Neden uykuyu çalışmaya tercih etmelisiniz?

“Uyku yerine çalışmayı tercih ederek aslında nitelik yerine niceliği tercih etmiş olursunuz.”

Çevirmen: Mefkure Demirci

Editör: Dilara Öztekin

Sayfa Tasarımı: Erhan Köş

Neden uykuyu çalışmaya tercih etmelisiniz?

“Uyku yerine çalışmayı tercih ederek aslında nitelik yerine niceliği tercih etmiş olursunuz.”

Çevirmen: Mefkure Demirci

Editör: Dilara Öztekin

Sayfa Tasarımı: Erhan Köş

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Mefkure Demirci, İngiliz Dili ve Edebiyatı öğrencisi. Araştırma yapmaktan ve klasik müzik dinlemekten keyif alıyor.

Dilara Öztekin, sosyoloji bölümünde lisans öğrencisi. alanı doğrultusunda çeşitli çalışmalarda bulunuyor. İmkan buldukça farklı mekanlar keşfetmeyi ve bunları fotoğraflamayı seviyor.

 900 kelime

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Genelde uykumuza engel olmasından kaçamayacağımız koşullarla karşılaşırız. Rakamlar, genellikle uykunun kariyerimizi de kapsayan hayatımız üzerindeki potansiyel faydalarını yanlış yorumladığımızı göstermektedir. Daha endişe verici bir şekilde, uyku eksikliğinin beden ve ruh sağlığımız üzerindeki negatif etkisine dair genel bir farkındalık eksikliği olduğu görülüyor. Akranlarımız, iş arkadaşlarımız, dostlarımızla birlikte birçoğumuzun hala daha çok iş yapmak için uykumuzdan ödün vermekle övündüğümüz gerçeği (sanki bizi çok iyi öğrenciler ya da çalışanlar yapıyormuş gibi) buna bariz bir örnektir.

Uyku yerine çalışmayı seçtiğimizde asıl yaptığımız şey nitelik yerine niceliği seçmektir. Eğer en verimli halinizde olmak istiyorsanız yani daha üstün bir istek, daha keskin bir odak, daha iyi bir dayanıklılık ve daha olumlu bir ruh hali ve düşünce yapısı istiyorsanız sizin için iyi bir gece uykusunun sunabileceği avantajlardan yararlanmak akıllıca olacaktır.

Eminim ki bu tavsiyeyi daha önce duymuşsunuzdur. Fakat uykunun değerini anlamanın en iyi yolu, uykunun beyninizi nasıl etkilediğini ve ihtiyacınız olan uykuyu almadığınızda beyninizde neler olduğunu bilmektir. Bu anlamda nöroloji alanında yapılmış bazı çalışmaları bilmek konuyu anlamanıza yardımcı olacaktır.

Yeterli Uyku Olmadan Beyniniz

Detaylara girmeden önce, siz uyurken beyninizin sahiden ne yaptığına dair genel bir bakışla başlayalım. Çok sayıda araştırma, uyku halindeki beyninizin aktif ve “çevrimiçi” kalırken vücudunuzun geri kalanının bekleme moduna geçtiğini söylemektedir. Beyniniz bir nevi akıllı telefonunuz gibidir; gece boyunca ona bakmıyor olabilirsiniz, fakat bu onun etkin olmadığı anlamına gelmez. Uyku esnasında beyninizin ana fonksiyonu, bilim insanlarının genellikle zihinsel israf olarak adlandırdıkları şeyi elemektir. Zihinsel israf, gün boyunca nöronlarınız arasında biriken ve normal bilişsel fonksiyonlarınıza hem kısa hem de uzun vadede zarar veren toksinlerdir. Beyniniz bunu daha önemli ve yeni öğrenme deneyimlerine yer açmak için yapar. Bu tıpkı bilgisayarınızdaki “otomatik temizleme” gibidir; yer kazandırmak için çöp kutunuzdaki şeyleri kalıcı olarak yok eder ve daha pratik bir işlem hızı sağlar. Bu israf ayrımı, temel öğrenme ve hafıza fonksiyonlarınızı desteklemenin yanı sıra ruh halinizi, duygularınızı ve cinsel arzularınızı düzenlemenin anahtarıdır. Bir başka deyişle uyuma, bir benzin deposuna yakıt ikmali yapmanın insana ilişkin eşdeğeridir. Daha fazla çalışmak için daha az uyumanın bir şekilde sizi daha üretken yapacağı düşüncesi, benzin için durmamanın sizi hedefinize daha çabuk ulaştıracağı düşüncesi kadar mantıklıdır. Çok fazla uyku eksikliğinde zihninize, bedeninize ve işinize neler olabileceği aşağıda açıklanmıştır:

Basit şeylerin nasıl yapılacağını unutursunuz. Tek bir gecelik uyku eksikliği beynin hafıza ve öğrenme merkezi olan hipokampus bölgesinin işleyişini bozmak için yeterlidir. Hipokampus, hem kısa hem de uzun vadede bilgiyi muhafaza etmenize yardımcı olmada önemli bir rol oynar. Aynı zamanda, ne kadar iyi yön bulduğunuzu ve uzayda ne kadar iyi hareket edebileceğinizi belirler. (İşte bu yüzden, Londralı taksi şoförlerinin beyinleriyle ilgili yapılan ünlü bir araştırmada, onların hipokampuslarının normalden daha büyük olduğu tespit edildi.)

Yeterli uyku almadığınızda bir şeyleri unutmaya daha yatkın olduğunuzu; konsantre olmakta, sayıları aklınızda tutmakta ya da gerçekleri şifrelemekte zorlandığınızı fark edebilirsiniz. Otomatiğe bağlamış, tekrarlayan ya da rutin benzeri bir iş yapmıyorsanız tüm bu sorunların iş performansınızda ciddi bir etkisi olacaktır. Ancak nispeten kolay bir iş yapıyorken bile performansınızda bir düşüklük olduğunu fark edebilirsiniz. Bu yüzden uyku yetersizliği daha çok akşamdan kalmışlık gibi hissedilebilir; odaklanmayı zahmetli bir hale getirebilir ve daha önceden size kolay gelen görevlere çok daha fazla odaklanmanız gerekebilir.

Uzun süreli hafızanız zarar görür. Yukarıda belirtildiği gibi uyku, beyninize beyin hücreleriniz arasında birikebilen ve plak oluşturabilen proteinler de dahil metabolik atıklardan kurtulmak için zaman tanır. Kısa vadede kötü uyku daha düşük IQ ile ilişkilendirilirken uzun vadede ise Alzheimer hastalığı ile ilişkilendirilmiştir.

86 bilimsel araştırmanın incelemesiyle, daha uzun süre uyuma eğiliminde olan insanların daha atik ve verimli öğrenenler olduğunu; zihinlerini meşgul tutma konusunda daha yetenekli olduklarını ve daha fazla uyuyan insanların neden yaşlanırken daha yavaş zihinsel düşüşe sahip oldukları sonucuna varılmıştır. Daha sağlıklı bir uyku, daha iyi bir akademik ve iş performansının yanı sıra daha üstün bir entelektüel gelişime de katkıda bulunur. İşiniz ne kadar karmaşıksa o kadar çok öğrenmeniz, akıl yürütmeniz ve yeni sorunları çözmeniz gerekecektir. Bu, daha fazla ve daha iyi bir uykuya ihtiyacınız olacağı anlamına gelir.

Saldırganlığa ve kaygıya daha yatkın olursunuz. Uyku, beyninizdeki ruh hali ve duygusal düzenleme için önemli olan kimyasal bir reaksiyonu tetikler. Bu reaksiyonda yer alan ana beyin hormonu melatonin olarak adlandırılır. Vücudunuz sizi uykulu hale getirmek için akşamları daha fazla melatonin üretme eğilimindeyken sabahları sizi uyandırmak için daha az melatonin üretir. Melatonin, aynı zamanda ruh hali değişiklikleriyle ilişkilendirilmiştir. Bu genellikle vücudunuz hormonu salgıladığında, yani uyku zamanının geldiğini işaret ettiğinde olur ancak siz onu görmezden gelir ve uyanık kalırsınız.

Uykusuzluk, -etrafınızdakilerin fark etmesi muhtemel olduğu gibi- huysuz ve asabi bir ruh haline yol açar. Bunun sebebi, melatonin hormonunun beyninizin amigdala bölgesini etkilemesidir. Amigdalayı, pozitif bir deneyim (“Güvende hissediyorum’’) ya da negatif bir deneyim (“Sinirli ya da korkmuş hissediyorum.”) yaşayıp yaşamadığınızı belirleyen duygusal bir radar olarak düşünebilirsiniz. Kaygınız, saldırganlığınız ve dürtüsel karar verme amigdalanızdaki aktiviteyle beslenir. Bir gecede beyninizin bu bölgesini etkileyecek her türlü değişiklik, ertesi sabah devam edecek; başkalarına karşı sabırlı olma ve anlayış gösterme kabiliyetinizi etkileyecektir.

Korku ve kaygı gibi olumsuz duygular da uykunuzda korkutucu ya da rahatsız edici rüyalar halinde ortaya çıkabilir. Ayrıca uykusuzken huzursuz ve sinirli olmaya daha meyilli olduğunuzdan, kötü uykunun ruh halinizi istikrarsızlaştırdığı ve daha sonra uykunuzu kâbuslar şeklinde bozduğu kısır bir döngüde takılıp kalabilirsiniz. Bunların hepsi demek oluyor ki; eğer kibar ve duyarlı bir iş arkadaşı, eş, ya da arkadaş olmak istiyorsanız mutlaka daha fazla uyumalısınız.

Tüm araştırmalardan yeterince haberdar olsak bile, dostlarınızın ve iş arkadaşlarınızın -onları daha üretken ve başarılı yapıyormuş gibi- ne kadar az uyuduklarıyla övündüklerini duymaya devam edeceğinize şüphe yok. Bununla karşılaştığınızda bilimin bunun tam tersini söylediğini hatırlayın: Beyninize ne kadar zaman ve kesintisiz özgürlük tanırsanız, uyanıkken bir o kadar coşkun, mutlu ve sağlıklı olursunuz.

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Haftalık Bültene Katılın

Her hafta pazar günü dilsosyal’de yayınlanan içerikleri kısa özetler halinde size yollayalım.

*Her e-postanın altında bulunan “Abonelikten Ayrıl” butonunu kullanarak dilediğiniz zaman abonelikten ayrılabilirsiniz.

Başka Yazılar

Haftalık Bültene Katılın

Her hafta pazar günü dilsosyal’de yayınlanan içerikleri kısa özetler halinde size yollayalım.

*Her e-postanın altında bulunan “Abonelikten Ayrıl” butonunu kullanarak dilediğiniz zaman abonelikten ayrılabilirsiniz.