Koronavirüs Pandemisi Döneminde Odaklanırken Sorun Mu Yaşıyorsunuz?Nörobilim¹ Nedenini Açıklıyor:

“Kalbin kendi aklı vardır, aklın hiç bilmediği.” 17. yüzyıl filozofu Blaise Pascal’a ait olan bu cümle, Batı biliminin uzun zamandır insan akılcılığındaki “sıcak” evrenin duygularını “soğuk” olanlardan ayırma şeklini özetlemektedir.
31 Aralık 2021
The Passion of Creation, Leonid Pasternak

Koronavirüs pandemisi döneminde odaklanırken sorun mu yaşıyorsunuz?

“Kalbin kendi aklı vardır, aklın hiç bilmediği.” 17. yüzyıl filozofu Blaise Pascal’a ait olan bu cümle, Batı biliminin uzun zamandır insan akılcılığındaki “sıcak” evrenin duygularını “soğuk” olanlardan ayırma şeklini özetlemektedir.

Çevirmen: Büşra Çelik
Editör: Fatma Topkara
Tasarım: Serra Özel

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Büşra Çelik, İstanbul Üniversitesi İngilizce Mütercim Tercümanlık mezunu. Eğitimine Çeviribilim alanında yüksek lisansla devam etmekte. 10 yıldır sualtı hokeyi oyuncusu. Spor yapmak, gezmek, farklı kültürleri tanımak olmazsa olmazları. Çok gezerken çok okuyan olma hayalleriyle dolu. Bir penguene sarılmak bir fil ile selamlaşmak en büyük hayalleri.

Fatma Topkara, İstanbul Üniversitesi Kişiler Arası İletişim Tezli Yüksek Lisans öğrencisi. Doğayı, mizahı ve keşfetmeyi seviyor. 

Serra Özel, İstanbul Üniversitesi Sosyoloji bölümü öğrencisi. Fotoğraf ve resimle ilgileniyor.

1800 kelime

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Korku, kaygı, endişe, motivasyon kaybı ve odaklanma güçlüğü, öğrencilerin uzaktan eğitime karşı dururken söz ettiği çeşitli sebeplerdir. Peki bunlar bahane mi yoksa gerçek kaygılar mı? Bakalım bilim bu konuda ne diyor?

Pandeminin başında üniversiteler, lise sonrası üniversite öncesi eğitim veren kurumlar olan CEGEP’ler, Quebec’deki iki senelik lisans bölümleri, uzaktan eğitime devam etmek için planlar hazırlamaktaydı; ancak öğrenciler bu ortamın “öğrenmeye elverişli olmadığını” belirterek itirazlarını sundular. 

Öğretmenler de öğrencilerin, “açık bir şekilde bu koşullarda öğrenmeye istekli olmadıklarını hissediyor.” Köşe yazılarında, e-postalarda, anketlerde çeşitli olumsuz duygular göze çarptı. Eğitim Bakanı Jean-François Roberge’nin reddettiği, kış sömestirinin ertelenmesi çağrısında bulunan bir dilekçe bile gündemdeydi.

Düşünmeyi gerektiren konulara odaklanmada güçlük çekenler sadece öğrenciler değil. La Presse’deki bir köşe yazısında Chantak Guy, birçok meslektaşı gibi derin okumalara kendini veremediğini belirtiyor. 

Halk sağlığı saha yöneticisi Horacio Arruda’dan söz ederek, “Birkaç sayfayı geçtikten sonra zihnim amaçsızca dolanıyor ve sadece Dr. Arruda’nın sinir bozucu grafik kıvrımlarını (koronavirüs tablolarını kastediyor) kontrol etmek istiyorum,” diye yazıyor Guy. Kısacası, “Okumak için zaman var ama eksik olan konsantrasyon. İnsanlar bunu yönetemiyor.”

Öğrenciler neden ders çalışma becerilerine sahip olmadıklarını düşünüyor? Bilişsel bilimdeki son gelişmeler, sürekli entelektüel yatırım gerektiren görevlerde olumsuz duygular ve kavrayış arasındaki bağlantılara ilişkin iç görüler sağlamaktadır. 

Amigdala² Meselesi

“Kalbin kendi aklı vardır, aklın hiç bilmediği.”  17. yüzyıl filozofu Blaise Pascal’a ait olan bu cümle, Batı biliminin uzun zamandır insan akılcılığındaki “sıcak” evrenin duygularını “soğuk” olanlardan ayırma şeklini özetlemektedir. 

Walter Cannon’nun fizyolojik araştırması, duyguların özellikle olumsuz duyguların zihnimizi nasıl ele geçirdiğine dair sağlanan ilk açıklamadır. Cannon, duygunun, beyin zarının altındaki birkaç yapıyı harekete geçiren vücuttaki fizyolojik bir uyarı sistemi olduğunu göstermiştir. 

Bu yapılardan biri, bu günlerde özellikle önemli olduğu kanıtlanan amigdaladır. Amigdala tehdit edici uyarıcılar karşısında hızlıca aktif olur ve bunlara karşı dikkatli olmayı öğrenmemizi sağlar. Dalların arasına gizlenmiş bir yılan ile karşı karşıya kalabilecek bir hayvan, bu ince şeklin bir yılan mı yoksa bir sopa mı olduğunu değerlendirme lüksüne sahip olmadan, duyularını canlandıracak, kaslarını uyaracak ve hızlı tepki verecektir.

İnsanlarda olumsuz duygular ile yüklü toplumsal uyarıcılara karşılık amigdala, hızlıca ve kendiliğinden aktif hâle gelir. Nörobilim araştırmaları, insanların algılarında duygusal yüklere karşı bir hassasiyet olmasının yanı sıra insanların bunu görmezden gelemediklerini de gösteriyor. 

Örneğin, çimenlerin arasında bir yılanın görüntüsünün veya güvenilmez bir siyasi figürün uyandırdığı duygular, kendimize rağmen dikkatimizi çekebilir.

Dikkat: Sınırlı Bir Beceri

Birileri, pek çok insan için Covid-19’un çalılıklarda karşılaşılan yılanla aynı türden bir tehdit oluşturmamasına karşı çıkabilir. Sosyal sistemlerimiz bize önceden hayal bile edilemeyen tedbirleri sağlıyor ve kriz durumlarıyla başa çıkmak için çoktan hazırlıklıyız.

Eğitim öğretim kurumlarınca oluşturulan öğrenme koşulları da -ister yüz yüze ister online sınıflarda- her zaman öğrencilerin dikkatlerine odaklanmalarını ve düşüncelerini bilinçli olarak kontrol etmelerini gerektirmektedir. Öğretmelerin deneyimleri sonucu bildikleri üzere herhangi bir dersi yönetirken en büyük zorluk, tüm öğrencilerin yapılan etkinliğe odaklanmalarını sağlayarak dikkatlerini çekmektir.

Kognitif psikoloji uzmanı, 2002 Nobel Ödüllü Daniel Kahneman, dikkatin sınırlı bilişsel bir beceri olduğunu ve bazı bilişsel süreçlerin diğerlerine kıyasla daha çok dikkat gerektirdiğini ileri süren öncül kişilerdendi. Bu özellikle Kahneman’ın “Sistem 2” düşüncesi olarak adlandırdığı şeyi içeren, bilişsel süreçlerin (akademik makale okumak veya yazmak gibi) bilinçli kontrolünün yer aldığı etkinlikler için geçerlidir. Bu da dikkat ve zihinsel enerji gerektirir.

Sınırlı dikkat kapasitesi, ayrıca, bilinçli ve kontrollü bilişsel süreçlerin, sınırlı miktarda yeni bilgiyi işleyebilen zihinsel bir alanla karşılaştırılan kısa süreli bellekte ortaya çıktığını öne süren teorilerin merkezinde yer alır.

Kısa süreli bellekte dikkat, bilişsel beceri payının bir yöneticisi ve bir eylem sergileme denetleyicisi olarak hareket eder. Beyin devreleri kısa süreli bellekle iş birliği içindedir ve yürütücü işlevler prefrontal korteksin (ön beynin) işlevleridir.

Duygular Dikkate Zarar Verirse

Günümüz bilişsel bilimlerinde yapılan araştırmalar sezgisel olarak bildiklerimizi doğrular: Çalışmak dikkat, zaman ve zihin uygunluğu gerektirir. Bu araştırma, bilişsel ve duygusal süreçlerin beyinde fazlasıyla iç içe olduğunu göstermektedir ve Antonio Damasio gibi bazı araştırmacılar için duygu olmadan hiçbir düşünce mümkün değildir.

Bu sebeple öğrencilerin, pandeminin tehlikeleri ile dolu mesaj içerikleri içinde, çalışmalarına sürdürülebilir bir şekilde odaklanmada güçlük çekmeleri ve çoğunun okumak veya yazmak için kaliteli zamana sahip olmaması şaşırtıcı değildir. 

Dipnot

1- Nörobilim, sinir sistemini inceleyen; nöronların ve nöral devrelerin temel özelliklerini anlamayı hedefleyen, disiplinler arası bir bilim dalıdır. (e.n)

2- Amigdala, beynin özelleşmiş kısımlarından birisidir. İnsan dâhil pek çok karmaşık omurgalıda bu yapı bulunmaktadır. Günümüzdeki görevleri arasında duygusal tepkileri kaydetmek, işlemek ve gerektiğinde hatırlamak vardır.

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Haftalık Bültene Katılın

Her hafta pazar günü dilsosyal’de yayınlanan içerikleri kısa özetler halinde size yollayalım.

*Her e-postanın altında bulunan “Abonelikten Ayrıl” butonunu kullanarak dilediğiniz zaman abonelikten ayrılabilirsiniz.

Başka Yazılar

Haftalık Bültene Katılın

Her hafta pazar günü dilsosyal’de yayınlanan içerikleri kısa özetler halinde size yollayalım.

*Her e-postanın altında bulunan “Abonelikten Ayrıl” butonunu kullanarak dilediğiniz zaman abonelikten ayrılabilirsiniz.