John Berger Sanatı Görme Biçimimizi Nasıl Değiştirdi?

Görmenin ötesinde neler var ve gördüklerimizin aslı nelerdir?
26 Aralık 2021
john-berger-sanati
master1305, freepik

John Berger Sanatı Görme Biçimimizi Nasıl Değiştirdi?

Görmenin ötesinde neler var ve gördüklerimizin aslı nelerdir?

Çevirmen: Dilara Öztekin
Editör: Fatma Uğur
Tasarım: Tarık Emre Karagül

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Dilara Öztekin, Sosyoloji bölümünde lisans öğrencisi. Alanı doğrultusunda çeşitli çalışmalarda bulunuyor. İmkan buldukça farklı mekanlar keşfetmeyi ve bunları fotoğraflamayı seviyor.

Fatma Uğur, İstanbul Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı yüksek lisans öğrencisi. Edebiyat, sinema ve sosyoloji alanlarında okumalar yapıyor.

Tarık E. Karagül, Uludağ Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği öğrencisi. Sosyoloji, Sinema ve Edebiyatla ilgileniyor. Yenilgi yıllarının daimi öğrencisi.

848 kelime

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

1972 yılında yayımlanan Görme Biçimleri, John Berger’in en ünlü yazılı eseridir. Kitabın başlangıcında aktarılan ifade sadece bir fikir değil, aynı zamanda dünyayı farklı görme ve tanıma daveti de sunmaktadır: “Gördüklerimiz ve bildiklerimiz arasındaki ilişki asla durulmaz.”

2 Ocak’ta 90 yaşındayken hayata gözlerini yuman Berger, popüler sanat anlayışı ve görsel imge üzerinde derin bir etkiye sahip olmuştur. Aynı zamanda, sosyal adaletsizliklere karşı konuşmak; dünyadaki sanatçılara ve aktivistlere destek vermek için konumunu kullanmaktan ve çeşitli platformlarda görüşlerini ortaya koymaktan çekinmeyen bir akademisyenin canlı bir örneği olmuştur.

Berger’in sanata yaklaşımı, 1972’de Mike Dibb’in yapımcılığını üstlendiği ve kitabından önce yayımlanan dört bölümlü BBC TV dizisi Görme Biçimleri, onun toplum tarafından tanınmasına yol açmıştı. Fakat Marksist duyarlılık ve sanat teorisini küçük jestlere, sahnelere ve kişisel hikâyelere dikkat ederek harmanlama tarzı çok daha önce -bağımsız New Stateman dergisi için haftalık denemelerinde (1951-1961 yılları arasında) ve ayrıca 1958’de yayımlanan ilk romanı A Painter of Our Time‘da gelişmişti.

BBC programları dramatik, genellikle esprili, görsel teknikler aracılığıyla akademik fikirleri ve metinleri hayata geçirdi ve demokratikleştirdi; bu da Avrupa yağlı boya resimlerinden fotoğrafçılık ve modern reklamcılığa kadar görüntülerin nasıl gündelik hayatı etkilediği, içine sızdığı ve eşitsizliklerin oluşmasına neden olduğu hakkında sorgulayıcı soruları gündeme getirdi. Ne görüyoruz? Nasıl görülüyoruz? Farklı görebilir miyiz?

Hintli akademisyen Rashmi Doraiswamy’nin yakın zamanda yazdığı gibi, “Berger’in teorik mirası; bakışı siyasi ötekilik bağlamına konumlandırmaktır”. Berger’in bakmanın politik bir eylem, hatta belki de tarihsel olarak inşa edilmiş bir süreç olduğu fikri – öyle ki bir şeyi nerede ve ne zaman gördüğümüz ne gördüğümüzü etkileyecektir – Görme Biçimleri‘nin erkek bakış açısına odaklanan ikinci bölümünde en etkili şekilde karşımıza çıkar.

Burada Berger, Rönesans sonrası Avrupa kadın resimleri ile son dönem posterleri ve kız dergilerinden elde edilen görüntüler arasındaki süreklilikleri, farklı görüntüleri yan yana getirerek kadınları benzer şekilde nasıl nesne olarak dönüştürdüklerini göstermiştir. Berger, bu sürekliliğin belirli kadınlık biçimlerinin nasıl anlaşıldığının bir göstergesi olduğunu ve bundan dolayı kadınların yaşamlarını sürdürebilmesinin sınırlandırıldığını ileri sürmüştür. Avrupalı kadının bilincinin bölünmüşlüğü olarak tanımladığı bu durumu ise şöyle ifade etmiştir:

“Kadın, olduğu ve yaptığı her şeyi gözlemek zorundadır çünkü başkalarına nasıl göründüğü ve en nihayetinde erkeklere nasıl göründüğü, onun yaşamında başarı sayılan şey açısından son derece önemlidir.”

Nasıl Görüyoruz?

Tarihsel bağlam, onun boyutu ve nasıl gördüğümüz, Berger’in yazısında, filmlerinde, performansında ve Jean Mohr, Anne Michaels, Tereza Stehliková ve diğerleriyle yaptığı iş birliğine dayalı fotoğraf denemelerinde yinelenen temalardı. Berger’in fotoğrafla ilgili makaleleri ve kitapları, bir görüntüdeki anlamın politik belirsizliğine duyulan merakın bir ürünüydü. O, bize fotoğrafların her zaman dile ihtiyaç duyduğunu ve bir anlam ifade etmesi için bir tür anlatı gerektirdiğini öğretti.

Bununla birlikte Berger, sevdiklerimizin fotoğraflarına tepkimizin, resmedilen kişiyle olan ilişkimize nasıl bağlı olduğunu ayırt etmeye özen göstermiştir. Berger, 1970’lerde Jean Mohr ile Almanya’ya giden Türk göçmen işçiler üzerine ortaklaşa kaleme aldığı Yedinci Adam’da şöyle diyor:

“Yağmur altındaki bir çocuğun fotoğrafı; ne sizin, ne de benim tanıdığımız bir çocuk. Karanlık odada kâğıda basarken, ya da bu kitabı okurken gördüğümüz zaman, tanımadığımız bir çocuğun varlığını canlandırıyor gözümüzde bu görüntü. Babası içinse çocuğun yokluğunu tanımlıyor.”

Aslında Olan

Berger, ressam olduğu için her zaman görsel düşünür ve yazardı. Romancı Michael Ondaatje ile yaptığı bir konuşmada, sinematografik kurgu yeteneklerinin yazısını etkilediğini söylemiştir. Sinemanın geniş manzaralardan yakın çekimlere geçme yeteneğini en çok ilgili olduğu ve arzuladığı şey olarak tanımlamıştır.

Hiç şüphe yok ki Berger’in çalışması, uzun süreli görüşlerin -tarihin anlatılarının- ancak anlatıyı farklı bir açıdan yeniden anlatan insan ilişkilerinin “yakın plan” hikayelerinin eklendiği kadarıyla hayatın içinde canlanabileceğine dair bir duyarlılıkla aşılanmıştır. Örneğin, Frida Kahlo’nun pürüzsüz tene benzer yüzeylerde resim yapma dürtüsü hakkında yazan Berger, Kahlo’nun acısı ve sakatlığı (spina bifidası vardı ve kötü bir trafik kazası sonrasında tedavi görmüştü) “yaşayan her şeyin – ağaçlar, meyveler, su, kuşlar ve doğal olarak diğer kadın ve erkekler- onun cildinin farkına varmasını sağlayan şey” olduğunu ileri sürmüştür.

Ondaatje’nin Caravaggio adını verdiği Aslan Derisinde adlı romanındaki karakter, kısmen Berger’in ressam hakkındaki denemesinden esinlenmiştir. Bu denemede Berger, “dünyayı başkaları için resmetmeyen” “yaşam ressamı” olarak nitelediği Rönesans İtalyan sanatçısı Caravaggio ile bir “suç ortaklığı” duygusundan bahsetmiştir: Ressamın vizyonu, resmettiğine sirayet eden bir şeydir.

Berger’in yazar eğilimleri ve hassasiyetleri, Caravaggio’nun çok eleştirildiği; Berger’in ise çok takdir edildiği “genel olarak yoğunluk, kişisel mesafe eksikliği”ni tekrarlıyor gibi görünüyor. Bu yoğunluk basit bir tiyatrallık ya da hayata karşı daha doğru bir şey arayışı değil, eşitlik arayışından kaynaklanan felsefi bir duruştur.

Berger, araştırmamızın veya hayatımızın bizi yoğun bir şekilde yakalayan yönleri üzerinde durmamıza ve bu duyarlılığa güvenmemize izin vermiştir. Bu anlamda Berger’in politikası olumluydu. Bu, kişinin sezgilerine olan güveninin yanı sıra, daha geniş sosyal ve tarihsel süreçler içinde yer alan kendimizi bu sezgiler aracılığı ile keşfetme zorunluluğunu da desteklemiştir.

Berger, üzerinde derinlemesine düşündüğü yazılı çalışması hakkında, yakın dönem Penguin koleksiyonu Confabulations’da şunları yazmıştır:

“Yıllar boyunca beni yazmaya iten şey, bir şeylerin söylenmesi gerektiği ve eğer söylemeye çalışmazsam, söylenmesi gerekenlerin hiçbir zaman söylenmeyecek olma ihtimalinin önsezisidir. “

 Berger, yazmanın sınırları olduğunu çok iyi biliyordu. Yazma eyleminin tek başına, şimdiki zamanın eşitsizliklerini yeniden dengelemede veya yeni görme biçimleri oluşturmada yetersiz kalacağının da farkındaydı, ama yine de umutla yazdı. Bizlere çalışmalarında, eşitsizliğin eleştirisine adanmış bir hayatın nasıl aynı zamanda dünyadaki güzelliği görmeyi; onun rengine, ritmine ve neşeli sürprizlerine dikkat ederek bir yaşam sürmenin diğer olanaklarını göstermiştir. Ona karşı minnettarız.

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Haftalık Bültene Katılın

Her hafta pazar günü dilsosyal’de yayınlanan içerikleri kısa özetler halinde size yollayalım.

*Her e-postanın altında bulunan “Abonelikten Ayrıl” butonunu kullanarak dilediğiniz zaman abonelikten ayrılabilirsiniz.

Başka Yazılar

Haftalık Bültene Katılın

Her hafta pazar günü dilsosyal’de yayınlanan içerikleri kısa özetler halinde size yollayalım.

*Her e-postanın altında bulunan “Abonelikten Ayrıl” butonunu kullanarak dilediğiniz zaman abonelikten ayrılabilirsiniz.