Hedef Koymayı Boşver!

Egemen görüşe göre hayatta istediğimiz bir şeyi başarmanın en iyi yolu belirli ve uygulanabilir hedefler koymaktır. Peki ya sahiden öyle mi?

Çevirmen: İrem Öztürk

Editör: Aleyna Ayan

Sayfa Editörü: Erhan Köş

Hedef Koymayı Boşver!

Egemen görüşe göre hayatta istediğimiz bir şeyi başarmanın en iyi yolu belirli ve uygulanabilir hedefler koymaktır. Peki ya sahiden öyle mi?

Çevirmen: İrem Öztürk

Editör: Aleyna Ayan

Sayfa Editörü: Erhan Köş

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

İrem Öztürk, İstanbul Üniversitesi Amerikan Kültürü ve Edebiyatı öğrecisi. Bölümüne yaraşır şekilde Poe’ya ve insanın karanlığına tapıyor. Poe’nun Ligea’sına evrilmek istiyor.

Aleyna Ayan, İstanbul Üniversitesi Sosyoloji bölümü öğrencisi. Seyretmeyi ve resmetmeyi seviyor.

Sayfa Düzeni ve Kapak Tasarımı: Erhan Köş

900 kelime

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin

Egemen görüşe göre hayatta istediğimiz bir şeyi (daha iyi bir fiziğe sahip olmak, iyi bir iş kurmak, rahat olmak ve daha az endişelenmek, arkadaşlarla ve aileyle daha çok vakit geçirmek gibi) başarmanın en iyi yolu belirli ve uygulanabilir hedefler koymaktır.

Benim de yıllarca alışkanlıklarıma yaklaşma şeklim buydu. Her biri ulaşılacak birer hedefti. Okulda almak istediğim notlar, sporda kaldırmak istediğim ağırlıklar, işte kazanmak istediğim kârlar için hep hedefler koydum. Birkaçında başarılı oldum fakat birçoğunu beceremedim. Nihayetinde fark etmeye başladım ki sonuçlarım belirlediğim hedeflerden ziyade takip ettiğim sistemlerle alakalıydı.  Eğer bir koçsanız hedefiniz bir şampiyona kazanmak olabilir. Sisteminiz oyuncuları görevlendirmek, asistan koçları ayarlamak ve pratik yapma şeklinizdir. Eğer bir girişimciyseniz hedefiniz milyon dolarlık bir iş kurmak olabilir. Sisteminizse ürün fikirlerini test edişiniz, işçi kiralayışınız ve reklam kampanyalarını yürütüş metotlarınızdır. Eğer bir müzisyenseniz sisteminiz ne sıklıkla pratik yaptığınız, nasıl ara verip zor ölçülerin üstesinden geldiğiniz ve eğitmeninizden geri dönüş alma yönteminizdir. Hedef koymayı boş verin, onun yerine sistemlerinize odaklanın.

Şimdi sıra ilginç soruda: Eğer hedeflerinizi tamamen göz ardı edip sadece sisteminize odaklanırsanız başarılı olur musunuz? Örneğin bir basketbol koçu olsaydınız ve şampiyona kazanma amacınızı göz ardı edip sadece takımınızın her gün antrenmanlarda ne yaptığına odaklansaydınız istediğiniz sonuca ulaşabilir miydiniz? Bence evet.

Herhangi bir spordaki hedef en iyi skorla bitirmektir fakat tüm oyunu skor tablosuna bakarak harcamak saçma olur. Gerçekten kazanmanın tek yolu günden güne daha iyi olmaktır. 3 kez Super Bowl’u kazanmış Bill Walsh’ın deyişiyle “Skor kendi başının çaresine bakar.” Aynı şey hayatın diğer alanlarında da geçerlidir. Eğer daha iyi sonuçlar istiyorsanız hedef koymayı boş verin, onun yerine sistemlerinize odaklanın. Bununla ne demeye çalışıyorum, hedefler tamamen işe yaramaz mı? Tabi ki de hayır. Hedefler bir yön çizmek için iyidir ama ilerleme kaydetmek için en faydalısı sistemlerdir. Amaçları düşünerek çok fazla vakit harcayıp da sistemleri düzenlemek için yeterli vakit ayrılmadığında birçok problem ortaya çıkar.

Problem #1: Kazananlar ve kaybedenler aynı hedeflere sahipler.

Hedef belirlemek ciddi bir hayatta kalım yanılgısından (survivalship bias)* muztariptir. Kazanan insanlara -hayatta kalanlara- odaklanırız. Aynı hedefe sahip olup da başaramayan insanları görmezden gelerek büyük hedeflerin kazananları başarıya götürdüğünü varsayarız. Her sporcu olimpiyatta altın madalya kazanmak ister, her aday işi almak ister. Başarılı olan insanlar da olmayan insanlar da aynı hedefleri paylaşıyorsa “hedef” kazananı kaybedenden ayıran şey olamaz. İngiliz bisikletçileri sporun zirvesine taşıyan şey Fransa Turu’nu kazanma hedefi değildi. Muhtemelen daha önceki senelerde de diğer tüm profesyonel takımlar gibi yarışı kazanmak istemişlerdi. Hedef her zaman oradaydı ama sadece devamlılığı olan küçük ilerlemelerden oluşan bir sistem uyguladıklarında farklı bir sonuç elde ettiler.

Problem #2: Bir hedef başarmak yalnızca anlık bir değişimdir.

Darmadağın bir odanız olduğunu ve onu temizleme hedefi koyduğunuzu düşünün. Temizleyecek enerjiyi toplarsanız temiz bir odanız olur ama aynı özensiz, istifçi davranışlarınızı devam ettirirseniz kısa bir süre sonra yeni bir karmaşa yığınına bakıyor ve yeniden bir motivasyon patlaması bekliyor olursunuz. Aynı sonucu kovalamakla kalırsınız. Çünkü arkasındaki sistemi hiç değiştirmediniz ve sebebe hitap etmeden sadece bir semptomu giderdiniz. Bir hedefe ulaşmak hayatınızı sadece o anlık değiştirir. Gelişim hakkındaki genel beklentinin dışında gerçekleşen şey budur. Sonuçlarımızı değiştirmemiz gerektiğini düşünürüz fakat sorun sonuçlarda değildir. Değiştirmemiz gereken asıl şey bu sonuçlara yol açan sistemlerdir. Problemlerin “sonuç” kısmını çözerseniz onları sadece geçici olarak çözmüş olursunuz. Gelişmek adına daha iyisi için problemleri “sistem” boyutunda çözmelisiniz. Verdiklerinizi düzeltirseniz aldıklarınız kendi kendilerini düzeltecektir.

Problem #3: Hedefler mutluluğunuzu sınırlandırır.

Herhangi bir hedefin arkasında yatan varsayım şudur: “Hedefime ulaştığımda mutlu olacağım”. “Önce hedef” mantalitesindeki sorun, mutluluğun devamlı olarak bir sonraki dönüm noktasına ötelenmesidir. Bu tuzağa o kadar çok düştüm ki artık sayamıyorum. Yıllar boyunca mutluluk, gelecekteki “benin” tadını çıkaracağı bir şeydi. 20 poundluk kas kazandığımda ya da çalışmalarım New York Times’de yer aldığında kendime rahatlayacağımın sözünü verirdim.

Hedefler “ya öyle ya da böyle” dilemması yaratır. Ya hedefine ulaşır ve başarılı olursun ya da bir hayal kırıklığısındır. Mental olarak kendini mutluluğun dar bir versiyonuna hapsedersin. Bu yanlış yönlendirmedir. Uygulamaya başladığınızda kafanızda olan kesin yolculukla hayattaki gerçek yolun birbirini tamı tamına tutması olası değildir. Başarıya giden birçok yol varken memnuniyeti tek bir duruma indirgemenin mantığı yoktur. “Önce sistem” zihniyeti nötrleşme sağlar. Üründen ziyade üretim sürecine âşık olursanız kendinize mutlu olma izni vermek için beklemenize gerek kalmaz. Sistemlerinizin işlediği her an mutlu olabilirsiniz. Sistemler sadece ilk aklınıza gelenle değil, birçok farklı şekilde başarılı olabilir.

Problem #4: Hedefler uzun süreli ilerleme ile çelişki içindedir.

Son olarak, hedef odaklı bir düşünce yapısı “yo-yo” etkisi yaratabilir. Birçok koşucu aylarca sıkı çalışır ancak bitiş çizgisini geçtikleri anda idman yapmayı bırakırlar. Artık onları motive edecek bir yarış yoktur. Bütün sıkı çalışmanız belli bir hedefe odaklıysa bu hedef elde edildikten sonra sizi ileri itecek ne kalır? Birçok insanın hedefine ulaştıktan sonra eski alışkanlıklarına dönmesinin sebebi budur. Hedef koymanın amacı oyunu kazanmaktır. Sistem kurmanın amacıysa oyunu oynamaya devam etmektir. Asıl uzun süreli düşünme şekli hedefsiz düşünmektir. Yalnızca tek bir başarıya odaklı değil; sonsuz düzeltme ve sürekli gelişim döngüsüne odaklıdır. Nihayetinde ilerleyişi belirleyecek olan şey sürece olan bağlılıktır.

Sistemlere âşık ol.

Bunların hiçbiri “hedefler işe yaramaz” anlamına gelmemektedir. Ancak hedefler plan yapmayı sağlarken sistemler ilerleyişi hayata geçirmeye yarar. Hedefler yön belirleyebilir ve hatta sizi kısa süreliğine motive edebilir ama en nihayetinde iyi tasarlanmış bir sistem kazanır. Önemli olan bir sisteme sahip olmaktır; ilerlemeye devam etmek farkı yaratandır.

*Survivalship bias (hayatta kalım yanılgısı): Hayatta kalanlara (başarılı olanlara) çok fazla odaklanıp başarısız olanların kaybetme sebeplerinin göz ardı edilmesinden kaynaklanan bir akıl yürütme hatasından bahsetmek için kullanılan terimdir.

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on email

Başka Yazılar

Haftalık Bültene Katılın

Her hafta pazar günü dilsosyal’de yayınlanan içerikleri kısa özetler halinde size yollayalım.

*Her e-postanın altında bulunan “Abonelikten Ayrıl” butonunu kullanarak dilediğiniz zaman abonelikten ayrılabilirsiniz.