“Oyun ciddi bir iştir.” CD PROJEKT RED ile röportaj

70 yaşındaki Kanadalı bir öğretmen ne oynuyor? Polonyalı oyuncuların tipik özellikleri nelerdir? “The Witcher” ne kadara mal oldu? CD Projekt RED’den Karol Zajączkowski tüm bu soruları yanıtlıyor.

Çevirmen: Berk Yücetepe

Editör: Şeyma Neşe Turan

Sayfa Düzeni: Erhan Köş

“Oyun ciddi bir iştir.” CD PROJEKT RED ile röportaj

The Witcher yetişkin oyuncu kitlesini hedeflemişti. Sapkowski’nin dünyası, işi gücü çiçek toplayıp ormanda geyik beslemek olan kanatlı periler ve sevimli elflerle dolu değil; kirli, kötü ve sapkın bir dünya.

Çevirmen: Berk Yücetepe

Editör: Şeyma Neşe Turan

Sayfa Düzeni: Erhan Köş

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Berk Yücetepe, İstanbul Üniversitesi Leh Dili ve Edebiyatı. Öncelikli ilgi alanları, işitsel ve görsel iletişim.

Şeyma Neşe Turan, Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, şimdilerde Üsküdar Üniversitesi Suç Önleme-Adli Bilimler ABD yüksek lisans öğrencisi. Bağımlılıkları: kuşlar, oyunlar ve kalemler

 1000 kelime

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

The Witcher, yetişkinler için bir oyun ve bir yayıncılık başarısıydı (bir milyondan fazla satıldı). Bu, ortalama bir oyuncunun reşit olduğunu kanıtlıyor mu?

Geçen yılın sonundaki verilere göre, dünyada yaklaşık bir buçuk milyon adet The Witcher kopyası satıldı. Oyunun aldığı derecelendirmeye (18+) ve elimizdeki verilere dayanarak, oyuncuların büyük çoğunluğunun reşit olduğunu rahatlıkla varsayabiliriz.

Polonyalı oyuncuların tipik özellikleri neler?

Polonyalı oyuncuların tipik özellikleri çok ilginç bir konu ve bugüne dek kimsenin bu konu hakkında kapsamlı bir araştırma yapmış olmamasına şaşırıyorum. Bildiğim kadarıyla, bununla ilgili birkaç ufak çaplı girişim oldu. Ancak bu girişimlerin boyutları ve seyrine bakarsak sonucun nesnelliği oldukça şüpheli. Geleneksel bakış açısına göre video oyunları çocukların ve ergenlerin ilgi alanıdır. Yetişkinler oyun oynamanın çocukça olduğu düşüncesiyle oyunlarla ilgilenmiyormuş gibi davranır. Neyse ki artık bu bakış açısı değişiyor ve bugün çok az kişi Borys Szyc’ın (Polonyalı aktör ve müzisyen) Need for Speed’de yarışmayı veya Gears of War’da birini vurmayı sevmesine şaşırıyor. Birkaç yıl önce bu insanlara şok edici ve tuhaf gelirdi.

Neden?

Ne yazık ki, Polonya’da bilgisayar oyunlarıyla ilgili hala iki klişe düşünce var. İlki, bu tür eğlencelerin yalnızca çocuklar için tasarlandığı ve yaşlıların artık oyun gibi “saçmalıklarla” uğraşmadığı düşüncesi. İnsanlar Call of Duty oyununda birini vurmaktan veya The Witcher’da kılıçla canavar kesmekten hoşladıklarını itiraf edemiyorlar. Sebebi de bunu kabul ederlerse dışarıya nasıl gözükeceği. İş insanları, televizyonların bize yansıttığı gibi ciddi, oturaklı ve hırçın imajı olan basmakalıp insanlar mı? Hiç de bile! Artık, oyun oynamak tüm dünyada tıpkı sinemaya gitmek ya da kitap okumak gibi zamanı değerlendirmenin farklı bir biçimi olarak görülüyor. Ne yaptığınız değil ondan zevk alabilmek önemlidir. Umuyorum, zamanla Polonya’da da bunu anlayacağız. 

İkinci klişe?

İkinci klişe, Polonya toplumundaki “oyuncu” imajı. Çoğu insan için oyuncu; kalın gözlüklü, arkadaşı olmayan, aşırı kilolu bir ergen ya da bol tişörtlü, bir deri bir kemik “yazılımcı”dır. Aslında oyuncular da çalışan, okuyan, arkadaşlarıyla partilere katılan ve her gün eğlenmekten geri kalmayan normal insanlar. Sadece bilgisayara oturduklarında birkaç saatliğine başka biri oluyorlar (bir komando, şövalye veya ordu komutanı…) ve bu sayede eğleniyorlar. Zaten hayatta önemli olan bu değil midir?

Yetişkin oyuncu, kendi parasını kazanan bir oyuncudur. Bu nedenle, giderek daha fazla sayıda büyük prodüksiyonun yetişkin oyuncular için tasarlanmasını bekleyebilir miyiz?

Öncelikle yetişkin oyuncuları hedefleyen oyunlar şu anda da uğraştığımız bir şey. Son yıllarda ses getiren oyunların çoğunun 16+ veya 18+ olarak derecelendirildiğini görebiliriz (doğaları gereği herkesin oynamasına uygun spor oyunları hariç) ve bu oyunlar kesinlikle yetişkin kitleleri hedefliyor. Neden böyle bir tutum var? Cevabı çok basit: Son araştırmalara göre, tipik bir Avrupalı ​​oyuncu 33 yaşında, çalışıyor ve iyi bir geliri var. Bu sayede pahalı olanlar da dahil olmak üzere pek çok oyunu satın alarak hobisini sürdürebiliyor. Dolayısıyla pahalı prodüksiyonların hedef kitlesi de bu kişiler. 

Çünkü bu hobi pahalı olabilir…

Dürüst olmak gerekirse, bir oyun konsolu ve HD görüntü kalitesinde televizyon almak, ardından düzenli olarak en son oyunları edinmek oldukça masraflı olabiliyor. Çocuklar, hatta gençler, genellikle ebeveynlerinden aldıkları cep harçlıkları ve hediyelerle yetinirler. Öte yandan 30 yaşında, mesleğinde ve hayatta nispeten istikrarlı bir kişi “Bu benim kazandığım para ve istediğim gibi harcayabilirim.” diyerek 300 avroluk bir konsolu ve 60 avroluk oyunu kolayca karşılayabilir.

Peki The Witcher’ın hedeflediği oyuncu kitlesi bu muydu?

The Witcher yetişkin oyuncu kitlesini hedeflemişti. Sapkowski’nin dünyası, işi gücü çiçek toplayıp ormanda geyik beslemek olan kanatlı periler ve sevimli elflerle dolu değil; kirli, kötü ve sapkın bir dünya. Birinin yardım eli uzatmak yerine sırtınızdan bıçaklayacağı bir dünya. Özgün olmak istiyorsak oyunun bu atmosferi yansıtması gerekiyordu ve bu da bizi erotizm ve şiddet gibi araçları kullanmaya itti. Bazı olumsuz yorumlara rağmen insanlar yarattığımız dünyayı takdir etti. Stüdyomuzun gelecekteki prodüksiyonlarında da tam olarak aynı yolu izlemeyi hedefliyoruz çünkü bunun doğru olduğuna inanıyoruz.

40 yaşın üzerindeki insanların The Witcher’a ilgi duymasını bekliyor muydunuz?

Bence, her içerik üreticisi eserinin olabildiğince çok insana ulaşmasını ister. Tabii ki bunu umuyorduk. Bununla birlikte, övgü arayışında kaybolmamak ve orijinal bi eseri, birçok insanın yalnızca “aseksüel bir lapa” olarak hatırlayacağı bir şeye dönüştürmemek önemlidir. Görünüşe göre, The Witcher özelinde bunları başarabildik. Bir yandan oyunun orijinal oluşu takdir edildi; öte yandan, dünyanın her yerinden ve her çeşit insandan bu harika oyun için bizi tebrik eden e-postalar alıyoruz. Eğitimsiz insanlar, profesörler, doktorlar, tank operatörleri, lise öğrencileri ve emekliler… En eski hayranlarımızdan Kanadalı bir öğretmen 73 yaşında! Bu bizim için büyük bir iltifat. 

Oyun üretimi ciddi bir iş mi?

Evet. Oyunların birkaç kişi tarafından mütevazı bütçeyle yaratıldığı zamanlar tarihe karıştı. Şu anda bu çok büyük bir iş. Büyük bir oyunun yapım sürecine yüzlerce kişi katılıyor ve maliyeti Hollywood’daki işlerle dahi kıyaslanabilir. Eskiden bir oyun dünya çapında birkaç yüz bin kopya sattığında bu büyük bir başarıydı. Şimdi bu sayılar birkaç kat daha yüksek. Eğer bir oyun on milyonlarca dolara mal oluyorsa, genellikle, sattıktan sonra yalnızca yaklaşık 2 veya 3 milyon kopya “geri döner”. Başarısız olursa, stüdyonun akıbeti genellikle kötüdür.- tabii bu başarısız fikri güçlü bir yatırımcı veya çok sermayeli bir yayımcı şirket desteklemiyorsa- Çünkü yeni oyunların yapılması, firmanın bir önceki oyunundan elde ettiği gelir sayesinde mümkündür. Aksi takdirde gelecekteki üretimleri risk altındadır. “Hellgate: London” adlı oyunun yapımcılarının kaderi buna örnektir.

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Başka Yazılar

Haftalık Bültene Katılın

Her hafta pazar günü dilsosyal’de yayınlanan içerikleri kısa özetler halinde size yollayalım.

*Her e-postanın altında bulunan “Abonelikten Ayrıl” butonunu kullanarak dilediğiniz zaman abonelikten ayrılabilirsiniz.