati Mevzular isimli bir podcast kanalımız var, ayrıca çeşitli atölyeler yürütüyoruz. Öğrenme, birlikte yaratma ve birlikte öğrenme konularında çalışmaya devam ediyorum.

Dil öğrenmek üzerine çalışmaya nasıl karar verdiniz? Kendi dil öğrenme sürecinizden bahseder misiniz?

Ben ilk olarak İngilizceyi Boğaziçi hazırlıkta öğrenemedim. 20’den fazla kişiydik ve birinci yılın sonunda sanırım hiçbirimiz sınavı geçememişti. Bu bana daha o zamanlarda çok tuhaf gelmişti. O ilk yılla ikinci yıl arasında kendi kendime çalıştım sonra hazırlık ikinci yılda merkeze müfredatı değil bizi alan bir öğretmene denk geldik. O sınıftaki kimseden sonrasında herhangi bir dil problemi yaşadığını duymadım mesela. Sonrasında benim ilişkim hiç bitmedi dille, gönüllü ya da profesyonel yaptığım hemen hemen her işte İngilizceyi bir şekilde kullandım. 2013-2019 arasında da uluslararası bir dil okulunda yöneticilik yaptığımda dil kurslarını yakından takip etme şansım oldu, kim niye başarılı kim niye başarısız gözlemleme şansım oldu.

Yüksek lisansımı nihayet tamamlamaya karar verdiğimde hem öğrenme konusunu çalışmak istiyordum hem de sektöre dair iç görüyü kullanma ve derinleştirme şansı olabilir diye düşündüm. İyi de olduğunu düşünüyorum, keyifle yürüttüğüm güzel bir çalışma olduğuna inanıyorum.

Sizce bir dil nasıl öğrenmeli? Öğrenme sürecinde nelere dikkat edilmeli?

Bu tür sorulardan kaçınarak 🙂 Gerçekten, öyle sihirli bir değnek yok. Falanca yöntem şahanedir, kesin çözümdür, bu yöntemde garanti var, 3 günde bilmem ne 8 haftada şudur budur, yok efendim bilmem ne yapmadan dil öğrenilmez, illa yurtdışına gitmen lazım gibi türlü türlü efsaneler var. Bu efsaneler üzerinden para kazanan ve kazanmaya devam eden birey ve kurumlar var. Ticari taraftan bakarsak aslında iki ayrı pazar var, dil öğrenme pazarı ve dil öğrenmeme pazarı. Ve bu öğrenmeme pazarı, öğreniyormuş gibi yapma pazarı diğerine göre çok daha büyük ve orada takılıp kalıyor insanlar. Çok ağır ve doğru olmayan inanç kalıpları geliştiriyorlar “ben İngilizce öğrenemem”, “benim dile yatkınlığım yok” vb.

Öğrenme kişi öğrendiği şey ile kendisi arasında bir bağlantı kurduğu zaman çok daha hızlı, etkili ve kalıcı oluyor. Bunun yabancı dil öğreniminde de aynı olduğunu düşünüyorum. Gerçek ihtiyacı, kişinin özüyle ilgili olan ihtiyacı bulup onunla ilişkilendirebildiği durumda, herhangi bir insanın herhangi bir şeyi (ve tabi ki bir yabancı dili) öğrenememesi mümkün değil. Sizi heyecanlandıran içinizi pır pır ettiren hakiki bir hayaliniz var ve yabancı dil burada bir rol oynuyorsa nasılını nasıl olsa bulursunuz. Öbür türlü, amaç ve araç birbirine karışıyor. Yani mesela “bilmem ne Intermediate” kitabını bitirmek amaçmış gibi olmaya başlıyor, hayır o ancak işe yarar bir araç olabilir (sizin için olmayabilir de). Ama emin olduğum bir şey var, bir ders kitabını ya da kursta bir kuru bitirmek amacınmış gibi olmaya başlarsa bu öğrenme için yeterli bir enerji sağlamayacaktır.

Özetle, öğrenme yönteminin kişinin kendi gayesi ile ilişkisinin var olduğuna, kurulduğuna dikkat etmek gerekiyor.

Bunun dışında, “dil öğrenmek” çok geniş ve korkutucu bir söylem, onun yerine ne kadar öğrenmek, öğrenilen dille ne yapmak istediğimize bakmak ve süreç içinde ilerlemeyi takip etmek gerekiyor. Bunun için en basit yöntem CEFR-Ortak Avrupa Referans Çerçevesi’nden kişisel olarak yararlanmaktır. Tabloyu alıp şu anda neredeyim, nereye gelmek istiyorum diye bakmak, adını koymak gerekiyor. Sonra da sürdürülebilir bir frekansta ve yöntemlerle adım adım ilerlemek gerekiyor. Yoksa merdiven altı bir kursun 3 ay sonra üzerinde B2 yazan bir kağıt vermesi ile hiçbir şey olmuyor.

Kendi dil öğrenme sürecinizde yararlandığınız veya önerebileceğiniz yöntemler varsa nelerdir?

Hazırlıkta iki sınıf arasında, yani ilk yıl kaldıktan sonra yazın aslında, kütüphaneye gidip kendime bir kitap seçmiştim. O zamanlar turizm öğrencisiydim ama sosyolojiye ilgi duymaya başlamıştım. Bir sosyoloji kitabı aldım, bir de sözlük aldım. Kelime kelime cümle cümle çözümleyerek, tekrar eden kalıpları yakaladığımda, anlamadığımda gramer kitabını referans kaynak olarak kullanıp sanıyorum 2-3 ayda 60 sayfa kadar okuyabilmiştim. Bu çalışmanın bana çok ama çok faydası olduğuna hala inanıyorum. İlgi duyduğunuz herhangi bir alanda, tercihen bir ders kitabını, alıp gıdım gıdım okumak diyebilirim buna. Şimdi burada ben soruya cevap veriyorum, ben bundan fayda gördüm ve seneler içinde onlarca insana bunu tavsiye ettim ama kimse de bana çıkıp ya senin tavsiyen çok işe yaradı demedi 😊 Bu hikayeyi okuduğunuzda heyecanlanmadıysanız yaramayacaktır da. Bu bende çalışan benim o zaman kendim için bulduğum bir yoldu. O yazın oluşturduğum temelin ardından ikinci yıl öğretmenimiz Frank Waterhouse’un bizi olumlu anlamda zorlaması her birimizle ayrı ayrı ilgilenmesinin de etkisi büyüktü tabi. Özellikle sürekli yazma ödevi verir ve onları kontrol ederdi tek tek.

Şimdi ne önerebilirim, ilk önerim gerçekten önerilere kulak asmamak. Benimkiler dahil 🙂 Artık kaynak gerçekten sonsuz, ücretlisi de var ücretsizi de var. Ücretli olup kalitesiz olanı da ücretsiz olup kaliteli olanı da. Kolları sıvayıp bakmak araştırmakla işe başlanabilir. Ben nasıl öğrenirsem sürdürülebilir olur diye düşünmek gerekiyor çünkü sürdürdükten sonra dil bir şekilde gelişiyor. Bunu da aslında “yabancı” kelimesini atıp dil diye baktığımızda hepimiz biliyoruz. Ne kadar okursak ne kadar yazarsak anadilimiz o kadar gelişiyor, yabancı dilde de aynı şey oluyor. Mesele sürdürülebilir kılmak galiba, kendimizi biraz zorlamak, İngilizcedeki “challange” zorlamayı yaratmak ve süreçten haz almak gerçekten.

Önerilere kulak asmayıp kendimizle ilişki kurma noktasında da profesyonel koçlardan faydalanabiliriz. Bugün pek çok koç öğrencilere gönüllü veya çok düşük ücretlerle hizmet veriyor. Uluslararası kabul görmüş mesleki eğitimleri almış olması, meslek standartlarına ve etik kurallara bağlı olması koşuluyla koçlar nasıl daha etkili öğrenirim konusunda iyi bir başlangıç yapmanıza eşlik edebilirler.

Öğrendiklerimizi nasıl unutmayabilir, kalıcı hale getirebiliriz?

Konuştuk aslında biraz, öğrenilen şey ile kendimiz, özümüz arasında daha fazla bağlantı kurarak. Bağlantı kurmak lafı önemli burada, beyin öğrenirken yeni gelen bilgiyi var olanlara bağlıyor diye düşünebiliriz çok kabaca. Ve yeni gelen bilgi ne kadar çok yere bağlanırsa bağ o kadar güçlü ve kalıcı oluyor. Sizin için çok önemli bir konuda yeni bir şey öğrendiğinizde ya da bir şeyden çok etkilendiğinizde (yani sizin için anlamı yüksek olduğunda da diyebiliriz) onu unutmuyorsunuz. Dolayısıyla öğrenileni kendimiz için anlamlı kıldığımızda, bize ait daha fazla konu ile ilişkilendirdiğimizde daha kalıcı oluyor diyebiliriz.

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Başka Yazılar

Haftalık Bültene Katılın

Her hafta pazar günü dilsosyal’de yayınlanan içerikleri kısa özetler halinde size yollayalım.

*Her e-postanın altında bulunan “Abonelikten Ayrıl” butonunu kullanarak dilediğiniz zaman abonelikten ayrılabilirsiniz.