Foucault, İran Devrimi ve Kolektif İrade

İran Devrimi’nde kolektif iradenin ortaya çıkışı ve bu süreçte dinin rolü üzerine Foucault’nun çıkarımları.

Çevrimen: Rumeysa Yöndem

Editör: Bilal Enes Özensel

Tasarım: Erhan Köş

Foucault, İran Devrimi ve Kolektif İrade

İran Devrimi’nde kolektif iradenin ortaya çıkışı ve bu süreçte dinin rolü üzerine Foucault’nun çıkarımları.

Çevirmen: Rumeysa Yöndem

Editör: Bilal Enes Özensel

Tasarım: Erhan Köş

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram
kolektif irade

Rumeysa Yöndem, İstanbul Üniversitesi Tarih mezunu, İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nde Sosyal Hizmet alanında eğitimine devam ediyor. Göç çalışmalarıyla ilgileniyor.

Bilal Enes Özensel, İstanbul Üniversitesi’nde Sosyoloji okuyor. Gelenek, medeniyet ve musikiyle ilgili. Şiirden anlamıyor. Gezmeyi, gezmeyi ve görmeyi çok seviyor.

Erhan Köş, İstanbul Üniversitesi Sosyoloji lisans öğrencisi. Bilim metodolojisi üzerine çalışıyor.

1200 kelime

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Kolektif İradenin Ortaya Çıkışı

İran’ın devrim sürecinde Foucault’yu etkileyen en önemli faktör, İran Devrimi’nde yeni bir tür kolektif iradenin ortaya çıkmasıydı. Foucault’nun düşüncesine göre tarihte çok az toplum kolektif irade ortaya koyabilme şansına sahip olmuştur. Foucault’nun deyimiyle kolektif irade, hukukçu ve filozofların kurumları incelemek için başvurdukları siyasi bir mittir. Kolektif irade bir tür teorik araçtır. Foucault, o güne kadar kimsenin tecrübe etmediği kolektif iradenin tanrı ve ruh gibi olduğunu ve kimsenin onunla yüzleşemeyeceğini ifade ederken İran Devrim sürecinde de kolektif iradenin görüldüğünü belirtiyor. Toplumsal irade, halk ve devrim güçleri tarafından ortaya koyulan “şahın gitmesi” talebinde gözlemlenmiştir. Foucault’ya göre toplumsal irade elbette sadece şahın gitmesine yönelik ortaya çıkmamış bir toplumun şahın gitmesini istemesinin ötesinde kendini, gitmekte olduğu yolu, ötekiyle, nesnelerle, sonsuzlukla, yaratıcıyla ilişkisini tamamen değiştirmeye yönelik bir iradenin kendisidir. Bu değişim kendi köklerini kendi tecrübelerinden almak suretiyle gerçek bir devrim olacaktır.

İran Devrimi'nde Dinin Rolü

Foucault, İran Devrim sürecinde dinin rolünü incelerken eski veya çağdaşı araştırmacılardan hiçbirinin gittiği yolu izlememiştir. O Marx’ın meşhur “din kitlelerin afyonudur” söylemine katılmamıştır. Buna karşılık kendi analizini sunmuş Marx’ın dinin rolü konusunda söylediği çok bilinmeyen “din ruhsuz bir dünyanın ruhudur” sözünü vurgulamıştır.

Foucault dini ne sınıf temelli taleplerin bir ifadesi ne de kitlelerin uyuşturan bir faktör olarak görmüştür.  Aksine İran Devrimi’nde dini, bir ifade ediş tarzı ve beraberliğe aracılık eden bir güç olarak görmüştür.

Foucault’nun iki önermesi İran İslam Devrimi ile ilgili yerleşmiş görüşleri reddetmektedir. Bunlardan ilki, dini ataletin müsebbibi olarak görmesi ikincisi ise henüz şartların tamamlanmadığı bir dönemde sınıfsal mücadelenin beyanı olarak kabul etmesidir. Foucault’nun sonraki düşünceleri Durkheim’ın din hakkındaki yorumuna yakındır; toplumsal dayanışmayı sağlayan, birleştirici bir faktör olarak din. Ancak bir açıdan da Foucault’nun bu noktadaki düşüncesi Marx ve Durkheim’ın düşüncelerinin bir sentezi olarak kabul edilebilir.

 ‘Binlerce hayal kırıklığı, hoşnutsuzluk, nefret ve yoksulluğun’ sebebi ekonomik ve siyasi yapılardan memnuniyetsizlik içinde din ve dini söylemin bir üstyapı olmasındandır.  Foucault sonraki görüşlerinde bu süreçte dini, pasif ve üst yapı unsuru olarak değil aksine söylemi ve yaşam biçimini yakınlaştırmada öncü bir güç olarak kabul etmektedir.

Liberation ile yaptığı röportajda da Foucault bu din anlayışını farklı ifadelerle tekrar etmekte:

 “Bir yıldır devam eden bir tür içsel deneyim, aralıksız süren yakarış ve ortak bir tecrübe olan devrim hadisesi sınıf mücadelesiyle bağlantılıdır. Ancak sınıf mücadelesini doğrudan ve açık bir şekilde ifade etmiyor ve göstermiyordu. Dinin toplum üzerindeki hakimiyeti ve siyasal güç karşısında sahip olduğu konumu, onu mücadele ve fedakârlık dinine dönüştüren muhtevasının rolü neydi? İdeoloji farklı çıkar grupları arasındaki çelişkileri gizleyen bir tür kutsal birlik imkânı vermektedir. Din, kendi varlığını krallarının varlığı karşısına koyan bir milletin içinde tarihi gösterisini yapabildiği zamansız bir kelime olmuştur.”

Foucault yukarıdaki paragrafta İran Devrimi sürecindeki sınıf mücadelesinin yansımalarını tekrar vurgulamakta; dinin muhtevasıyla memnuniyetsizler arasındaki bağı ifade etmektedir. Foucault’nun düşünceleri de kolektif bir söylem ve ayin olarak dini yeniden vurgulamaktadır.

İran halkının 1979 yılına kadar tekrarladıkları gösterilerde kolektif tepkiler, dini talepler, insan hakları beyanları arasında bir ilişki bulunuyordu. Tahran sokaklarında siyasi ve hukuki taleplerle, dini söylemlerin toplu olarak beraber yürütüldüğü eylemler vardı.

Foucault dinin devrimdeki yerinin geleneksel fıkıhçılar ve takipçilerinin arasındaki gibi kuru bir itaat ilişkisi olmadığını aksine bunun manevi potansiyeline dayanarak kendini, toplumu ve hükümeti kökten değişim düşüncesinde yattığını düşünmektedir.

Böylece Foucault’ya göre İran Devrimi’nde dinin rolü birkaç genel önermeyle formüle edilebilir:

  • Din sınıfsal memnuniyetsizlikleri temsilinde, toplumun taleplerini ifadesinde aktif rol oynamıştır.

  • Din ortak bir tecrübe ve bir arada yaşamanın kolektif bir gösterisi olmuştur.

  • Din, toplum ve siyasetteki durumu kökten değiştirmek için toplumsal iradeyi ortaya çıkaran güç olmuştur.

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Haftalık Bültene Katılın

Her hafta pazar günü dilsosyal’de yayınlanan içerikleri kısa özetler halinde size yollayalım.

*Her e-postanın altında bulunan “Abonelikten Ayrıl” butonunu kullanarak dilediğiniz zaman abonelikten ayrılabilirsiniz.

Başka Yazılar

Haftalık Bültene Katılın

Her hafta pazar günü dilsosyal’de yayınlanan içerikleri kısa özetler halinde size yollayalım.

*Her e-postanın altında bulunan “Abonelikten Ayrıl” butonunu kullanarak dilediğiniz zaman abonelikten ayrılabilirsiniz.