Mozart’ın Gölgesinde Kalan Kız Kardeşi

Kadınların yüzyıllardır süregelen ve muazzam yeteneklerin müzik tarihinden silinip gitmesine neden olan görünmezliği nasıl onarılabilir?
26 Mart 2022
Maria Anna Mozart

Mozart’ın Gölgesinde Kalan Kız Kardeşi

Kadınların yüzyıllardır süregelen ve muazzam yeteneklerin müzik tarihinden silinip gitmesine neden olan görünmezliği nasıl onarılabilir?

Çevirmen: Sema Gürlük
Editör: Yağmur Alev
Tasarım: Serra Özel

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Sema Gürlük, İstanbul Üniversitesi, Fransız Dili ve edebiyatı son sınıf öğrencisi.Edebiyat çevirisi yapmaktan hoşlanıyor. Absürd felsefe ve nihilizmle ilgileniyor. Sinema ve edebiyat okumaları yapıyor. Fizik ve astronomi bilimleri meraklısı. 

Yağmur Alev, İstanbul Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı mezunu. Kelimelerin ve notaların gücüne inanır.

Serra Özel, İstanbul Üniversitesi Sosyoloji bölümü öğrencisi. Fotoğraf ve resimle ilgileniyor.

1305 kelime

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Kadınların yüzyıllardır süregelen ve muazzam yeteneklerin müzik tarihinden silinip gitmesine neden olan görünmezliği nasıl onarılabilir? Klasik müzik konusunda uzmanlaşmış Fransız gazeteci Aliette de Laleu, Şubat 2022’de yayımlanan Mozart était une femme (Mozart Kadındı) isimli kitabında yaşadıkları döneme damga vurmuş kadın bestecilerin, virtüözlerin, orkestra şeflerinin ve topluluk kurucularının silinmek üzere olan yolculuğuna göz atıyor. Burada Wolfgang Amadeus Mozart’ın çok az tanınan kız kardeşi Maria Anna’ya adanmış “Klasik Müziğin Devrimcileri” adlı bölümden bir alıntı yayınlıyoruz.

Maria Anna Mozart ve Wolfgang Mozart klavsen çalıyor. Johann Nepomuk della Croce'nin “Mozart Ailesinin Portresi” adlı eserinin detayı, 1780 yılı dolaylarında

İçiniz rahat olsun, klasik müziğin simgesi hâline gelen besteci gerçekten de 27 Ocak 1756 tarihinde doğan Wolfgang Amadeus adında bir adamdır. Öte yandan, Wolfgang’ın kendisinden beş yaş büyük olan kız kardeşi Maria Anna’nın içinde de gerçek bir Mozart vardır. Maria Anna, erkek kardeşinin yazışmalarını ve eserlerini koruyarak hatırasının korunmasına yardımcı olmuştur, ancak her şeyden önce, hayatının ilk yıllarında ona ilham veren kişidir. Olağanüstü bir çalım tarzına sahip bir piyanist olan genç Maria Anna Mozart, Avrupa’nın tamamında tanınıyordur… Böylece Mozart, onunla olan bağını koparmadan ve hayatını tam anlamıyla bir besteci olarak yaşamadan önce, kendisine rol model olarak aldığı bir kadınla, kız kardeşiyle büyür.

Mozart ailesi, 18. yüzyıla ait olan bir sanat eğitimi modelini temsil etmektedir. Çocuklar, genellikle bir yakınları sayesinde (Mozart ailesinde bu kişi baba Leopold Mozart’tır) erken yaşta müzikle tanışırlar. Bu eğitim cinsiyet ayrımı yapmaz: Kız çocukları da erkek çocuklar gibi şarkı söylemeyi veya bir müzik aleti çalmayı öğrenebilir. Ama dikkat, kızlar için seçim sadece tuşlu çalgı çalabilmekle sınırlıdır (piyanonun atası klavsen veya piyano-forte). Bu eğitimdeki diğer büyük fark ise onun amacıdır: Erkek çocuklar, profesyonel bir müzisyen olarak sarayda çalışmak ve hayatlarını kazanmak için müziğe başlarlar. Kızlar ise evlenmek için bu eğitimi alırlar. 28 Kasım 1785 tarihli bir mektupta, iki çocuk babası Leopold Mozart, beş çocuk babası dul bir adamla evli olan kızına şöyle yazmıştır: “Özellikle Nannerl’i (Maria Anna Mozart’ın onunla aynı takma adı taşıyan en büyük üvey çocuğu) selamlıyorum ve ondan, bugünlerde bir kadının kendisini daha asil yollarla hizmetçilerden ayırmaya çalışmadan yalnızca onlar gibi kendisini eğitmeyi istemesi halinde memnun olabileceğini hayal edip edemeyeceğini düşünmesini rica ediyorum.[…] Eğer doğuştan asil olmak gibi başka niteliklere sahipse, o zaman asil ve terbiyeli bir genç adam bulmayı umabilir, yoksa kesinlikle bu mümkün olmaz.” Nitekim, kadınlar için müzik, evlilik piyasasında yalnızca ek bir üstünlük ve kendilerini hizmetçilerden ayırmaları için basit bir süstür. 

Bu nedenle, Maria Anna Mozart’ın herhangi bir kariyer yapmayı asla ummadığına şaşırmamak gerekir. Yine de yatkınlıkları birinci sınıf birinin habercisidir. Genç kız, 8 yaşından itibaren babasıyla müzik öğrenir. Keman çalmak ister ancak bu telli çalgı üzerine yazılmış ünlü bir incelemenin yazarı olan babası bu isteği reddeder. Maria Anna Mozart daha sonra klavsende parlayacak ve bir fenomen hâline gelecektir: Augsburg şehrinin gazetesi 1763 yılında, “11 yaşında küçük bir kızın, en büyük bestecilerin en zor sonatlarını ve konçertolarını klavseninde veya piyano-fortesinde hassasiyet, inanılmaz bir hafiflik ve mükemmel bir zevkle çaldığını hayal edin. Bu, pek çok kişi için hayranlık uyandırıcıdır,” diye yazar. Maria Anna Mozart, özellikle Temmuz 1763-Kasım 1766 tarihleri arasında, döneminin eleştiri yazılarında yer edinmiş bir “dahi”, bir “üstün yetenek”, bir “virtüöz”dür. Bu tarihler Mozart ailesinin önemli bir turnesine tekabül etmektedir. Baba Leopald, evlatlarının yeteneğini göstermek, ama her şeyden önce ailenin geçimini sağlamak için eşi Anna Maria Mozart ve iki çocuğu Wolfgang ve Maria Anna’yı birkaç Avrupa şehrine götürür (seksenden fazla!). Her konserin sonunda, iki genç sanatçı birçok hediye ve baba da ödeme alır.

Nannerl yola çıktığında 12 yaşındadır. 7 yaşındaki küçük kardeşi onun sayesinde zaten müziği iyi biliyordur. Turneye başladığında Wolfgang klavsen, piyano-forte, org ve aynı zamanda kemanda ustalaşır -babası ona en sevdiği enstrümanı öğretir. Maria Anna’nın aksine, küçük dâhi beste yapmaktadır, ancak çoğu zaman ablasının suç ortaklığıyla. Uzun yolculuk günlerini, sosyetik yemekleri, şenlikleri bir hayal etmek gerek. Çocukların kendi hâline bırakıldığı onca anları… Wolfgang ilk senfonisini bestelediğinde, ailenin tamamı Londra’da bir turnenin ortasındadır. Baba hasta olduğu için her iki çocuktan da sakin olmaları ve bu nedenle müzik icra etmemeleri istenir. Ancak hiçbir şey onları beste yapmaktan alıkoyamaz. Nannerl senfoniyi bir partisyon üzerinden yazar ve kardeşi tarafından bestelenen ilk versiyondan itibaren orkestrasyonla, orkestradaki tüm enstrümanların müziğinin yazımıyla ilgilenir. 

Nitekim, genç piyanist besteciliğe yabancı değildir, sadece bununla meşgul olmaya hakkı yoktur. Babası, besteci olması bir yana, onun profesyonel bir müzisyen olmasını bile reddeder. Yine de mektupları bize olağanüstü bir yeteneği göstermektedir. Besteci Michael Haydn’ın (Joseph Haydn’ın kardeşi) bir konserden sonra baştan sona kopyaladığı menüetlerini Wolfgang’a gönderir. Nannerl’in imzasını taşıyan bir esere yapılan tek gönderme, kardeşinin İtalya’ya turneye çıktığında gönderdiği bir mektupta bulunur. Mektupta şöyle yazmaktadır: “Cara sorella mia [sevgili kız kardeşim]! Bu kadar güzel bestelemene çok şaşırdım, lied¹ tek kelimeyle harika, sık sık bir şeyler yazmaya çalış. […] Diğer altı tanesini (Haydn’ın menüetlerini) hemen bana gönder, lütfen. Elveda, Wolfgang Mozart.” Bu müzikten hiçbir iz bulunamamıştır. Maria Anna Mozart açıkça “sık sık bir şeyler yazmayı” denemediyse de bunun tersi sıklıkla yaşanır: Wolfgang kız kardeşine yeni yazdığı şu ya da bu eser hakkında ne düşündüğünü sorar ve ondan piyanoda deşifre edebileceği yeni parçalar ister. Özellikle uzun zamandır birbirlerinden ayrı kaldıkları için, karşılıklı mektuplaşmalarında büyük bir suç ortaklığı göze çarpmaktadır. Oğlu için büyük emelleri olan Leopold Mozart, onu 1769 gibi erken bir tarihte İtalya turnesine çıkarır ve kızını Salzburg’da annesiyle yalnız bırakır. Maria Anna, 1777 yılında Wolfgang’a şöyle yazar: “Biz zavallı yetimler kara kara düşünüp sıkıntıdan patlarken, annem ve Kukla’nın (erkek kardeşinin lakabı) iyi anlaştığını ve eğlendiğini keyifle öğrendim.” Maria Anna Mozart için zaman geçmek bilmiyordur. Evliliğe hazırlanmak için 16 yaşında turne yapmayı ve konser vermeyi bırakır, ancak 1784 yılına, yani 33 yaşına kadar evlenmez. Evliliği, sevmediği, zaten beş çocuk babası olan ve üç çocuğu daha olacak olan bir aristokrat ile gerçekleşir.

1 – Lied, Almancada şarkı anlamına gelen, insan sesi için bestelenmiş bir şarkı türüdür. Lirik ve kısa şiirler üzerine bestelenir. Lied’de şiir ve müzik aynı öneme sahiptir.

Bu birliktelik onu bazı ihtiyaçlardan muaf tutar, ama Maria Anna’nın müzikal evrenle bir bağ kurması için geriye kalan tek yol öğretmektir. Kardeşinin maceralarını uzaktan takip eder, ona çok destek olur ve mektuplarında kendisinden düzenli olarak “itaatkâr bir kız” olarak bahseder. Hayatında ve müziğinde (ki bunda çok başarılıdır!) dilediği gibi ilerleyen Wolfgang’ın tam tersidir. Ablası, kendi çağına hapsolmuş, önce babasının sonra da kocasının gölgesinde sıkışıp kalmıştır. Kendine Ait Bir Oda isimli kitabında Virginia Woolf, “Shakespeare’in Judith adında bir kız kardeşi olsaydı, onun başına ne gelirdi?” sorusunu kendi kendine sorar; Judith’in zorla nişanlandığını, ardından bir oyun yazarı olarak şansını denemek için Londra’ya kaçtığını hayal eder. Cinsiyeti yüzünden reddedilip duran Judith, yeteneğini asla duyuramamanın verdiği çaresizlik içinde intihar eder. Mozart’ın ise gerçekten de bir kız kardeşi vardı ve onun hayat hikâyesi Virginia Woolf’un bu hipotezini kısmen doğrulamaktadır.

Fakat bazı istisnalar da söz konusudur. Bekarlığı seçen kadınlara ne olur? Ya da en azından evliliği reddedenlere? Nannerl’den yedi yaş büyük ve onunla aynı ülkeden olan şarkıcı ve besteci Marianne de Martines’in durumu, belirli şartlar karşılanırsa müzisyen olarak bir yaşam sürdürmenin mümkün olduğunu göstermektedir: Seçkin bir sosyal çevre, ekonomik bağımsızlık, kariyerine engel olacak bir eşin olmaması ve bir sürü destek. Marianne de Martines asil bir aile ortamında büyümüştür. Klavsen çalar, kendi zevki için şarkı söyler ve aynı zamanda onu erken yaşta kabul eden imparatorluk sarayı halkının kulaklarının pasını silmek için besteler yapar. Metastasio adıyla bilinen İtalyan şair ve libretto yazarı Pietro Trapassi tarafından desteklenmeden önce, Joseph Haydn ona akıl hocalığı yapmıştır.

Marianne de Martines’in eserleri arasında oratoryolar, ayin müzikleri, bir klavye konçertosu, bir senfoni ve küçük topluluklar için yazılmış çok sayıda parça bulunmaktadır. Onun elinden çıkma toplamda 65 beste bulunmuştur -ancak 18. yüzyıl Viyanasında bir besteci olarak edindiği yer konusunda bizi aydınlatabilecek hayatıyla ilgili çok az yazı, yazışma veya unsur bulunmaktadır. O zaman geriye bazı varsayımlar kalır: Martines, bir oturma odasında Wolfgang Mozart ile dört el piyano sonatları çaldığına göre, belki onun en büyük kız kardeşi, yetenekli fakat talihsiz Maria Anna Mozart ile de tanışmıştır.

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Haftalık Bültene Katılın

Her hafta pazar günü dilsosyal’de yayınlanan içerikleri kısa özetler halinde size yollayalım.

*Her e-postanın altında bulunan “Abonelikten Ayrıl” butonunu kullanarak dilediğiniz zaman abonelikten ayrılabilirsiniz.

Başka Yazılar

Haftalık Bültene Katılın

Her hafta pazar günü dilsosyal’de yayınlanan içerikleri kısa özetler halinde size yollayalım.

*Her e-postanın altında bulunan “Abonelikten Ayrıl” butonunu kullanarak dilediğiniz zaman abonelikten ayrılabilirsiniz.