“İngilizcenin Yarısı Fransızcadan Gelmektedir.”

Anthony Lacoudre, 2015 yılında yayınladığı “Fransızca Kökenli İngilizce Kelimelerin Olağanüstü Tarihi” isimli kitabında Fransızcanın zaman içinde nasıl İngilizcenin bir parçası haline geldiğini anlatıyor.

Çevirmen: Yağmur Alev

Editör: Aleyna Ayan

Sayfa Düzeni: Erhan Köş

“İngilizcenin Yarısı Fransızcadan Gelmektedir.”

Anthony Lacoudre, 2015 yılında yayınladığı “Fransızca Kökenli İngilizce Kelimelerin Olağanüstü Tarihi” isimli kitabında Fransızcanın zaman içinde nasıl İngilizcenin bir parçası haline geldiğini anlatıyor.

Çevirmen: Yağmur Alev

Editör: Aleyna Ayan

Sayfa Düzeni: Erhan Köş

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Yağmur Alev, İstanbul Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı mezunu. Kelimelerin ve notaların gücüne inanır.

Aleyna Ayan, İstanbul Üniversitesi Sosyoloji bölümü öğrencisi. Seyretmeyi ve resmetmeyi seviyor.

 1000 kelime

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Lacoudre’un Fransızca kelimelerin ithalatçısı olarak bahsettiği Shakespeare’in “rendez-vous” (randevu), “fiancée” (nişanlı), “je-ne-sais-quoi” (şeytan tüyü) gibi bazı Fransızca ifadeleri sıklıkla kullandığı görülür. Bu dilsel bir gösteriş olmaktan öte Fransızcanın İngilizceye nüfuz etmesinden kaynaklanır. Öyle ki Anthony Lacoudre İngilizcedeki kelimelerin yarısının Fransızcadan geldiğini öne sürmektedir.

Biraz Tarih…

İngilizce, aslen yüzyıllar boyunca hayatta kalmayı başarmış bir Kelt diliydi. Ancak 5. yüzyılda Batı Roma İmparatorluğu’nun çöküşüyle birlikte İngiltere, Cermen halkı olan Angluslar ve Saksonlar tarafından işgal edildi. Bunun sonucunda halka Eski Almanca dayatıldı ve 600 yıl boyunca ülkenin resmi dili olarak kaldı.

11. yüzyıla gelindiğinde ise İngiltere’nin Normanlar tarafından fethedilmesi ve I. William’ın kral olarak başa geçmesiyle beraber resmi dil Fransızca oldu. Lacoudre bu süreci şöyle açıklar: “Fransız dili, ilk zamanlarda baskı yoluyla İngilizcenin içinde yer almaya başladı. 1066 yılında İngiltere’yi istila eden I. William, bütün rakiplerinin kafasını kesip son Anglo-Sakson kralı II. Harold’ı da öldürterek ‘İngiltere kralı’ sıfatıyla Westminster’da taç giydi. Anglo-Sakson aristokrasisini tamamen yok edip ülkenin topraklarını ele geçirdi. Böylece Fransızca 350 yıl boyunca krallığın resmi dili olarak kaldı.”

Ancak 14. yüzyıldaki Yüzyıl Savaşlarında İngiltere ve Fransa’yı birleştirme hedefine ulaşamayacaklarını fark edip İngiltere’nin kaçınılmaz yenilgisini öngören Capet Hanedanı mensupları, Fransızcanın düşmanın dili olduğuna karar verdiler. “1420’den itibaren Fransızca terk edildi ve yerini 10.000 Fransızca kelimeyi çoktan bünyesine almış olan Eski İngilizce aldı.” diyor yazar ve ekliyor: “Ancak İngilizler inkâr içinde yaşıyor ve dillerinin Fransızcadan gelen kısmını Latince olarak sunuyorlardı. Oysa hiçbir Latince kelime İngilizceye geçmemişti.”

Rönesans’tan sonra Fransızcanın İngilizceyle bütünleşmesinin ikinci aşaması gerçekleşti. Bu dönemde Fransa entelektüel birikimiyle dünyanın gözdesi olduğu için insanların kelime dağarcığına Fransızca kelimeler eklemesi itibarlı, rafine bir zevk olarak görülüyordu. Böylece İngilizce kelime havuzuna “alphabet” (alfabe), “metal”, “routine” (rutin), “sensation” (his) “surface” (yüzey), “esplanade” (meydan), “éducation” (eğitim) gibi sözcükler eklenmişti. Yazara göre bu durum, savaşın getirdiği teknolojik gelişmelerin ardından “camouflage” (kamuflaj), “téléphone” (telefon) gibi yeni kelimelerin ortaya çıkmasıyla 2. Dünya Savaşı’na dek uzanacaktır.

“Hiçbir Yaşayan Dil Bir Başka Yaşayan Dile Bu Kadar Nüfuz Etmemiştir.”

Anthony Lacoudre, İngilizce kelimelerin neredeyse yarısının doğrudan ya da dönüştürülerek Fransızcadan geldiğini söyler. Fransızların dil üzerindeki etkisinin 950 yıl sürdüğünün ve hiçbir yaşayan dilin bir başka yaşayan dile bu kadar nüfuz etmediğinin altını çizer. İlk olarak Aslan Yürekli Richard’ın (I. Richard) kullandığı, sonrasında hanedan armasının sloganı olan ünlü “Dieu et mon droit” (Tanrı ve Benim Hakkım) sözünde bile Fransızca kendini göstermiştir.

İngilizcede yaklaşık 100 Almanca kelime bulunmaktadır ve bunlar Almanya’da artık hiç konuşulmayan Eski Almancadan kalma kelimelerdir. Fransızca ise tam tersine İngilizce üzerinde çok büyük bir etkiye sahiptir. Lacoudre 25.000’inin Fransızcadan geldiği toplam 250.000 kadar kelime listeler. Ancak bu sayıya, aslında toplamı dört katına çıkaracak olan isim çekimleri ya da son ekler dahil edilmemiştir. Yazar bu görüşünü, iki Fransızca kelimenin bir araya gelmesi sonucu oluşan “mortgage” (ipotek), “pinecone” (çam kozalağı)¹ gibi örneklerle destekler. Bir kelimenin varyasyonlarından oluşan “large” (geniş), “larger” (daha geniş), “largest” (en geniş) gibi kelimelerin de dahil edilmediğini belirtir. İngilizce kelime dağarcığı bu şekilde bir bütün olarak düşünüldüğünde sözcüklerin yarısından fazlasının Fransızcadan geldiği görülecektir.

1- mortgage = mort (ölü) + gage (teminat), pinecone = pine (çam) + cone (kozalak)

Dört Kelime Grubu

Anthony Lacoudre, Molière’in dilinin Shakespeare’in diline nüfuz etmesini sağlayan dört farklı kelime grubundan bahseder.

Yazar ilk olarak, metinde Fransızca² kategorisinde olan kelimeleri belirler. Söz konusu kelimeler yazımı ve telaffuzları Fransızcadaki haliyle korunarak başka bir dile yerleşen ünlü ifadelerdir. “Je-ne-sais-quoi” (şeytan tüyü), “rendez-vous”, “vis-à-vis” (karşı karşıya), “carte blanche” (tam yetki), “chauffeur” (şoför), “lingerie” (iç giyim), “ménage à trois” (aşk üçgeni), “fait accompli” (oldubitti) gibi örnekleri içeren bu grup yaklaşık olarak 400 kelimeden oluşur ama halk tarafından en çok bilinenleri içinde barındırır.

2- “en français dans le texte”

İkinci grupta 1000 civarı kelimeden oluşan geçirgen galisizmler³ yer almaktadır. Bu grup yazımı aynı kalmış ama telaffuzu değiştirilmiş kelimelerden oluşur. Genellikle İngilizler bu kelimelerin Fransızcadan türediğini bilmezler. Bunlar gündelik konuşmada kullanılan “agriculture” (tarım), “ambulance” (ambulans), “sculpture” (heykel), “orange” (portakal), “page” (sayfa), “pollution” (kirlilik), “journal” (dergi), “urgent” (acil), “village” (köy) gibi basit kelimelerdir. Lacoudre, İngilizceye nüfuz eden Fransızca kelimelerin çoğunun yaygın olarak kullanıldığını belirtir.

3- Galisizm, “başka bir dile adapte edilen Fransızca kökenli sözcük” anlamına gelmektedir.

Üçüncü grup ise hem yazımı hem telaffuzu değiştirilmiş, biçimi bozulmuş galisizmlerden oluşmaktadır. Bunlar genellikle İngilizlerin telaffuz etmekte güçlük çektiği kelimelerdir. Bu kelimelerin bazılarında iki harfin birbiriyle yer değiştirdiği görülür. Örneğin, “bleu” (mavi) “blue”ya, “muet” (sessiz) “mute”a dönüşmüştür. Bazı sözcüklerde ise harflerin yeri değiştirilmek yerine sözcüklerden bazı harfler atılmıştır. Örneğin; “véhicule” (araç) “vehicle”, “tentacule” (dokunaç) “tentacle” halini almıştır. Bazı harfler ise mantıklı bir dilsel açıklama olmaksızın değiştirilerek yerlerine başka bir harf konulmuştur. “Ciment”nun (çimento) “cement”e, “abricot”nun (kayısı) “apricot”a dönüşmesi buna örnektir. Bu grupta yer alan sözcükler, telaffuzu kolaylaştırmasından ötürü çok sık kullanılmaya başlanmıştır.

Dördüncü ve son grubu ise Eski Fransızca ve Eski Normancadan gelen kelimeler oluşturur. Bu diller modern İngilizcedeki birçok kelimeye kaynaklık etmiştir. Norman dilinin Fransızcadan farkı, bazı kelimelerin yazım ve telaffuzunun farklı olmasıdır. Örneğin; Fransızcadaki “écran” (ekran) sözcüğü Eski Normancada “escren” şeklinde yazılmaktadır. İngilizcedeki “screen” sözcüğü buradan türemiştir. Ayrıca Normancada “g” harfi yerine “w” harfi kullanılır. “Regard” (bakış) kelimesinin “reward”, “guerrier” (savaşçı) kelimesinin “werrier” şeklindeki değişimi buna örnektir. Dolayısıyla “warrior” kelimesinin de Eski Normancadan geldiğini söyleyebiliriz. Liste böyle uzayıp gider… Şüphesiz ki yazarın belirttiği bu son grup, İngilizceyi en fazla etkileyen gruptur. Anthony Lacoudre, Eski Fransızcadan gelip İngilizceyi zenginleştiren sözcük sayısının 12.000 civarı olduğunu tahmin etmektedir.

Peki ya “Sahte Arkadaşlar⁴”?

Sahte arkadaşlar, Fransızcada anlamı değişmiş olsa bile İngilizcede gerçek anlamını korumuş olan Eski Fransızca kökenli sözcüklerdir. Lacoudre “noise” kelimesini sahte arkadaş örneği olarak verir. Kökeni Orta Çağ’a dayanan ve “bir kavganın neden olduğu gürültü anlamına gelen bu kelime günümüzde Fransızcada “kavga, tartışma”; İngilizcede ise “gürültü” anlamına gelmektedir. Yani Fransa bu etimolojinin “kavgacı” tarafını korurken Manş Denizi’nin diğer kıyısındaki komşusu kelimenin sesle ilgili olan kısmını muhafaza etmeyi tercih etmiştir. Bir defaya mahsus, iki ülkenin çok fazla gürültü yapmadan karşılıklı anlaşmayla bir şeyler paylaşabilecek gibi görünmesi vurgulanmaya değer.

4- Les faux-amis, yani sahte arkadaşlar. Telaffuz ya da yazımları en az iki dilde benzer olan ancak anlamları birbirinden farklı olan kelimelerdir. Terim, Maxime Koessler ve Jules Derocquigny isimli iki dilbilimcinin 1928 tarihli kitabında geçen “faux amis du traducteur” (bir çevirmenin sahte arkadaşları) ifadesinin kısaltılmış halidir.

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Başka Yazılar

Haftalık Bültene Katılın

Her hafta pazar günü dilsosyal’de yayınlanan içerikleri kısa özetler halinde size yollayalım.

*Her e-postanın altında bulunan “Abonelikten Ayrıl” butonunu kullanarak dilediğiniz zaman abonelikten ayrılabilirsiniz.