Facebook aslında görüşlerimizi sınırlıyor olabilir

Dışarıdan baktığımızda sosyal medyanın dünyamızı genişletmemizde, asla erişemeyeceğimiz fikirler ve insanlar ile bağ kurmamızda sınırsız olanaklar sunduğunu düşünebiliriz. Ancak yeni bir çalışma bunun tam aksini iddia ediyor

Çevirmen: Büşra Çelik

Editör: Ömer Gezen

Sayfa Düzeni: Erhan Köş

Facebook aslında görüşlerimizi sınırlıyor olabilir

Dışarıdan baktığımızda sosyal medyanın dünyamızı genişletmemizde, asla erişemeyeceğimiz fikirler ve insanlar ile bağ kurmamızda sınırsız olanaklar sunduğunu düşünebiliriz. Ancak yeni bir çalışma bunun tam aksini iddia ediyor.

Çevirmen: Büşra Çelik

Editör: Ömer Gezen

Sayfa Düzeni: Erhan Köş

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Büşra Çelik, İstanbul Üniversitesi çeviribilim yüksek lisans öğrencisi. En büyük hayali bir penguene sarılmak. Çok gezen, çok okuyan biri olma yolunda hiperaktif kişilik.

Ömer Gezen, İstanbul Üniversitesi sosyoloji & felsefe öğrencisi. Gökyüzüne bakmayı, düşünmeyi ve kitap okumayı seviyor.

 500 kelime

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Dışarıdan baktığımızda sosyal medyanın dünyamızı genişletmemizde, asla erişemeyeceğimiz fikirler ve insanlar ile bağ kurmamızda sınırsız olanaklar sunduğunu düşünebiliriz. Ancak yeni bir çalışma bunun tam aksini iddia ediyor: Sosyal medya aslında bizi yalnızlaştırıyor. Ayrıca önceden var olan inançları veya önyargıları desteklemek anlamına gelen doğrulama yanlılığıyla; eski ve bazen de hatalı bilginin ortaya çıktığı, tek tip görüşün hâkim olduğu yankı odalarının oluşmasını kolaylaştırıyor.

Kulağa Kasvetli Geliyor Olabilir

Çalışmanın sonuçları Ulusal Bilimler Akademisinin raporunda yayınlandı. İtalya’daki bir araştırma ekibi, veri modelleri kullanarak komplo teorileri ve bilimsel bilgi olmak üzere iki türde içeriğin yayılmasını planladı.

“Bulgularımız, kullanıcıların çoğunlukla özel bir hikâye ile alakalı içerikler seçmeye ve paylaşmaya meyilli olduklarını ancak diğer içerikleri görmezden geldiklerini gösteriyor. Özellikle, içeriklerin yayılmasında toplumsal tekdüzeliğin ön planda olduğunu ve türdeş, kutuplaşmış kümelerin oluşmasının da yaygın bir sonuç olduğunu görüyoruz,” şeklinde noktalanıyor makale. 

Başka bir deyişle, siz ve tüm arkadaşlarınız saçma bile olsa hep aynı içerikleri paylaşıyorsunuz çünkü benzer düşünüyorsunuz. Kalıplara sıkıştırılmış fikir alışverişleriniz, yeni veya iddialı hiçbir şeyin akış içerisine girmesine izin vermiyor.

‘Sahte Haberler’ İçin Bu Ne Anlama Geliyor?

Güney Kaliforniya Üniversitesi Bilişsel Bilimler bölümünde post-doktorasını yapan ve makalenin yazarlarından biri olan Alessandro Bessi, çalışmanın amacının çevrimiçi ortamda yanlış bilginin neden ve nasıl yayıldığının araştırılması olduğunu belirtiyor.

Bessi ayrıca Dünya Ekonomik Forumunun, yoğun dijital bilgi kirliliğini modern topluma yönelik başlıca tehditlerden biri olarak listeye eklemesinin ardından araştırma ekibinin bu duruma merak duyduğunu sözlerine ekliyor. 

CNN’e konuşan Bessi, sözlerine şu şekilde devam ediyor: “Analizimiz; çoğunlukla diğer toplumlar ile etkileşim içinde olmayan, kendilerini diğerlerinden soyutlamış, iyi durumdaki iki topluluğun bilimsel içerikli ve komplo benzeri konular etrafında toplandığını gösteriyor. Kullanıcılar daha önceden var olan düşüncelerini doğrulayan araştırmalar yapma, yorumlarda bulunma ve bilgiyi hatırlama eğilimi gösteriyor. Buna ‘doğrulama yanlılığı’ denir ve doğrulama yanlılığı, içerik paylaşmak için aslında en temel nedenlerden biridir.” 

Bu sebeple sosyal medya kullanıcılarının, bir fikre karşı çıkmak veya doğru bilgi paylaşmak yerine, kendi sosyal gruplarında hali hazırda yaygın olarak kabul edilmiş bir fikri paylaşma olasılığı daha muhtemeldir. Bu gibi durumlar için ‘sahte haber’ terimini kullanmak yerine doğruluğu kontrol edilmeden ortamda yayılmasından ötürü ‘yanlış bilgi’ terimini kullanmak daha uygun olabilir. 

“Gerçekten de komplo benzeri iddiaların sadece, çoğunlukla alternatif bilgi kaynaklarını destekleyen ve resmi ana akım haberlere güvenmeyen kullanıcıların yankı odalarında yayıldığını gördük.” cümlesini sözlerine ekliyor Bessi.

O Zaman Ne Yapabiliriz?

Yanlış bilgilerden kendinizi uzak tutmanızla ve açık görüşlü çevrimiçi sohbetleri kabul etmenizle övünseniz bile Bessi, bazı açılardan hepimizin doğrulama yanlılığının etkisinde olduğunun altını çiziyor.

“Fikirlerimizi doğrulayan bir şey gördüysek onu, beğenme ve paylaşma eğilimindeyizdir. Dahası sınırlı algısal dayanaklara, özene ve zamana sahibiz.”

Bu da dikkatsizce yapılan paylaşımlara yol açabilir çünkü bazen gerçekten ne olduğunu incelemeden bir şeyler paylaşırız.

“Örneğin, güvendiğim ve düşünceleri bana yakın olan bir arkadaşımın paylaşımını sadece paylaşan kişi arkadaşım olduğu için ben de paylaşabilirim,” diyor Bessi.

Bessi, gelecekte de belki yanlış bilginin temizlenmesine yardım edecek programların ve algoritmaların olabileceğini belirtiyor. Şu an için ise buna benzer bir yaklaşım öneriyor: İçerikleri paylaşmadan önce içeriğin doğruluğunu kendiniz kontrol edin ve içsel değerlendirmenizi yapın.

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Başka Yazılar

Haftalık Bültene Katılın

Her hafta pazar günü dilsosyal’de yayınlanan içerikleri kısa özetler halinde size yollayalım.

*Her e-postanın altında bulunan “Abonelikten Ayrıl” butonunu kullanarak dilediğiniz zaman abonelikten ayrılabilirsiniz.