Robotlar İşinizi Çalamayacak

En azından şu an için bu pek mümkün değil gibi…

13 Mart 2022
Fotoğraf: Tara Winstead

Robotlar İşinizi Çalamayacak

En azından bu şu an için pek mümkün değil gibi…

Çevirmen: Sema Gürlük
Editör: Dilara Aydın
Tasarım: Tarık Emre Karagül

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Sema Gürlük, İstanbul Üniversitesi, Fransız Dili ve edebiyatı son sınıf öğrencisi.Edebiyat çevirisi yapmaktan hoşlanıyor. Absürd felsefe ve nihilizmle ilgileniyor. Sinema ve edebiyat okumaları yapıyor. Fizik ve astronomi bilimleri meraklısı.

Dilara Aydın, İzmir Bakırçay Üniversitesi sosyoloji yüksek lisans öğrencisi. Doğayı ve yolda olmayı seven gezgin ruhlu biri. Sosyoloji, sanat, felsefe ve yeni medya alanlarına ilgi duyar.

Tarık E. Karagül, Uludağ Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği öğrencisi. Sosyoloji, Sinema ve Edebiyatla ilgileniyor. Yenilgi yıllarının daimi öğrencisi.

1100 kelime

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram
Mısır'da bir hemşire, Covid-19 hastalarını test etmeye yardımcı olmak için yapılmış bir robotla karşı karşıya... | Khaled Desouki / AFP

Geçen Şubat ayında, McKinsey Global Institute, otomasyon nedeniyle 45 milyon Amerikalı’nın (veya işgücünün dörtte birinin) 2030 yılına kadar işini kaybedeceğini öngörmüştü. Aynı enstitünün, 2017 yılında yaptığı otomasyon nedeniyle kaybedilen iş sayısının 39 milyon olacağı tahminine kıyasla bu artış, Covid -19’un neden olduğu ekonomik çalkantılarla açıklanıyor. Tarihsel olarak bu durum, şirketlerin işten çıkardıkları işçileri makinelerle değiştirme eğiliminde oldukları durgunluk zamanlarıdır.

Robotlar nedeniyle kitlesel işsizlik korkusu giderek yaygınlaşıyor. Şu anda New York belediye başkanlığı kapsamında Demokrat adaylığı için anketlere liderlik eden Andrew Yang, bunu 2020 başkanlık seçimleri için alışılmışın dışında görünen kampanyasının önemli bir noktası haline getirmişti. Ona göre, gelecek işlerin olmaması, hükümetin her Amerikalıya aylık 1000 dolarlık bir gelir sağlamasını haklı çıkardı.

Bununla birlikte, otomasyon nedeniyle iş kaybını öngören çalışmalara daha yakından bakarsak telaş nedenleri daha az belirgin görünüyor (ki bu; evrensel bir temel gelirin faydasını dikkate almamak için bir neden değil). Genel olarak robotlar gelip işinizi çalmayacak – en azından hemen değil.

Robot, otomasyonla eş anlamlı değildir.

Başlangıç olarak “robotlar” ve “otomasyon” arasında büyük bir fark var. Eski günlerde birçok asansör insanlar tarafından işletiliyordu. Washington D.C.’de, 2010’larda hala bunlardan bazıları vardı. Mekanik parmaklarıyla bir kolu çalıştırmadan önce yolcuların isteklerini dinleyen insansı robotlarla değiştirilmediler. Bunun yerine, kullanıcıların kendilerine doğru bastıkları düğme satırlarıyla değiştirildiler. Otomasyon bunun gibi birçok işe yarıyor.

Bu önemli bir ayrımdır, çünkü bu tür otomasyon her zaman gereklidir. Geçtiğimiz 150 yıl boyunca, Amerika Birleşik Devletleri bir çiftçi ülkesinden bir işçi ülkesi olma yoluna gitti ve sonunda beyaz yakalı işçiler ve üçüncül çalışanlar ülkesi oldu. Bu değişikliklerin çoğu işin otomasyonundan kaynaklanıyordu. Ancak yerel ekonomiler sekteye uğramış ve durgunluklar, işsizlik dönemlerine yol açmış olsa da ülke genelinde hiçbir zaman kronik ve yapısal bir iş sıkıntısı yaşanmamıştır. Yeni icatlar, yeni pazarlar ve onlarla birlikte yeni iş kolları yaratır.

Kitlesel robot işsizliğinin kıyamet senaryosu, bir sonraki teknolojik otomasyon dalgasının temelde farklı olacağı varsayımına dayanıyor. Özellikle yapay zekanın o kadar hızlı ilerlediğine inanılıyor ki yeni iş kollarının buna ayak uyduramayacağına inanılıyor. İnsanlar, bu kadar kırılgan ve kusurlu olan kendi türümüze daha uzun süre ihtiyaç duyulup duyulmayacağını merak etmeye başladılar.

Ancak tahminler böyle söylemiyor. Robotlardan kaynaklanan iş kayıpları tahminlerindeki büyük patlama, iki Oxford Üniversitesi araştırmacısının Amerikan iş kollarının %47’sinin bilgisayar destekli olma riski altında olduğunu tahmin ettiği 2013 yılına kadar uzanıyor. Bu çalışma, resmi bir Beyaz Saray raporu da dahil olmak üzere geniş çapta alıntılanan bir çalışma olmuştu.

Makineler, rutin ve sıkıcı görevlerin büyük bir kısmını gerçekleştirecek ve işçiler daha insancıl görevleri yerine getirmeye başlayacak.

Bu tahmine varmak için bir grup makine öğrenimi uzmanı, her biri ABD Çalışma Bakanlığı tarafından analiz edilen ve bir düzine farklı görev ve beceriye ayrılan yetmiş mesleği incelemişti. Uzmanlar daha sonra her bir görevi, en son teknolojik gelişmeleri, modern yapay zekaları besleyen muazzam miktarda veriyi ve henüz gerçekleşmemiş olan gelecekteki teknik gelişmeleri dikkate alarak bunların otomatikleştirilip otomatikleştirilemeyeceğine dair bilinçli bir karar vererek analiz etmişti. Bu tahminleri, yüzlerce başka işlemi otomatik olarak analiz edebilecek bir algoritma yazmak için kullanmışlardı.

Ancak bu analize göre, otomatikleştirilmenin “riskli” olması “otomasyonla tehdit altında olmak” anlamına gelmiyordu. Bu, teorik olarak yapay zekadaki en son yeniliklere erişimi olan birinin onlarla ilgilenmek için yeterli zamana ve paraya sahip olması durumunda otomatikleştirilebilecekleri anlamına geliyordu. Bu çok büyük bir fark! Belki de Boston Dynamics’teki mühendisler – korkunç derecede insansı robotların bu ünlü viral videolarını üreten – pizza promosyonları için köşede el ilanları dağıtan adamın robotik bir versiyonunu oluşturmak için milyonlarca dolar harcayabilirler…Ama yapmayacaklar, çünkü bunu yapmak için saatte 10 dolardan bir adam tutman gerektiğinde kimse gidip bu robotu almazdı.

İş kollarını değiştirmek, onları yok etmek değil.

Yakın tarihli McKinsey raporu, yeni otomasyon teknolojilerini geliştirmenin maliyetini, değiştirecekleri işgücü maliyetini ve ana akım haline gelmeleri için gereken süreyi tahmin ederek bunu hesaba katıyor.

McKinsey, işlerini otomasyonla değiştirecek olan 49,1 milyon kişiden 32 milyonunun aynı ticareti sürdüreceğini ve 2,2 milyonunun aynı meslek kategorisinde kalacağını tahmin ediyor. “Yeni bir meslek bulmak” zorunda kalacakları anlamda işini fiilen kaybedecek kişilerin sayısı ise sadece 14,9 milyon olacak. Yani nüfusun %27’si değil, %9’u.

Bunun nedeni, otomasyonun işleri öldürmekten ziyade değiştirme olasılığının daha yüksek olmasıdır. Makineler rutin, sıkıcı görevlerin büyük bir kısmını gerçekleştirecek ve işçiler daha insancıl görevleri yerine getirmeye başlayacak. 1980’lerde ve 1990’larda yüzbinlerce ATM kurulduğunda banka gişesi sayısı azalmadı, arttı çünkü işçilik maliyetlerinin düşmesi bankaların daha fazla şube açmasını sağladı. Bugün makineler para sayabiliyor ve çalışanlar araba kredisi satmaya başladılar. Otomasyon, özellikle işçiler makinelerle yeni ilişkilerini tasarlamaya dahil olduklarında iyi derecede çalışır.

%9’luk bir iş kaybı hala çok fazla… Ancak optimal miktar sıfır değildir. Beyaz Saray Otomasyon Raporu, ABD ekonomisinin, bazı işletmelerin normal olarak gerilemesi veya kapanması, diğerlerinin ise açılması veya genişlemesi nedeniyle her üç ayda bir işlerin yaklaşık %6’sının kesildiğini gördüğünü söylüyor.

En basit rutin görevlerin bile otomatikleştirilmesi çok zor olabilir.

Otomasyona bağlı iş kayıpları bir gerçektir. 2020’de ekonomistler Daron Acemoğlu ve Pascual Restrepo, 1990 ve 2007 yılları arasında ABD’de kurulan her yeni endüstriyel robotun, daha üretken işletmelerin olumlu ekonomik etkilerini göz önünde bulundurarak bile 3.3 işçinin yerini aldığını tespit etti. Küçük olmasına rağmen (1.000 çalışandan biri) etki çok gerçekti.

Kimin değiştirilme tehlikesiyle karşı karşıya olduğu sorusu da hassas bir konudur. XIX yüzyılda gerçekleşen otomasyon, en yüksek ücretli yetenekli ustaların kariyerlerine son verdi. Yirmi birinci yüzyılda, en düşük vasıflı ve en düşük ücretli işçiler en çok etkilenenlerdir. En son durgunluklar, çoğu zaman kaybedilen ekonomik zemini geri kazanmayı başaramayan işçi sınıfı aileleri için acımasızdı. ABD işsizlik sigortası sisteminin yetersiz, modası geçmiş ve acilen yenilenmesi gerektiği aşikardır.

Robotik distopya ile ilgili en çılgın senaryolar, genellikle kötü bir metafordan kaynaklanır. Birçok yeni yapay zeka sistemi, birçok insan için “insan beynine benzer” anlamına gelen “sinir ağları” adı verilen bir yöntem kullanıyor. Yine de insan beyni gibisi yok. Yapay zeka bir örüntü tanımadır. Örneğin Alexa, bazı belirgin seslerin “fıstık ezmesi” harfleri dizisine karşılık geldiğini biliyor, ki bu kesinlikle harika, ancak “fıstık ezmesi”nin ne anlama geldiği hakkında hiçbir fikri yok ve ekmek üzeri reçelin lezzetli olduğunu söyleyemez.

Otomasyona bağlı iş kayıplarına ilişkin en ağırlıklı tahminler, birbiriyle ilişkili ve gerçekleşmeyebilecek bir dizi öngörüye dayanmaktadır. Beş yıl önce, robot taksilerin ve kargo kamyonlarının yaygınlaştığını görmenin eşiğinde gibiydik. Bugün hala aynı noktadayız. “Neredeyse yeterince iyi” den “yeterince iyi” ye geçiş uzun zaman alabilir.

Makinelerden kaynaklanan iş kayıplarıyla ilgili çoğu senaryonun merkezinde yer alan en basit rutin görevlerin bile otomatikleştirilmesi çok zor olabilir. Amazon’un depolarında yüz binlerce son teknoloji ürünü robot var, ancak öğeleri raflardan alan androidler değiller. Robotlar, seçmeye devam ettikleri insanlara hareket eden ışınlardır.

Sayısız üç boyutlu şekli tanımayı ve kavramayı bilen gözlerin ve ellerin bu basit ve kesin hareketleri milyonlarca yıllık evrimin meyvesidir. Bilim adamları ve mühendisler, onları taklit etmek için çok çaba sarf edecekler ancak tüm bu sorunları ne önümüzdeki dokuz yıl içinde ne de çok uzun bir süre boyunca tek bir adımda çözemeyecekler.

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Haftalık Bültene Katılın

Her hafta pazar günü dilsosyal’de yayınlanan içerikleri kısa özetler halinde size yollayalım.

*Her e-postanın altında bulunan “Abonelikten Ayrıl” butonunu kullanarak dilediğiniz zaman abonelikten ayrılabilirsiniz.

Başka Yazılar

Haftalık Bültene Katılın

Her hafta pazar günü dilsosyal’de yayınlanan içerikleri kısa özetler halinde size yollayalım.

*Her e-postanın altında bulunan “Abonelikten Ayrıl” butonunu kullanarak dilediğiniz zaman abonelikten ayrılabilirsiniz.