Kayıp Camiler Şehri: Sozhou

Çin’in yürüttüğü asimilasyon politikaları sonucu yıkılan, dönüştürülen ve unutturulan camilerin kısa bir hikayesi: Sozhou.

Çevirmen: Zeynep Tanrıkulu

Editör: Bilal Enes Özensel

Sayfa Düzeni: Erhan Köş

Kayıp Camiler Şehri: Sozhou

Çin’in yürüttüğü asimilasyon politikaları sonucu yıkılan, dönüştürülen ve unutturulan camilerin kısa bir hikayesi: Sozhou.

Çevirmen: Zeynep Tanrıkulu

Editör: Bilal Enes Özensel

Sayfa Düzeni: Erhan Köş

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Zeynep Tanrıkulu, İstanbul Üniversitesi İngilizce Mütercim Tercümanlık bölümü öğrencisi

Bilal Enes Özensel, İstanbul Üniversitesi’nde Sosyoloji okuyor. Gelenek, medeniyet ve musikiyle ilgili. Şiirden anlamıyor. Gezmeyi, gezmeyi ve görmeyi çok seviyor.

 1000 kelime

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Eski Suzhou şehrinin labirent yollarında bir sır saklı. Bu sır İslam’ın Çin’deki kadim tarihinin parçaları. 

Şimdilerde Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki Müslümanlara yapılan kötü muameleye dikkat çeken uluslararası basında yer alan sıradan makaleler Çin imparatorları zamanında İslam’ın, imparatorlar tarafından son derece saygı gördüğü gerçeğini gizleme eğilimindedir.

Bununla birlikte  yazılı kayıtlara ve stellere (dikili taş levha anıtlara) kazınmış imparatorluk fermanlarına bakıldığında İslam toplumlarının özellikle Tang (MS 618-907), Yuan (1271-1368), Ming (1368-1644) ve Qing (1644-1912) hanedanları döneminde imparatorların lütfundan faydalandığı açıkça görülüyor.  Çin coğrafyasında İslam, Çin imparatorları tarafından aynı topraklarda yaşayan farklı halklar arasında uyumlu ve barışçıl ilişkileri destekleyen bir ahlaki yapıya sahip olması nedeniyle olumlu karşılık bulmuştu.

19. yüzyılın ikinci yarısında Batı Çin’de milyonlarca Müslümanın öldürüldüğü veya sürgün edildiği Pantay ve Tungan isyanları vuku bulmadan önce ülkede bulunan Hıristiyan misyonerler ve bilhassa Rus bilim adamları tarafından İslam bir tehdit olarak gösterilmeye başlanmıştır. Batı, İslam’ın Çin’de ulusal din olma potansiyeline sahip olduğunu düşünmekteydi. İslam’ın Çin’de ulusal din olması sonucunda Çin dünyanın en büyük İslam ülkesi haline gelecekti.

İslam ile Çin arasındaki özel bağ

Bugün Suzhou, Şangay’dan hızlı trenle 20 dakika uzaklıkta bulunan 12 milyon nüfusa sahip, canlı ve zengin bir şehirdir. “İslamlaşmış Suzhou”dan geriye kalanlar ise kuzeybatı sınırının hemen ardında yatmaktadır. Taipingfang Camii, Suzhou’da günümüze kadar faal kalabilmiş tek camidir. Shilu’nun kuzeyinde ticaret ve eğlence bölgesinde bulunan Taipingfang Camii, 1924 yılında inşaa 2018 yılında da restore edilmiştir. Günümüzde yerli veya turist olarak gelmiş Müslümanların namaz kılmak ve toplanmak için bir araya geldiği bu caminin bulunduğu mahallenin büyük bir bölümünde oteller, küçük restoranlar, büfeler, bakkal tezgahları, Uygur ve Hui Müslümanlarına hizmet eden kasaplar bulunmaktadır. Taipingfang kasapları, şehrin Müslüman azınlığının büyük kısmının yaşadığı Pekin’in Niujie bölgesinde olduğu gibi bölgenin en iyi etini satmaları ile meşhurdur.

Sozhou'da kalan tek camii
Sozhou'da ayakta kalabilmiş tek müslüman ibadethanesi olan Taipingfang Camii, Alessandra Cappelletti

1949 öncesinde Suzhou şehrinde çeşitli büyüklüklerde ve toplumsal öneme sahip en az 10 cami bulunmaktaydı. Bu camilerin kimisi değerli eşyalara ve sofistike süslemelere sahip büyük, kimisi ise daha küçük samimi yapılardı. Bu yapıların arasında ilginç olanlardan birisi de kadın imamın önderliğindeki Baolinqian Kadın Camii’siydi.

Baolinqian Kadın Camii, Qing Hanedanlığı döneminde inşa edilen dört camiden biri olma hüviyetini taşımaktadır ve şehrin kuzeybatı kesimindeki şehir surlarının içinde yaşayan zengin Yang ailesine aittir. 1923 yılında inşa edilen bu bina, binayı bağışlayan ve diğer Müslüman ailelerden bir kadın camisine dönüştürmek için bağış toplayan Yang ailesinden üç evli kadının inisiyatifiyle kurulmuştur. Kültür Devrimi sırasında (1966’dan 1976’ya kadar), camideki kutsal eserlerin bulunduğu kütüphane büyük bir hasar gördü ve bina özelleştirildi. Özelleştirilmiş bu yapıdan geriye hiçbir şey kalmamıştır ve oranın bir zamanlar cami olduğuna dair hiçbir ibare bulunmamaktadır.

kadin-camii
Baolinqian Kadın Camii'nin günümüze ulaşabilen kapısı, Alessandra Cappelletti

Yang ailesinin kurduğu bir başka cami olan Tiejunong, Qing İmparatoru Guagxu döneminde 1879’dan 1881’e kadar üç yıl içinde inşa edilmişti. Yedi avlusu olan ve 3.000 metrekareden fazla bir alana sahip bu cami Suzhou’nun en büyük camisiydi. Cuma namazının kılındığı ana bölümde on oda vardı ve 300’den fazla kişi aynı anda ibadet edebiliyordu. Avluda bir minare ve imparatorluk anıtına ev sahipliği yapan bir köşk bulunmaktaydı.

Şimdi bir ortaokul olan Tiejunong, ancak dış mimarisinden ve ahşap oymalı eski yan kapısından tanınabilir durumdadır. Görkemli bir girişin ardından gelen ağaçlarla çevrili ana avlusunda şu anda büyük bir futbol sahası bulunmaktadır. Ayrıca yolun kenarlarındaki ağaçların da kesilmiş gövdeleri bize o avluyu hatırlatmaktadır.  Mavi çinilerle kaplı şadırvan, caminin geçmişteki varlığını kanıtlayan belki de son görünür bölümüdür.

1906 yılında inşa edilmiş olan Tiankuqian Camii şimdilerde yoksul şehir sakinlerinin meskeni olmuştur. Bu durum yüksek ihtimalle büyük dini yapıların, yoksul ailelere yaşam alanı olarak tahsis edildiği Kültür Devrimi uygulamalarının bir sonucudur. Tiankuqian Camii, bir ana salon bir misafir salonu ve şadırvanı ile yaklaşık 2.000 metrekarelik bir alanı kaplamaktaydı.

Şimdilerde ortaokul olarak kullanılan Tiejunong Camii

Yerel tarihi kayıtlarda bildirildiğine göre ana salonda ginkgo ağacından yapılmış yatay bir çerçevenin içinde hat sanatıyla Usta Yu Yue tarafından yazılmış bir levha bulunmaktaydı. O dönemde birçok Müslüman yeşim taşı işçisi bu bölgede çalıştığı için bu işçiler tarafından yapılan bağışlar camiyi tüm Çin’in en müreffeh camisi haline getirmişti. 1920’lerde bu bölgeye İslami metinlerin ve Konfüçyüs metinlerinin öğretildiği bir okul açıldı. Camilerin çoğu Müslüman halkın çocuklarına Arapça ve İslami metinleri öğreten okullara sahipti. 16. yüzyıl alimleri Zhang Zhong ve Zhou Shiqi, Farsçadan Çinceye çeviriler yaptı ve Suzhou şehrini Çin’de İslami entelektüel kültürün ilk merkezi haline getirdi. Ancak Jonathan Lipman’ın “Tanıdık Yabancılar: Kuzeybatı Çin’deki Müslümanların Tarihi” adlı kitabında anlattığı gibi burası Çin’in şartlarına uyum sağlamış İslami bir merkezdi. İslami metinler, Konfüçyüsçü metinler ile birlikte öğretiliyordu, böylece İslami yazılar ile eklektik bir külliyat doğmuş oldu.

En eski Suzhou camisi olan Xiguan, adını eski şehrin merkezindeki bitişik Xiguan Köprüsü’nden almıştır.  Yuan Hanedanı döneminde 13. yüzyılda inşa edilen bu cami muhtemelen önde gelen Müslüman ailelerden biri olan Seyyid ailesi ve onun etkin bir üyesi olan Yunnan İl Valisi Seyyid Ajall Shams al-Din Ömer el-Buhari (1211-1279) tarafından finanse edilerek inşa edilmiştir.  Xiguan Camii,  Ming Hanedanlığı döneminde bir hükümet binasına dahil edilmesi sebebiyle camiden geriye sadece yerel Çin kayıtlarına geçen defterler kalmıştır. Bu durum zaten iyi bilinen bir tarihsel yorum olarak Yuan Hanedanı’nın yönetim ve hükümet hizmetinde Orta Asyalı Müslümanlara ayrıcalıklı davranıldığını göstermektedir. 1950’lerden itibaren Çin’de Hui azınlığı olarak sınıflandırılmaya başlanan bu önemli Müslüman azınlık nüfus, günümüzde Çinli Müslümanların yaklaşık yarısını oluşturmaktadır.

Geçmişin izleri

Kültür Devrimi’nde Çinli yetkililer tarafından dinler, halkın taleplerini bastırma ve susturma aracı olarak görüldüklerinden dolayı yasaklandılar. İslam da Kültür Devrimi’nden etkin bir biçimde etkilenen dinler arasındaydı. 

Nihayetinde bugün sözünü ettiğimiz dini yapılardan geriye çok az kalıntı kalmıştır. Bir kapı, bir taş, bir cephe motifi ya da sadece arşivdeki bir belge de olsa henüz silinmemiş, az da olsa  var olan bu izler bugünden önceki yaşamın temsilleri, bir zamanlar parçası olduğu ve ilham verdiği birçok toplumsal yapıya ve manevi çevreye ilişkin ipuçları durumundadır. 

Princeton Üniversitesi’nde tarih profesörü olan Amerikalı Sinolog Frederick Mote, Suzhou’nun geçmişinin artık olmayan taşlarla değil kelimelerle somutlaştığını ve Suzhou’daki İslami topluluğun parçalarının yazılı kayıtların yardımıyla bir araya getirilebileceğini dile getirmektedir. Ülke  yetkililerince dinlerin çatışma çıkarabilecek siyasi güç olarak görülmesi, istisnasız bütün dinlerin devlet tarafından sıkı bir şekilde denetlenmesi, Çin’in çeşitliliklerle dolu bu geçmişi ülkenin geleceği için önemlidir ve önemsenmelidir.

Kuzeybatı Çin’deki Uygur halkına yönelik yerel makamlar tarafından gerçekleştirilen ideolojik “yeniden eğitme” çabalarının son durumu, bu karmaşık konuyu daha fazla gözlemlemeye ve araştırmaya değer hale getirmektedir.

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Haftalık Bültene Katılın

Her hafta pazar günü dilsosyal’de yayınlanan içerikleri kısa özetler halinde size yollayalım.

*Her e-postanın altında bulunan “Abonelikten Ayrıl” butonunu kullanarak dilediğiniz zaman abonelikten ayrılabilirsiniz.

Başka Yazılar

Haftalık Bültene Katılın

Her hafta pazar günü dilsosyal’de yayınlanan içerikleri kısa özetler halinde size yollayalım.

*Her e-postanın altında bulunan “Abonelikten Ayrıl” butonunu kullanarak dilediğiniz zaman abonelikten ayrılabilirsiniz.