Orta Çağ Japonya’sında Günlük Yaşam

Çeşitli sosyal sınıflardan oluşan Orta Çağ Japonyasında üst sınıflar daha iyi ve daha renkli kıyafelere sahipti, pahalı yabancı porselenler kullanıp Noh tiyatrosu ile eğlenirlerdi.
24 Aralık 2021
Genji Hikayesinin Resmedilmesi-Wikipedia.

Orta Çağ Japonya’sında Günlük Yaşam

Çeşitli sosyal sınıflardan oluşan Orta Çağ Japonyasında üst sınıflar daha iyi ve daha renkli kıyafelere sahipti, pahalı yabancı porselenler kullanıp Noh tiyatrosu ile eğlenirlerdi.

Çevirmen: Mefkure Demirci
Editör: Yurdanur Akkaya
Tasarım: İrem Gevrek

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Mefkure Demirci, Marmara Üniversitesi’nde İngiliz Dili ve Edebiyatı lisans öğrencisi. İngilizce-Türkçe çeviriler ve alanı ile alakalı araştırmalar yapmaktan keyif alıyor.

Yurdanur Akkaya, Psikolog ve yaşam boyu öğrenci. Şu anda Moskovada, Higher School of Economics Üniversitesinde Rusça öğreniyor. 

İrem Gevrek, İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Sosyoloji öğrencisi. Göç sosyolojisine ilgi duyuyor. Bu dünyayı keşfederken fotoğraf çekmeyi çok seviyor.

1800 kelime

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

O

rta Çağ Japonya’sında (M.S. 1185-1606) günlük yaşam çoğu insan için sofraya yiyecek koyabilmek, aile kurabilmek, sağlıklı kalmak ve mümkün olduğunca hayattaki güzel şeylerden zevk almaya çalışmak ile geçen asırlık bir mücadeleydi. Çeşitli sosyal sınıflardan oluşan Orta Çağ Japonyasında üst sınıflar daha iyi ve daha renkli kıyafetlere sahipti, pahalı yabancı porselenler kullanıp Noh tiyatrosu ile eğlenirlerdi ve Japonya’nın diğer bölgelerine seyahat edebilecek güce sahiptiler. Alt sınıflar ise sade pamuktan kıyafetlerle yetinmek zorundaydı; pirinç ve balık yiyor, çoğunlukla yaşanan kıtlıklardan, salgınlardan ve ülkeyi kasıp kavuran iç savaşlardan sağ çıkmakla meşguldüler. Yine de, Orta Çağ Japonya’sının kültürel arayışlarının çoğu yeşil çay içmekten ‘go oyunu’ oynamaya, güzel bir çift yeme çubuğuna sahip olmaktan her temmuz veya ağustos ayında Obon Festivalinde atalarını hatırlamaya kadar devam ediyor.

Dansçı, Noh tiyatrosu Sahnesi-World History Encyclopedia.

Toplum

Orta Çağ Japon toplumu, bahsedildiği üzere ekonomik işlevlerine göre sınıflara ayrılmıştı. En tepedeki ‘samuray’ veya ‘bushi’ olarak bilinen ‘lord’ ile ‘vasal’ arasındaki feodal ilişkiye dayanan ve kendi içinde de ayrımlara sahip (savaşçı sınıfı, toprak sahibi aristokratlar, rahipler, çiftçiler ve toprak sahipleri veya devlete toprak vergisi ödeyen köylüler, zanaatkarlar ve tüccarlar) bir düzen vardı. Kasaplar, tabakçılar, aktörler, cenazeciler ve suçlular gibi sosyal açıdan toplumdan dışlanmış, ‘pis’ veya ‘istenmeyen’ mesleklerde çalışanları içeren bir dizi sınıf da bulunuyordu. Ayrıca ilginç bir şekilde, tüccarlar bu dönemde çiftçilerden sosyal konum bakımından daha aşağı kabul ediliyordu. Sınıflar arasında, özellikle o dönemlerde sık yaşanan iç savaşlar sırasında, köylülerin savaşçı olmaları gibi bazı sınıfsal değişiklikler de oluyordu, ancak iki farklı sınıfa mensup insanların birbirleriyle evlenmesinin önünde yasal engeller vardı.

Kadınlara erkeklere tanınan avantajlar verilmeyip statüleri ve hakları ortaçağ boyunca değişikliğe uğramış olup çoğu zaman hakları hem kocalarının statüsüne hem de yaşadıkları bölgeye bağlıydı. Miras, mülk sahipliği, boşanma ve hareket özgürlüğü ile hakların tümü, zaman ve mekana göre değişiyordu. Yaşanılan şehir ve sınıf fark etmeksizin ailelerin ortak stratejisi, kızlarını daha yüksek statülü bir aileyle bağ kurmak için bir araç olarak kullanmak ve böylelikle kendi ailelerinin konumunu iyileştirmekti. Diğer bir strateji ise güçlü samurayların, kızlarını kendileri için uygun kişilerle evlendirerek rakipleri aleyhinde ittifaklarını sağlamlaştırmak için bir araç olarak kullanmasıydı.

Evlilik

Evlilik, üst sınıflar arasında daha resmi bir ilişkiyken kırsal topluluklarda durum böyle değildi. ‘Yohai geleneği’ ya da aşıklar arasında ‘gece ziyareti geleneği’ olarak da bahsedilen gelenek sayesinde evlilik öncesi ilişkiye bile izin veriliyordu. Orta Çağ öncesinde Japonya’da, evli bir adam genellikle karısının ailesinin evinde yaşamaya giderdi ancak Orta Çağ Döneminde bu durum tersine döndü. Samurayların eşlerinden , kocaları seferdeyken onların yokluğunda evlerini savunmaları beklenirdi ve bu görevin bir sembolü olarak düğünlerde gelinlere bir bıçak armağan edilirdi. Bu gelenekle birlikte birçok kadın savaş becerilerini öğrenmişti.

Boşanma her zaman erkeğin tek taraflı olarak karısına bir mektup yazarak evliliğini sonlandırmaya karar vermesinden yanaydı. Çift dostane bir şekilde ayrılırsa, karşılıklı bir anlaşma yapılabilirdi, fakat nihayetinde erkek bu tür konularda son kararı verme yetkisine sahipti. Eğer ortada kadın tarafından bir zina durumu varsa ve bu durum kanıtlanırsa,  kadın idam bile edilebilirdi. Bir eş olarak kadının herhangi bir yasal korumaya başvurma hakkı olmadığı için, birçok kadının zina yapan veya şiddet uygulayan kocasından kaçması için ise tek seçeneği bir manastıra katılmaktı.

Genji balkondan kar’ı izliyor.-World History Encyclopedia.

Aile

Japonya’daki temel aile birimi, ebeveynleri, çocukları, büyükanne,büyükbabalarını, diğer akrabaları, evin hizmetçilerini ve hizmetçilerin çocuklarını içeren ‘ie’ (ev) idi. En büyük oğullar genellikle ie’nin mülkünü miras alırdı.  Erkek çocukların bulunmaması halindeyse, bir yabancı ailenin başı (koshu) olması için evlat ediniliyordu. Genellikle bu durumda erkek çocuklar evlat edinilirken, bazı durumlarda aileden kadın bir üye de bu rolü üstelenebiliyordu. Koshu’nun eşi, ailenin üst düzey kadın üyesiydi agme işlerinin yönetiminden sorumluydu.

Ie’nin iyiliği, (evin iyiliği), herhangi bir bireyin önceliğinden daha önemliydi ve her üyenin uyması gereken üç ilke vardı: yükümlülük, itaat ve sadakat. Bu sebeple, aile içindeki tüm mülkler herhangi bir bireye ait değil, bir bütün olarak ie’ye ait olarak kabul ediliyordu. Anne ve babaya ve büyükanne ve büyükbabaya karşı evlatlık görevi olan saygı (oya koko) mutlak bir duyarlılık olarak yeni nesillere işleniyordu. 

Eğitim

Çiftçi ve zanaatkarlar, çocuklarına edinilmesi bir ömür süren agmen becerilerini öğretiyorlardı. Örgün eğitim modeli ise daha önceleri agmenat ailelerin veya Budist manastırlarına katılanlara özel bir ayrıcalıktı, ancak orta çağ döneminde, yükselen agmen sınıfı çocuklarını da büyük ölçüde Budist tapınaklarının sunduğu okullarda eğitmeye başladı. Buna agmen üst sınıflardaki okuryazar sayısının tamamı nüfusun sadece küçük bir kısmına denk geliyordu. Bu koşullarda rahipler laik dünyadaki evrak işlerine yardımcı olmaları için oldukça talep görüyorlardı.

Erken Orta Çağ Dönemindeki çocuklar eğitim alırken özel öğretmenler veya tapınaklar tarafından düzenlenen derslere katılıyorlardı. Samuray Uesugi Norizane tarafından M.S. 1439’da kurulan ve M.S. 16. Yüzyılın ortalarına kadar 3000 öğrenciye ev sahipliği yapan Ashikaga Okulu modern anlamda ünlü okullardan biriydi. Burada, erkek çocuklar her savaşçı için önemli olan iki konuyu öğreniyordu: askeri strateji ve Konfüçyüs felsefesi.

Birçok zengin Samuray, rahiplerin ve akademisyenlerin erişebileceği Klasik Çin ve Japon edebiyatı kütüphaneleri kurdu ve bu kütüphanelerin geneli Edo Döneminde (M.S. 1603-1868) bilindik eğitim merkezleri haline geldi. Ünlü örneklerden bir tanesi, Hojo Sanetoki tarafından M.S. 1275’te kurulan Kanazawa Kütüphanesiydi. Bir diğer eğitim merkezi tipi ise M.S. 16. yüzyıldan kalma Hristiyan misyonerler tarafından kurulan okullardı.

Sutra Yazılı bir Japon Tableti-World History Encyclopedia.

Alışveriş

M.S. 14. yüzyıldan itibaren Japonya’da pazarlar gelişti, böylelikle çoğu şehirde tüccarların belirli bölgelerde dolaştığı ve çiftçilerin fazla mallarını sattığı zamanlarda haftada bir veya ayda üç kez olacak şekilde pazarlar kuruldu. Tarım teknikleri ve aletlerindeki gelişmeler sayesinde gıda ürünleri her zamankinden daha fazlaydı. Mallar birbirleriyle takas ediliyordu ve madeni paraların kullanımı, Çin’den ithal edilmelerine rağmen, artmıştı. Piyasalar, para birimlerini, ağırlıklarını ve ölçülerini standartlaştırarak değerlerini vergi gelir kaynağı olarak gören yerel makamlar tarafından da destekleniyordu. Yerel pazarlarda bulunan gıda dışı ürünler arasında çanak çömlek, çeşitli aletler, mutfak eşyaları ve mobilyalar yer almaktaydı. Başkentteki ve diğer büyük şehirlerdeki pazarlarda Ming porseleni, Çin ipeği, Kore pamuğu ve ginsengi, Tayland ve Endonezya’dan getirilen baharatlar ve Japon yapımı mücevherler ve silahlar gibi daha egzotik ürünler de satılabiliyordu.

Yemekler

Orta Çağ Döneminde, çoğu üst sınıf Japon ve keşiş biri öğlen, diğeri akşam erken saatlerde olmak üzere günde iki öğün yemek yerdi. Alt sınıfların ise günde dört öğün yediği oluyordu. Erkekler genellikle kadınlardan ayrı yemek yerdi ve bir kadının kocasına hizmet etmesi ve en büyük gelinin hanenin kadın reisine hizmet etmesi gerektiği gibi bazı görgü kuralları vardı. Yemek, yerde oturan kişinin önüne yerleştirilmiş bir tepside servis edilirdi ve cilalı ahşap, değerli metal veya fildişinden yapılmış çubuklarla yenirdi.
Budizm’in aristokrasi üzerindeki etkisi oldukça güçlüydü ve bu etki halka açık alanlarda et yenmesinin birçok kişi tarafından hoş karşılanmamasında da kendini gösteriyordu. Samurayların ve alt sınıfların böyle bir çekinceleri yoktu ve bütçeleri yettiğince et tüketiyorlardı. Tüm sınıflar için temel gıda pirinç (bir öğünde kişi başına üç porsiyon olması normal karşılanıyordu), sebze, deniz yosunu, deniz ürünleri ve çeşitli meyvelerdi. Soya fasulyesi sosu ve ezmesi, wasabi (bir tür yaban turpu), sansho (dikenli dişbudak ağacının öğütülmüş tohumları) ve zencefil gibi ürünler yemeğe ekstra tat vermek için kullanılan popüler ürünlerdendi. Genellikle yemekten sonra yeşil çay içilirdi. Japon Çay Töreninde kullanılan ince tozun aksine bu çaylar işlenmemiş yapraklardan demleniyordu. Sake (bir japon içkisi) ve pirinç şarabı herkes tarafından tüketilen içkilerdendi. Ancak Orta Çağ Döneminde yalnızca özel günler için ayrılmıştı.
Japon Çay Töreni-World History Encyclopedia.

Kıyafet

Üst sınıf kadınlar belki de Japon kültürünün en ünlü kıyafeti olarak adlandırabileceğimiz kimonoyu giyerlerdi. Kelimenin tam anlamıyla ‘giyilecek şey’ anlamına gelen kimono, beline geniş bir bant veya ‘obi’ (kuşak) ile bağlanmış dokuma bir ipek elbisedir. Hem erkekler hem de kadınlar için diğer kıyafetler ipek, uzun ve geniş olma eğilimindeydi; her iki cinsiyet de bol pantolon veya pantolon-etek giyebilirdi. Kadınlar kuyruklu uzun bir elbise olan uchiki, erkekler ise Muromachi Döneminden (M.S. 1333-1573 ) modaya uygun kısa ceketler haori veya uzun ceketler uchikake veya kaidori giyerdi. Azuchi-Momoyama Döneminden (M.S. 1568 / 73-1600), erkekler, özellikle samuraylar, genellikle kamishomo adı verilen uyumlu kolsuz bir  elbise ve pantolon giyerlerdi. Daha kaliteli kıyafetler genellikle Edo Döneminde bitki, çiçek, kuş ve manzara tasarımlarıyla  daha da ayrıntılı hale getirilerek işlenirdi.

Alt sınıflar tipik olarak benzer kıyafetler giyerlerdi. Bu kıyafetler üst sınıflara nazaran daha sade renklere sahip ve dokuma keten veya kenevirden üretilirdi. Yaz aylarında tarlalarda çalışanlar, hem erkekler hem de kadınlar, genellikle peştemal tipi bir giysi giyerlerdi. M.S. 14. yüzyılın sonlarından itibaren pamuklu giysiler tüm sınıflar için çok daha yaygın hale geldi. Herkesin tercih ettiği ayakkabılar zori ismi verilen ahşap, ip veya deriden yapılmış sandaletlerdi. Ülke halkı daha soğuk havalarda zunbe adındaki saman botları giyiyorlardı. En yaygın şapka türü olan ve birçok forma sahip hasır şapkaya kasa denmekteydi ve bu şapkalardan bazıları kullanıcının sosyal statüsünü gösterirdi.

Erkekler ve kadınlar için popüler  bir yelpaze olan uchiwa ve bir statü sembolü haline gelen katlanır yelpaze ogi kullanılırdı. Kadınlar saçlarını bambu, ahşap, fildişi veya kaplumbağa kabuğundan yapılmış süslü bir tarak veya iğne, belki de altın veya inciden yapılmış birkaç takı ile süslerdi. Modaya uyan kadınlar, çiçek bazlı bir macun veya kırmızı bir ruj olan beni’yi kullanılarak alt dudaklarına kırmızı bir nokta çizerlerdi; ayrıca kaşlarını tıraş edip kendilerine yeniden kaş çizerlerdi.Hem erkeklerde hem de kadınlarda soluk ten rengi hayranlık uyandırırdı ve bu ten rengini elde etmek için ise beyaz bir pudra olan oshiroi kullanılırdı. Orta Çağ Döneminde ohaguro olarak bilinen süreçte kadınlar ve samuraylar dişlerini karartmaya meyilliydi. Dövme yaptırma M.S. 18. yüzyılda moda olmasına rağmen, Orta Çağda dövme, suçlular için bir ceza biçimi olarak kullanılıyordu. İşlenen suç herkesin görmesi için kişinin yüzüne ve kollarına yazılıyordu.

Kichijoten, Yakushiji-World History Encyclopedia.

Eğlence

Orta Çağ eğlenceleri arasında Şinto tapınaklarında düzenlenen sumo güreşleri vardı.” 

Doğancılık, balık tutma, horoz dövüşü, oyuncuların topu bir daire oyun alanında dolaşırken havada tutmak zorunda kaldıkları bir tür futbol oyunu olan kemari, temari (hentbol), tahta kürek kullanılan bir badminton türü hanetsuki ve dövüş sanatları (özellikle binicilik, eskrim ve okçuluk) popüler eğlence aktivitelerindendi.  İç mekan oyunları arasındaki en popüler iki masa oyunu go ve shogi’idi. (Shogi bir satranç şekli iken, go oyunu bölgeyi kontrol etmek için beyaz veya siyah taşları bir ızgara tahtası boyunca hareket ettirmeyi amaçlayan iki oyuncuyu içeren bir oyundur.)

Batıdakilerden oldukça farklı olmalarına rağmen, üzerinde şiirler (karuta), çiçekler ve hayvanlar (hanafuda) bulunan iki popüler setle kart oyunu da oynanırdı. Kumar genellikle kart oyunu ile ilişkilendirildi. Çocuklar, topaç, bebekler ve uçurtmalar gibi başka yerlerde de popüler olan geleneksel oyuncaklarla oynarlardı. Ayrıca, M.S. 14. yüzyıldan itibaren Noh tiyatrosu, maskeli aktörlerin müzik eşliğinde ünlü tanrıların ve kahramanların hikayelerini anlatarak belirli hareketlerle sahne aldığı bir başka popüler eğlence biçimiydi.

Modern Noh Tiyatro Sahnesi-World History Encyclopedia.

Seyahat

Japonya’nın dağlık arazisi ve bakımlı bir yol ağının olmaması nedeniyle Orta Çağ Döneminde seyahat etme imkanı kısıtlıydı. Seyahat etmeye devam eden grup hacılardı, fakat hacılar arasında bile seyahat etmek gücü yeten ve zamanı olanların yapabileceği bir aktiviteydi. Keşiş Kukai (MS 774-835) tarafından kurulan 88-tapınak turu ve Bodhisattva Kannon’a tapanların teşvik edildiği 33-tapınak turu gibi özel hac yolları vardı. Edo Dönemine kadar, ulaşım çoğunlukla yaya olarak, at takımları tarafından taşınan mallar veya öküz arabaları çekerek yapılırdı ve daha hızlı atlar ise haberciler tarafından kullanılırdı. Su yolları, özellikle kereste, pamuklu kumaş, pirinç ve balık olmak üzere hem insanları hem de malları taşımak için önemli bir araçtı. Zenginler kago adı verilen bir tahtırevanda taşınırdı. Kago iki ucunda taşıyıcıların tutması için iki uzun direk ve onların arasında bulunan bir bambu veya ahşap sandalyeden oluşuyordu. Maceraperestler için hem Çin hem de Kore ile deniz ticaretleri vardı; özellikle keşişler, araştırma yapmak ve manastırlarına geri getirecekleri fikirler edinmek için bu seyahatlere katılırlardı. Genel anlamda, Orta Çağ Japonya’sında karada haydutlar, denizde ise wako korsanları sebebiyle yolculuk yapmak tehlikeliydi.

Ölüm ve Cenaze Törenleri

Bugün dünyadaki en uzun yaşam süresi oranlarından birine sahip olan Japonlar, Orta Çağ’da da bu konuda hemen hemen herkesten üstünlerdi. Aynı dönemde Batı Avrupa’da 40 yaş olan ortalama yaşam süresi Japonya’da 50 yaş civarındaydı. Buna rağmen o dönemlerde Japonya’da kıtlık, pirinç ağırlıklı beslenmeden kaynaklanan vitamin eksikliği, çiçek hastalığı ve cüzzam gibi hastalıklar, atık bertarafının yetersiz olduğu koşullarda gelişen parazitlerin neden olduğu hastalıklar ve savaşlardan sonra kaynaklanan ölüm veya yaralanma riski gibi üstesinden gelinmesi veya kaçınılması gereken zorluklar vardı. 

Orta Çağ Dönemindeki en yaygın cenaze türü ise ölü yakma, yani kaso idi. Birçok Japon’un inancına göre, ölen kişinin ruhu ‘Karanlıklar Ülkesi’ne veya ‘shigo no sekai’ye gidiyordu. Bu inanca göre ölen kişi sonrasında yaşayanların dünyasını tekrar ziyaret edebiliyordu. Budizm’e inananlar, insanların ya cehenneme gittiklerine ya da Budist cenneti ‘Saf Topraklar’a gittiklerine inanıyorlardı. İnsanlar, ölen atalarının her yıl üç günlük bir aile ziyareti için dünyaya döndüklerini düşündüklerinden, ölen kişileri anmak  adına temmuz veya ağustos aylarında Obon Festivali’ni düzenliyorlardı.

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Haftalık Bültene Katılın

Her hafta pazar günü dilsosyal’de yayınlanan içerikleri kısa özetler halinde size yollayalım.

*Her e-postanın altında bulunan “Abonelikten Ayrıl” butonunu kullanarak dilediğiniz zaman abonelikten ayrılabilirsiniz.

Başka Yazılar

Haftalık Bültene Katılın

Her hafta pazar günü dilsosyal’de yayınlanan içerikleri kısa özetler halinde size yollayalım.

*Her e-postanın altında bulunan “Abonelikten Ayrıl” butonunu kullanarak dilediğiniz zaman abonelikten ayrılabilirsiniz.