Edebi kurgu, yazarına karşı yasal bir kanıt olabilir mi?

Edebi kurgu kanıt olarak kullanılabilir mi? İtalyan bir romancı, karakterlerinden biri tarafından yapılan yorumların ardından ev hapsine alınmışken Paris Diderot Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olan Cécile de Bary, hayal gücü ile gerçeklik arasındaki bu geçişkenliği masaya yatırıyor.

Çevrimen: Sema Gürlük

Editör: Şeyma Neşe Turan

Tasarım: Erhan Köş

Edebi kurgu, yazarına karşı yasal bir kanıt olabilir mi?

Edebi kurgu kanıt olarak kullanılabilir mi? İtalyan bir romancı, karakterlerinden biri tarafından yapılan yorumların ardından ev hapsine alınmışken Paris Diderot Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olan Cécile de Bary, hayal gücü ile gerçeklik arasındaki bu geçişkenliği masaya yatırıyor.

Çevirmen: Sema Gürlük

Editör: Şeyma Neşe Turan

Tasarım: Erhan Köş

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Sema Gürlük, İstanbul Üniversitesi, Fransız Dili ve edebiyatı son sınıf öğrencisi. Edebiyat çevirisi yapmaktan hoşlanıyor. Absürd felsefe ve nihilizmle ilgileniyor. Sinema ve edebiyat okumaları yapıyor. Fizik ve astronomi bilimleri meraklısı. 

Şeyma Neşe Turan, Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, şimdilerde Üsküdar Üniversitesi Suç Önleme-Adli Bilimler ABD yüksek lisans öğrencisi. Bağımlılıkları: kuşlar, oyunlar ve kalemler

 700 kelime

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Ben, senin gibi değilim¹, 2015 yılında yayımlanan ve Marco Boba’nın ev hapsine alınması için kanıt gösterilen romanının başlığı. Özellikle editörün arka kapağa koyduğu cümle delil niteliği taşıyan belge olarak görüldü: “Nefret ediyorum. İçimde sadece yok etme arzusu var, dürtülerim nihilist. Toplum için, sistem için ben sert biriyim ama sizi temin ederim ki doğam gereği, eğilimsel olarak, sessiz bir insanım. Benim şiddetim sizin ya da bu gezegendeki diğer milyarlarca insanın maruz kaldığı günlük şiddetin yalnızca yüzde biri.” Kitapta bu cümle, ana karakter tarafından bir diyalog esnasında söylenmektedir. Paris Üniversitesi’nde öğretim görevlisi Cécile de Bary kurgunun, yazarına karşı ne ölçüde kanıt teşkil edebileceğini açıklıyor. Çağdaş edebiyatta hayal gücü ile gerçeklik arasındaki çizgi ne kadar bulanık?

“Kendimize kurgu, kurgusal olmayan bir söylem taşıyabilir mi diye sormalıyız. Amacı tamamen kurgusal olmayan bir kurgu, parçası olduğu ölçüde yazarıyla ilişkilendirilebilir.”

Cécile de Bary

Hukuk açısından bakıldığında, kurgu a priori olarak gerçeğe ilişkin bir söylem taşıyamaz çünkü kendisini bir sahtelik olarak tanımlar. Aristo’nun Poetika’sında dediği gibi kurgu, gerçeğin ve zorunluluğun genel yasalarına uyar. Bununla birlikte Cécile de Bary, kurgunun varsayılan zorunluluğu ve gerçeğe benzerliğinin, gerçeklik üzerine bir söylem yöneltmesine izin verebileceğine inanıyor. Bu, kurmacanın yalnızca kurgu işlevi görebilen ancak aynı zamanda gerçek dünyadan da söz edebilen ikili amacıdır. Örneğin, gerçeklikle bağlantılı olmayan ögeleri hikayeye dahil etmek hikayenin hayal ürünü ve gerçek dışı olduğunu göstermenin bir yoludur. Evren ve karakterlerinin bizimkiler ile aynı yasalara uymadığı bilim kurgu ve fantastik hikayelerin yaptığı şey budur.

Bir kurgu tarafından yapılan genel bir açıklamanın değeri nedir? Örneğin, Tolstoy’un Anna Karenina’daki cümlesi gibi bir ifade hakkında ne düşünmeli? “Bütün mutlu aileler birbirine benzer ama her mutsuz ailenin kendine özgü bir mutsuzluğu vardır.” Cécile de Bary, bu tür ifadelerin gerçeklikle ilgili önemi hakkında geniş kapsamlı bir tartışma döndüğünü söylüyor. Amerikalı filozof John Searle, İfade ve Anlam: Söz-eylem kuramı çalışmalarında² bu genel açıklamaların kurgunun dışında duran adacıklar olarak işlev gördüğünü ileri sürer. Edebiyat eleştirmeni ve kuramcısı Gérard Genette, Balzac’ın yapıtlarında yer alan özdeyişlere atıfta bulunarak, Gerçeğe Uygunluk ve Motivasyon³ adlı makalesinde bu konuya değinir. Gérard Genette bu vecizelerinaksi takdirde gerçeklikten çok kopuk olacak hikayenin geri kalanını makul hale getirme işlevine sahip olmadığını öne sürer. Bu özdeyişler, karakterlerin kaotik ve irrasyonel eylemlerini düzene koyar ve anlamlandırır.

Cécile de Bary için bir yanda tezli kurgular, öte yanda sadece anlatıları işleyen kurgular var. Bu nedenle tartışmalı bir söylemi olan ve belirli karakterlerinin davranışları antisemitik anlayışa karşılık gelen, Veit Harlan’ın yönettiği, 1940 yapımı Yahudi Süss’e atıfta bulunuyor. Dolayısıyla, filmin kurgusu yönetmene dava açılmasına neden olan antisemitik söylemleri onaylar.

Kurgusal anlaşma neden bozulma eğilimindedir? Bu değişim yazarlardan mı yoksa okuyuculardan mı geliyor? Cécile de Bary’ye göre kurgusal anlaşma, okuyucuya hikayenin gerçekliğe mi odaklanacağını yoksa sadece kurguya mı bağlı kalacağını belirtmelidir. Özellikle gerçekçi kurgular karşısında daha çok ortaya çıkan bir sorudur bu. Umberto Eco Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti adlı denemesinde, Alexandre Dumas’nın Üç Silahşörler’inde hikayenin geçtiği dönemde Paris’te bulunmayan Servandoni Sokağı’ndan bahsettiğinde ortaya çıkan anakronizme karşı tepkisini anımsar. Umberto Eco’ya göre örnek okur bu tür hatalara karşı kayıtsız olmalıdır. Hikayenin tarihsel ortamı hikayede yalnızca bir zemin görevi görür ve okuyucunun her detayın gerçekliğini bilmesi beklenmez.

Oto-kurgu, genellikle hukuki durumlarla bağlantılı bir edebi türdür. Örneğin, Camille Kouchner’nin annesi Évelyne Pisier’nin yazdığı Yaş Meselesi  adlı kitap Olivier Duhamel olayına karışmıştı. Yazar, kitabın önsözünde şu uyarıda bulunuyor: “Kurgusal bir anlatıya otobiyografik öğeleri dahil ediyorum. Olayların büyük bir kısmı ve kahramanlarımın eylemlerinin çoğu benim hayal gücümden gelmiyor. Kendi hikayemle başkalarının yaşadığı olayları karıştırıyorum. Bu romana atfettiğim tanıklığın işlevini koruyan bir iç içe geçme hali.” Bu uyarı bizi bir belirsizliğe sevk ediyor: Bu romanda neyin doğru, yanlış veya kurgu olup olmadığı nasıl belirlenir? Bu metin bir kanıt oluşturmuyorsa da yine de ipuçları içermez mi?

Kaynakça

[1] Boba, M. (2015). Io Non Sono Come Voi. Turin: Eris.

[2] Searle, J. R. (1985). Expression and meaning: Studies in the theory of speech acts. Cambridge University Press.

[3] Genette, G., & Gorman, D. (2001). ” Vraisemblance” and Motivation. Narrative9(3), 239-258.

[4] Jud Süss

[5] Pisier, E. (2004). Une question d’âge. Stock.

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Haftalık Bültene Katılın

Her hafta pazar günü dilsosyal’de yayınlanan içerikleri kısa özetler halinde size yollayalım.

*Her e-postanın altında bulunan “Abonelikten Ayrıl” butonunu kullanarak dilediğiniz zaman abonelikten ayrılabilirsiniz.

Başka Yazılar

Haftalık Bültene Katılın

Her hafta pazar günü dilsosyal’de yayınlanan içerikleri kısa özetler halinde size yollayalım.

*Her e-postanın altında bulunan “Abonelikten Ayrıl” butonunu kullanarak dilediğiniz zaman abonelikten ayrılabilirsiniz.