Lem’in Gerçekleşen 13 Kehaneti

Tablet, e-kitap, akıllı telefon, Google ve hatta Matrix kavramları, 20. yüzyılın ortalarında “Solaris”in yazarı tarafından ortaya atıldı. İşte Stanisław Lem’in yaşamakta olduğumuz “gelecekle” ilgili kehanetleri…
27 Şubat 2022
Fotoğraf: Wikicommons

Lem’in Gerçekleşen 13 Kehaneti

Tablet, e-kitap, akıllı telefon, Google ve hatta Matrix kavramları, 20. yüzyılın ortalarında “Solaris”in yazarı tarafından ortaya atıldı. İşte Stanisław Lem’in yaşamakta olduğumuz “gelecekle” ilgili kehanetleri…

Çevirmen: Huveyle Nur Bayır
Editör: Fatma Topkara
Tasarım: Erhan Köş

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Huveyle Nur Bayır, Leh Dili ve Edebiyatı, 3. sınıf öğrencisi, Slav dilleri ve dilbilimi ile ilgileniyor.

Fatma Topkara, İstanbul Üniversitesi Kişiler Arası İletişim Tezli Yüksek Lisans öğrencisi. Doğayı, mizahı ve keşfetmeyi seviyor.

Erhan Köş, İstanbul Üniversitesi Sosyoloji bölümü öğrencisi.

2000 kelime

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Tablet, e-kitap, akıllı telefon, Google ve hatta Matrix kavramları, 20. yüzyılın ortalarında “Solaris”in yazarı tarafından ortaya atıldı. İşte Stanisław Lem’in yaşamakta olduğumuz “gelecekle” ilgili kehanetleri…

Optonlar, lektonlar, trionsandlar, fantomatonlar… Bu sözcükleri bilmiyor olmanız oldukça muhtemel; fakat bu anlamını bilmediğiniz nesneleri her gün kullandığınızı temin edebilirim. Stanisław Lem, bu nesnelerin büyük bir çoğunluğunu, bizim gerçekliğimizin bir parçası olmadan çok uzun zaman önce ortaya atmıştı. Lem’in bu yaratıcılığı, dünyanın en popüler video oyunlarından birinin simgesi olan animasyon serisi üreticileri için de ilham verici oldu. 

İşte yazarın günümüzde bile güncelliğini kaybetmeyen, hâlen hararetli tartışmaların konusu olan bilim ve teknolojinin gelişmesi, biyoteknoloji ve transhümanizm gibi konulara ilişkin en sıradışı kehanetleri ve geleceğe dair kaygıları…

E-Kitaplar ve Tabletler

Stanisław Lem, kâğıda basılmış kitapların popülerliğini kaybedeceğini; elektronik kitap düzenlemesinin gelişeceğini ve e-kitap okuyucularının çağının geleceğini öngören ilk bilim kurgu yazarıdır. Bu konuyu 1961 yılında yazdığı “Yıldızlardan Dönüş” adlı romanında, yani ilk e-kitap girişimlerinden 40 yıl önce ele aldı. Lem, e-kitapları günümüzde kullandığımız tabletlere benzeyen, içerisine belli içeriklerin kaydedilebileceği kristaller olarak hayal etti. Bugün çoğumuzun Kindle olarak bildiği bu cihazı Lem, “opton” olarak adlandırdı.

“Bütün akşamüstünü bir kitapçıda geçirdim. İçeride hiç kitap yoktu. Yaklaşık yarım asırdır basım yapılmıyordu. ‘Prometheus’un kütüphanesini oluşturan mikrofilmlerden sonra, bunları sabırsızlıkla bekliyordum. Artık kitaplıkların raflarına göz gezdirmenin, cilt cilt kitapları taşımanın ve ağır okumalar yapmanın getirdiği yük bitmişti. Kitapçılar daha çok bir elektron laboratuvarını anımsatıyordu. Kitaplar, üzerine belli içerikler kaydedilmiş kristaller haline gelmişti ve ancak bir opton yardımıyla okunabilirlerdi. Opton, kitaba benziyordu ama kapakları arasında yalnızca bir sayfa vardı. Bu sayfaya dokunulduğunda üzerinde farklı metinler görülebiliyordu.”

Sesli Kitaplar

Aynı romanın devamında Lem, sesli kitapların popülerliğini de öngördü; yalnızca onları “lekton” olarak adlandırdı..

“…Ama satış görevlisi robot, bana optonların daha az kullanıldığını söyledi. Çeşitli seslere, hıza ve modülasyona ayarlanabilen lektonlar, kullanıcıların ilk tercihi olmuştu.”

Robotlar, henüz kitapçıların yerini almamış olsa da yine de doğru yolda olduğumuzu söyleyebiliriz: Artık sesli kitapların ve dijital ses dosyalarının hızını ayarlayabiliyoruz.

İnternet

1950’lerin başında Stanisław Lem, veri işleme gücünü artırmak için yüksek kapasiteli bilgisayarları birleştirme olasılığını ele aldı. 1957 yılında “Diyaloglar” adlı eserinde bu olasılığı, gelişen teknolojinin gerçek bir yönü olarak yansıttı. “Bilişimle ilgili tüm makinelerin ve bellek bankalarının kademeli bir biçimde gelişmesi sayesinde, kıtasal ve hatta gezegensel bilgisayar ağlarının oluşturulacağını” yazdı.

2006 yılında hayatını kaybeden Lem, tıpkı internet konusunda olduğu gibi pek çok kehanetinin gerçekleştiğini görecek kadar yaşadı. Fakat bu duruma oldukça şaşırdı. Bu yeni mecrayla ilk karşılaşmasından sonra, yalandan da olsa şu yorumu yaptı:

“İnternet kullanmaya başlayana dek dünyada bu kadar çok aptalın yaşadığını bilmiyordum.”

Google

Aşağı yukarı aynı zamanlarda Lem, “Trion Kütüphanesi” olarak adlandırdığı bu muazzam sanal veritabanına insanların istediklerinde erişebileceğini öngördü. Yazara göre trionlar, “moleküler yapısı kesin olarak değiştirilebilen” kuvars kristalleriydi. Lem’in eserinde trionlar, radyo dalgalarıyla birleştiğinde devasa bir bilgi tabanı oluşturan modern taşınabilir bellek gibi bir işlev gördü. 1955’te Lem, “Macellan Bulutu” kitabında bu olguyu şöyle tanımladı:

“Trion, yalnızca kristal yapısı değiştirilmiş hafif görüntüleri, yani kitap sayfalarını depolamakla kalmaz; ayrıca her türlü fotoğraf, harita, resim, çizelge ve tabloyu da okunabilecek şekilde saklayabilir ve sesleri de kolaylıkla muhafaza edebilir. İnsan seslerini tıpkı müzik sesi gibi saklayabilmesinin yanı sıra ‘koku kaydetme’ işlevi de mevcuttur.”

Yazarın Google hakkında söyledikleri oldukça doğru; fakat “koku kaydetme” işlevini hâlâ sabırla bekliyoruz.

Akıllı Telefonlar

Aynı kitapta Lem, akıllı telefonun erken bir sürümü olan küçük, Trion Kitaplığı’ndaki verilere erişmemizi sağlayan, taşınabilir bir televizyonu tanıttı. Sıradaki alıntı Macellan Bulutu’nun yeni basımından:

“Bugün, dünyanın tamamını çevreleyen bu büyük, görünmez ağın verimliliğini ve gücünü hiç düşünmeden kullanıyoruz. Avustralya’daki bir laboratuvarda, bir Ay rasathanesinde ya da bir uçakta olması fark etmeksizin her birimiz cep alıcısına ulaşıp Trion Kütüphanesi’nin kontrol panellerine çağrıda bulunarak istediğimiz işlemi saniyeler içerisinde önümüzdeki televizyon ekranında görebiliyoruz. Cihazların mükemmelliği sayesinde pek çok alıcının, trionları aynı anda birbirlerini rahatsız etmeden kullanabilmesi kimseyi meraklandırmıyor.”

Açıklama şok edici. Bugünlerde birçok havayolu şirketi, uçakta Wi-Fi ağına erişim sunmaktadır. Lem’in bu fikirlerini bilgisayarın büyük bir odaya zar zor sığabildiği bir zamanda ortaya attığını hatırlatmakta fayda var. İnternet fikri, 20. yüzyılın sonlarına doğru 1960’larda araştırmacıların düşüncelerinde yer almaya başlamış ve 20 yıl sonrasında gerçekleştirilmişti.

3D Yazıcılar

Yazar, “Macellan Bulutu” eserinde modern 3D teknolojisinin üretimini anımsatan fazlasıyla ilginç bir vizyon sundu. Daha da ilginç olan ise Lem’in bu üretim mantığının hâlâ güncelliğini korumasıdır.

“Son olarak Trion bir ‘üretim reçetesi’kaydı içerebilir. Kendisine radyo dalgalarıyla bağlanılan alet, alıcının ihtiyaç duyduğu ürünü üretebilir. Bu şekilde, eski mobilyalara ya da sıra dışı giysilere ilgi duyan, seçkin zevkleri olan bile tatmin olabilir. Çünkü birbirinden farklı bu çeşitli malları, dünyanın her yerine göndermek zordur.”

Bugün 3D yazıcılar elektronik mağazalarından pekâlâ satın alınabilir; fakat ‘üretim reçetesi’günümüzde AMF dosyası formatındadır.

The Sims

Lem’i oyunun yaratıcısı olarak kabul edebilir miyiz? Aksi belirtilmedikçe, evet. Dünyanın en popüler oyunlarından biri olan ‘The Sims’in yaratıcısı Will Wright, oyunun yaratımında Lem’in eserinden ilham aldığını sık sık dile getirdi. Wright, Lem’in ‘Siberya’ kitabındaki robotik inşaatçılar Trurl ve Klapaucjusz’un maceralarından adeta büyülenmiş.

Trurl, astroide yaptığı keşif gezilerinden biri esnasında sürgün edilmiş bir diktatöre rastlar, hediye olarak ona, hüküm sürebileceği bir uygarlık simülasyonu olan minik bir kutu büyüklüğündeki mikro dünyayı inşaa eder. İşte bu mini krallık kutusu, Wright’a oyuncunun kendine ait bir dünya yaratması için ilham olmuş. 

Elbette Lem, romanının ilerleyen bölümünde küçük insancıklara hükmetmek ve onların hayatıyla oynamakla ilgili etik çıkmazlar hakkında yorum yapmasaydı, kendisi olamazdı.

“Bana onların hiçbir şey hissetmediklerini, düşünmediklerini, hiç var olmadıklarını, doğumdan önceki ve ölümden sonraki iki yokluk çukuru arasında tutsak kaldıklarının bilincinde olmadıklarını hemen şimdi kanıtlayın da sizi rahatsız etmeyi bırakayım! Bu acıyı sadece taklit ettiğinizi ve böyle bir kötülüğü sizin yaratmadığınızı derhal kanıtlayın!”

Futurama

Lem, asla Futuruma’nın yaratıcısı olarak kabul edilemez; ancak 21. yüzyılın en popüler animasyon dizilerinden biri olan (dizi 31. yüzyılda geçiyor) Futuruma’nın yaratıcılarına ilham verdiği söylenebilir. Dizinin yazarı David X. Cohen, bu prodüksyon fikrini nereden aldığını şöyle anlatıyor:

“Annem sıkı bir bilim kurgu hayranıydı ve bu tutkusunu bana da bulaştırdı. Evimizde olan kitaplar arasında Stanisław Lem’in ‘Yıldız Güncesi’ ve ‘Pilot Pirx Masalları’ gibi eserleri de vardı. Bu inanılmaz, gerçeküstü ve eğlenceli hikâyeler, özellikle kitabın kahramanını bir robot yapma fikri, benim üzerimde büyük bir etki bıraktı. ‘Futurama’ dizisinde insan formundaki en iyi kahramanlardan biri olan Bender, karakterinin bir kısmını Stanisław Lem’e borçludur.”

Cohen’in hafızasında iz bırakmış bir hikâye ise şöyle:

“Özellikle beni çok etkileyen bir hikâye hatırlıyorum. Yalnızca robotların yaşadığı bir gezegene insanlarla dolu bir geminin düşmesi üzerine, katillik içgüdüsüne sahip robotların insanların hepsini öldürmek istediği bir hikâyeydi. Oraya gelen insanlar hayatta kalabilmek için robot gibi davranıyorlardı; fakat en sonunda – Dikkat spoiler var- bu gezegendeki herkesin aslında yanlışlıkla oraya inen insanlar olduğu ortaya çıktı. Herkes, gezegendeki geri kalan sakinlerin elinde ölmekten kaçınmak için robot gibi davranmaktaydı. İşte bu hikaye, ‘Futurama’yı yazmak için doğrudan bir ilham kaynağı oldu.”

Cohen’nin bahsettiği bu hikâye hiç şüphesiz “Yıldız Güncesi” kitabından “On Birinci Yolculuk”tur. Hikâyenin etkisinde yazılan dizinin bölümü ise “Programlanmış Gezegen Korkusu” dur. (1. Sezon, 5. Bölüm)

Elektronik Toz ve Elektronik Ozan

“Siberya” eserinde zaman zaman garip fikirlerden bahsedilmesinin yanı sıra yenilikler de oldukça çoktur. Büyüklüğü bir kum tanesini geçmeyen, paralel hesap yapmak için kullanılarak kapsamlı bir bilgisayar sistemini oluşturan ve küçük bilgisayar dronlarından oluşan bir bulut yani “akıllı toz”, buna iyi bir örnektir. Akıllı toz kavramı, nanoteknolojide elde edilen son gelişmeleri hatırlatıyor.

Lem’in “Siberya” eserinde tarif ettiği cesur ve eğlenceli diğer fikir ise elektronik şair Elektrybalt’tır. Görünüşe göre Trurl’un bu olağanüstü buluşu, günümüzde internette sık sık rastladığımız şiir yazabilen algoritmalara tekabül ediyor. Lem’in kitabından esinlenerek yapılmış olan gerçek bir Elektrybalt, Varşova’daki Kopernik Bilim Merkezinde sergilenmektedir. Aynı zamanda, burada Lem’in ve diğer yazarların eserlerindeki karakterlerinin sahnelerinin yeniden canlandırıldığı bir robot tiyatrosu da vardır.

Eğer kendi şiir robotunuzu inşa etmek isterseniz, size doğrudan Lem’in sayfalarından verebileceğimiz bir tarifimiz var. İlk olarak “mantık devrelerini güçsüzleştirmeniz”, sonrasında “anlambilimini sağlamlaştırmanız ve irade eklemeniz” gerekmektedir. Bu noktada “felsefi jikle robotun içine takılmanız” ve “sağlamlaştırdığınız anlambilim kısmını sallayarak kafiye üretecini makineye bağlamanız” gerekir. Son olarak “tüm mantık devrelerini çıkarın ve bunun yerine narsist bir etkileşimden faydalanan benmerkezciliği yerleştirin”. Kolay, değil mi?

Sanal Gerçeklik

Sanal gerçeklik, reklamlarda köşeden elektronik gözleriyle bizi süzen cihazların gün geçtikçe artmasıyla birlikte, 2017 yılının büyük hitlerinden olmuş gibi görünüyor. Sanal gerçekliği “fantomaton” olarak adlandıran Lem, yazarlığa atıfta bulunarak yeni bir gerçeklik yaratma fikrine sahip Batılı fütüristlerin zamanından biraz önce yani 1964 yılında fantomatonlar hakkında bir kitap yazmıştı. 

“Summa Technologiae” kitabında Lem, bizlere “orijinal” gerçeklikten neredeyse ayırt edilemeyen ve alternatif gerçeklikler yaratan, fantomaton olarak bilinen bir makineyi anlatmaktadır. Ayrıca Lem, bu teknolojiyi pek çok düzeyde işleyecek şekilde tasarlamıştı. Bu sebeple, sanal gerçeklikten çıkmak isteyen kişinin “orijinal” gerçekliğe dönmesi gerekmiyordu. Bu kişi seçtiği düzeyin hangi gerçeklik olduğunu bilmeden ve orijinal gerçekliği diğerlerinden ayırt edemeden çeşitli simülasyonlarda seyahat edebiliyordu. Ancak Lem, gerçek ve kurgu arasındaki bu sınırı bir tehdit olarak gördü.

Matrix Yani Büyük Simülasyon

Lem’in fantomaton fenomeninin analizi, “Matrix” gibi filmlerden ya da son zamanlarda “West World” dizisinden tanıdığımız, ideal simülasyon kavramına korkutucu bir şekilde yakındır. Lem’in verdiği örneklerden birinde kayalık bir dağda sanal gezi yapan kullanıcının elektrotları çıkarması sonucu bir hata meydana gelir. Bunun sonucunda deprem olur ve evler yıkılır. 

Böylece Lem, bu distopik simülasyon vizyonuna 1978 yılında yazdığı “Gelecekbilim Kongresi” kitabında yer verdi. Bu kitap, Lem’in “serebromatik” kavramıyla, yani kimyasalların beyne doğrudan etki etmesiyle ilgilidir. Kitap, 2013 yılında Ari Folman tarafından beyaz perdeye taşındı.

Gerçek Ötesi

Lem’in teknolojinin hızla gelişmesinin felsefi yönüne olan ilgisi, onu çağdaş bilgi akışının doğasıyla alakalı ilginç sonuçlara yönlendirdi. Olaya günümüz bakış açısıyla bakıldığında yazarın birçok düşüncesinin günümüzdeki modern medyaya ve siyasi olgulara dokunduğu gözlemlenebilir. 1968 yılında “Sahibinin Sesi” romanında şöyle yazmıştır:

“İfade özgürlüğü, bir düşünme aracı olarak tehlikeli olabilir: Yasaklanan düşünceler gizlice etrafı kuşatabilir; ama yalanların sel olup aktığı suda boğulan bu gerçek için ne yapılabilir ki?”

LA Kitap İncelemeleri’nde Ezra Glinter konuyla alakalı olarak şu yorumu yapmıştır:

“Lem, bu cümleyi yazdığında Facebook ya da sahte haber yapan siteler yoktu; ama bilse eminim bunların varlıklarına şaşırmazdı.”

Transhümanizm

Lem, gerçek ötesini öngörebildiği gibi transhümanizmi de tahmin edebilmiş midir? Yazar, bunu bir olgu olarak ele almamış olsa da 1955’te yazdığı bir hikâyede konuyla alakalı bir kavrama rastlanmaktadır: “Siz var mısınız, Bay Jonas?”. Hikâye ilk olarak bir radyo dinletisine uyarlandı, ardından Andrzej Wajda, olayı “Roly Poly” filmiyle sinemaya aktardı. Hikâyede Lem, bir adamın vücuduna ameliyatla çeşitli bilgisayar parçalarının yerleştirilmesi sonrası adamın neredeyse hiçbir orijinal organının kalmaması ve sonuç olarak insan haklarının tamamen varsayımsal olmasını ele alır. Yapay teknoloji, adamın beyni dahil hemen hemen tüm organlarını ele geçirmiştir. İlerleyen süreçte yapay teknoloji ameliyatları finanse eden adam ve şirketi tarafından dava edilir. Hikâye, robotların gelişmeye başladığı günümüze de atıfta bulunuyor. Eser, yazıldığı zamana göre fazlasıyla avangart bir denemeydi. Transhümanizm gibi alanlara bugünlerde daha yeni yeni dahil oluyoruz.

Biyoteknoloji

Yazar, teknolojinin karanlık ve potansiyel tehdit oluşturabileceği taraflarının hep farkında olmuştur. Henüz 1960’lı yıllarda teknolojinin insan vücuduna girmesinin an meselesi olduğunu düşünüyordu. “Yıldız Güncesi”nin “Yirmi Birinci Yolculuk” bölümünde Ijon Tichy, herkesin vücudunu istediği gibi şekillendirebildiği Dychtonia gezegenine iner. Ezra Glinter, konuyla ilgili şöyle söylüyor:

“Başlangıçta sadece sağlık, ruhsal ve fiziksel güzellik için kullanılan teknoloji, kısa sürede kadınlar için deri takılar; erkekler için ise sakallar ve diş bozuklukları için kullanılmaya başlandı. Dychtonialılar, bir süre sonra insan formlarını terk ederler. Bu durum, toplumun sosyal çöküşüne neden olan bir isyanı başlatarak bir reforma yol açar. Hikâyenin ana fikri: sınırsız seçimlerin taşıması zor bir yüke dönüşebileceğidir.”

Yıllar sonra, 20. yüzyılın sonlarında insan klonlamanın (bunu bir kölelik çağı olarak değerlendiriyordu) olasılıkları ve tehditleri hakkında konuşan Lem, şunları söyledi:

“40 yıl önce dekoratif duvar kâğıdı olarak kullanılan hikâyelerim, ürkütücü biçimde bir gerçeklik şekli almaya başlıyor.”

Ürkütücü ya da değil, hiç şüphesiz bizi şaşırtmaya devam ediyor. Böylece Lem’in geleceği tahmin etme konusundaki yeteneği, gittikçe daha büyük bir hayranlık uyandırıyor.

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Haftalık Bültene Katılın

Her hafta pazar günü dilsosyal’de yayınlanan içerikleri kısa özetler halinde size yollayalım.

*Her e-postanın altında bulunan “Abonelikten Ayrıl” butonunu kullanarak dilediğiniz zaman abonelikten ayrılabilirsiniz.

Başka Yazılar

Haftalık Bültene Katılın

Her hafta pazar günü dilsosyal’de yayınlanan içerikleri kısa özetler halinde size yollayalım.

*Her e-postanın altında bulunan “Abonelikten Ayrıl” butonunu kullanarak dilediğiniz zaman abonelikten ayrılabilirsiniz.