Sahte haberlerin panzehri, sağlıklı bilgiyle beslenmektir

Genellikle sadece beden ve zihin sağlığımızı düşünürüz. Beden sağlığımız için egzersiz yapar, zihin sağlığımız için de telefonu arada bir elimizden bırakmayı aklımızdan geçiririz. Ama sağlığını düşünmemiz gereken başka bir şey daha var: Bilgi.

Çevirmen: Zeynep Tanrıkulu

Editör: Yağmur Alev

Sayfa Tasarımı: Erhan Köş

Sahte haberlerin panzehri, sağlıklı bilgiyle beslenmektir

Genellikle sadece beden ve zihin sağlığımızı düşünürüz. Beden sağlığımız için egzersiz yapar, zihin sağlığımız için de telefonu arada bir elimizden bırakmayı aklımızdan geçiririz. Ama sağlığını düşünmemiz gereken başka bir şey daha var: Bilgi.

Çevirmen: Zeynep Tanrıkulu

Editör: Yağmur Alev

Sayfa Tasarımı: Erhan Köş

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Zeynep Tanrıkulu, İstanbul Üniversitesi İngilizce Mütercim Tercümanlık bölümü öğrencisi

Yağmur Alev, İstanbul Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı mezunu. Kelimelerin ve notaların gücüne inanır.

 1300 kelime

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Biz insanlar genellikle sadece beden ve zihin sağlığımızı düşünürüz. Beden sağlığımız için egzersiz yapar, zihin sağlığımız için de telefonu arada bir elimizden bırakmayı aklımızdan geçiririz. Ama sağlığını düşünmemiz gereken, gözden kaçan bir başka şey daha var: Bilgi. Bilgi yalnızca doğruyu bilme arzumuzdan dolayı değil, dünyamıza bir yön verme ve hedeflerimizi gerçekleştirme yolunda da önemli ölçüde etkili olduğu için bize iyi gelir. Öte yandan cehalet, doğru bir dünya algısına sahip olmamıza ve hedeflerimize ulaşmamıza engel olduğu için kötüdür. Tıpkı bedenimizin ve zihnimizin sağlığını etkileyen unsurlar olduğu gibi, bilgimizin sağlığını etkileyen unsurlar da vardır. Bu yeni bir görüş olmasa da mevcut “epistemik kriz” olarak adlandırılan şeyi daha iyi anlamamıza yardımcı olacaktır.

Hiç şüphe yok ki siz de bu krize çeşitli şekillerde maruz kalıyorsunuz: medya üretim ve tüketiminin “post-truth” dönemi hakkında çok şey yazılıyor, komplo teorileri yayılıyor ve Facebook’ta bir sürü saçmalık dolanıyor. Bugünlerde medya kullanımı çok yorucu ve sinir bozucu, görüşlerine katılmadığınız kişilerle tartışmak ise hiç olmadığı kadar zor hale geldi. Üstelik güvenilir bilgi kaynaklarını tanımlamak da pek kolay görünmüyor. Tüm bunların neden kötü olduğu hakkında çok şey söylendiği halde, ben burada özellikle bizim için ne kadar kötü olduğuna odaklanmak istiyorum.

Bilgisel sağlık, hayatınızın yolunda gitmesi için dünya hakkında bilmeniz gerekenlere ve ne bilmek istediğinize dair mantıklı bir anlayışa sahip olmanızdır. Bu anlayış, merakınızı giderecek önemli soruların cevaplarını bulabileceğiniz genel bilgilerle birlikte hayattaki hedeflerinizi gerçekleştirmek için bilmeniz gereken daha çok size özel bilgileri de içerebilir. Eğer çok sayıda iyi bilgi kaynağına erişiminiz varsa ve ihtiyacınız olduğunda sorularınıza cevap bulabiliyorsanız, bilgisel sağlığınız oldukça yerinde demektir. Öte yandan, yalancılar tarafından etrafınız sarıldıysa veya bilmeniz gerekenleri öğrenmenin bir yolunu bulamıyorsanız durumunuz pek iyi sayılmaz.

Bilgisel sağlığın üç bileşeni vardır: doğru bilgiye erişim, güvenilir bilgi kaynaklarına erişim ve etkili bir iletişim kurma imkânı. Her birini sırayla ele alalım.

Size bir bilgi sunulduğunda veya siz sorularınıza bir cevap ararken, edindiğiniz bilginin doğru olduğundan emin olmak istersiniz. İlk bileşen olan doğru bilgiye erişim, bilgisel sağlığın temelidir. Bu erişim birçok yolla engellenebilir: İnternet kesilebilir, kitaplar yasaklanabilir, önemli bilgiler değiştirilebilir ya da daha normal durumlarda, farklı medya kuruluşları tarafından bir olay hakkında size çelişkili bilgiler sunulabilir. Bu durumda, size sunulan bilgilerin doğruluğunu belirleyemediğiniz sürece gerçeklere erişiminizin engellendiğini hissedersiniz.

İnternet, iyi ya da kötü, insanlığın entelektüel ve yaratıcı eserlerinin çoğunu bünyesinde barındırıyor. Ancak aynı zamanda bir yalan çöplüğü. Bu yüzden; bu kadar çok bilgiye erişim yalnızca sapla samanı ayırabilenler için faydalıdır, diyebiliriz. Örneğin, Covid-19 ile ilgili bilgi miktarı Dünya Sağlık Örgütü tarafından “infodemi” (yanlış bilgi salgını) olarak adlandırıldı; çünkü o kadar çok bilgi var ki, hepsine ayak uydurmak imkânsız ve neye inanacağımıza karar vermek çok zor. Doğruya ulaştığımızdan emin olmak için hangi bilgi kaynaklarının güvenilir olduğunu bulmamız gerekiyor.

Böylece, büyük ölçüde ilkinin tamamlayıcısı olan ikinci bileşene geliyoruz: güvenilir bilgi kaynaklarına erişim. Hepimiz doğruları elde etmek istesek de bunu kendi başımıza yapamadığımız için başkalarına bağımlıyızdır. Bu kötü bir şey değil. Bilişsel işlerin birçok insan arasında bölünmesi, dünya hakkında daha çok şey bilmek için her şeyde uzman olmak zorunda olmadığımız anlamına gelir. Bazen bazı şeylerin doğrusunu bulmaları için başkalarına güveniriz. Bu güvenilir kaynakları bulabileceğimizi hissetmek, bilmemiz gerekenleri öğrenebilmemiz için çok önemlidir ve bu nedenle bilgisel sağlığımızın önemli bir bileşenidir.

Son olarak, bilgi için başkalarına güvenirken sadece edilgen bir biçimde bilgi almamız yeterli değildir; tartışmalara müdahil olmamız gerekmektedir. Çünkü bilmek istediğimiz şey, çoğu zaman karmaşık ve çetindir. Bu karmaşıklığı çözmek de sorumuza verilen tek seferlik cevaplardan daha fazlasını gerektirir. Ayrıca başkalarıyla yaptığımız tartışmalar bizi yeni sorulara ve ilgi alanlarına götürebilir. Eğer başkaları için yararlı olabilecek bir şey biliyorsak, bilgimizi paylaşmak da isteriz. İşte o zaman, bilgisel sağlığın üçüncü bileşeni ortaya çıkar: Etkili iletişim kurma imkânı.

Etkili iletişim kurma imkânının eksikliği, bilgisel sağlığınız için zararlı olabilir. Filozofların “bilgi adaletsizliği” dediği olguya maruz kalmanın, kimliğiniz yüzünden açıkça veya dolaylı olarak dışlanmak gibi birçok farklı yolu var. Mesela bir sohbete önemli bir katkıda bulunma teşebbüsünüz reddedildiyse ya da bilgi açısından yetersiz olarak varsayıldıysanız; ırkınız, cinsiyetiniz veya size atfedilen cinsiyet rolleri nedeniyle bir konuşmadan dışlandıysanız ortada bir bilgi adaletsizliği var demektir. Bunların hepsi bilgisel sağlığınızın olumsuz etkilenebileceği örneklerdir. Bununla birlikte, burada incelediğimiz bilgi adaletsizliği kavramı, bu tür konulardaki istisnaları kapsamaz; sadece etkili iletişim kurma fırsatından yoksun bırakılmayla ilgilidir. Elbette, marjinal ve azınlık görülen toplulukların fertleri bu tür olumsuzlukları daha sık yaşamaktadır.

“Epistemik kriz”in bilgisel sağlığımızı nasıl etkilediğini hâlihazırda görüyoruz: Geleneksel ve sosyal medyada maruz kaldığımız o kadar yanlış ve yanıltıcı bilgi, doğruya erişimimizin iyi(yeterli sözcüğü de kullanılabilir sanki) olmadığını düşündürüyor bize. Bu kadar çok rekabet halinde ve kötü niyetle bilgi veren insan varken güvenilir bilgi kaynağı bulmak zor. İnsanların da etkili bir iletişim kurmaya karşı isteksiz olmaları, bilgi edinme ve paylaşma yetimizin önemli ölçüde azaldığının göstergesi olabilir. Bu yüzden işlerin bu kadar zorlu görünmesine şaşmamalı.

Bilgisel sağlığımızı düşünürsek epistemik krizin neden daha da kötüye gittiğini açıklayabiliriz.  Mevcut “bilgi” meselemizin en üzücü yanlarından biri, komplo kültürünün artışıyla insanların hem tuhaf teorilere inanmaya hem de bunları sosyal medyada sürekli paylaşmaya istekli olmalarıdır. Bu durum, kısmen bilgisel sağlığa dikkat edilmediğinden ortaya çıkıyor. Bu da doğruyu, güvenilir kaynakları ve iletişim kurma fırsatlarını ararken muhtemelen bizi daha şaşırtacak yerlere bakmaya itiyor. Çoğu komplo teorisine inanmak cidden akıl almaz olsa da bunun arkasındaki motivasyon makul sayılabilir.

Aynı şey başka bir rahatsız edici eğilim için de söylenebilir: uzmanlara karşı güvensizliğin artması. Covid-19 pandemisine verilen tepkileri bir düşünün. Virüsün ciddiyetine ve önleyici tedbirlerin (sosyal mesafe ve maske takma vs.) geçerliliğine inanmakta çekilen zorluk ve geliştirilen aşılara karşı şüpheyle yaklaşma gibi durumlar, alanında uzman görülen kişilere karşı duyulan güvensizlik hissi nedeniyle ortaya çıkmıştır. Yine de uzmanlara güvenmeyen bu insanların güvenilir bilgi kaynağı arayışında olmadığı söylenemez.  Sadece güvenecek başka yer arıyor ve çoğu zaman da cahil ama kendinden emin Facebook arkadaşları gibi pek de iyi sayılmayacak yerler buluyorlar. Bu bağlamda ele alacak olursak; bilgisel sağlığa dikkat edilmemesi epistemik krizin hem nedeni hem de sonucudur. Çünkü sağlıklı bir iletişim kuramadığınızda alternatifler aramaya başlarsınız, bu da sizi aşırılık içeren görüşlere götürür ve iletişim kurmak iyice zorlaşır. Böylece bilgisel sağlığınız için zararlı bir kısır döngüye girmiş olursunuz.

The Atlantic dergisine verdiği bir röportajda Barack Obama, epistemolojik krizi kontrol altına alamazsak başımıza gelebilecek korkunç sonuçlar konusunda bir uyarıda bulunmuştur: Bu krizi kontrol altına alamazsak yaptığımız fikir alışverişleri işlevini yitirecek ve sonra sıra etkin demokrasiye gelecektir. Bu krizin çözümü, insanların sağlıklı bilgi alma ihtiyaçlarının her yönüyle karşılanmasıyla olacaktır. En iyi çözümün ne olduğu ise net değil. Birçok sosyal medya kuruluşu, sahte haberleri doğrulama veya kullanıcıları engelleme yoluyla, platformlarındaki yanlış bilgi akışını durdurmak için önlem almaya çalıştı. Bu önlemler, bir platformun kullanıcılarının gerçeklere erişebilmelerini sağlayarak sağlıklı bilgi edinmesine yardımcı olabilir. Aynı zamanda, onların iletişim kurma yeteneğini güçlendireceği de söylenebilir. Sonuçta doğruluğu teyit edilen veya platformdan engellenen kullanıcılar, bilgi ihtiyaçlarını karşılamak için başka bir yer arayacaklardır. Bu durum, bilgi teyidinin kötü olduğu ya da kullanıcıları engellemenin uygunsuz olduğunu göstermez. Aksine insanların doğruya, güvene ve iletişime olan ihtiyacını karşılamanın kolay bir iş olmadığını gösterir.

Şimdiye kadar mutlaka epistemik krizle nasıl başa çıkılacağına dair bazı tavsiyeler almışsınızdır: İnternette gördüğünüz bilgileri tekrar kontrol edin, bilgi kaynaklarınızın güvenilirliğine dikkat edin, sosyal medyada büyük resmi gören amcaları engelleyin, gibi… Bilgisel sağlığınıza iyi gelecek bir tavsiye daha verelim: Bilgi edinme alışkanlıklarınızı devamlı olarak denetleyin. Yani mevcut bilgi edinme yollarınızı, sizi doğruya götürdüğü için mi yoksa size duymak istediklerinizi söylediği için mi takip ettiğinizi gözden geçirin. Bu zahmete değecektir. Epistemik krizin getirdiği sorunlar için her derde deva olmasa da doğru bilgiyi aradığımız yollar üzerine vicdani bir özeleştiri yapmak, bilgisel sağlığımızı iyileştirmek için en azından iyi bir ilk adım olacaktır.

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Haftalık Bültene Katılın

Her hafta pazar günü dilsosyal’de yayınlanan içerikleri kısa özetler halinde size yollayalım.

*Her e-postanın altında bulunan “Abonelikten Ayrıl” butonunu kullanarak dilediğiniz zaman abonelikten ayrılabilirsiniz.

Başka Yazılar

Haftalık Bültene Katılın

Her hafta pazar günü dilsosyal’de yayınlanan içerikleri kısa özetler halinde size yollayalım.

*Her e-postanın altında bulunan “Abonelikten Ayrıl” butonunu kullanarak dilediğiniz zaman abonelikten ayrılabilirsiniz.