Düşünce

Toksik İyimserlik: Negatif Duyguları Yaşamak Neden Önemlidir?

“Sadece iyi şeylere odaklan”, “Hayata iyi tarafından bak” ve “Pozitif ol” : Bir cümleyi oluşturan tüm kelimeler olumluyken aynı cümle olumsuz bir etki nasıl oluşturabilir?

16 Eylül 2021

Pch-vector, Freepik
00:00
00:00
  • Bu yazıyı dinleyin. 00:00

“Sadece iyi şeylere odaklan”, “Hayata iyi tarafından bak” ve “Pozitif ol” gibi motivasyon cümleleri ile dolu paylaşımlarla karşılaşmadan sosyal medyada gezinmek neredeyse imkansız hale geldi.  Özellikle pandemi döneminde bu duruma daha sık rastlar olduk. Her yerde karşımıza çıkan “Her şey yoluna girecek” tarzı cümleler de bu duruma gösterebileceğimiz en doğru örneklerden biri.  

Yukarıda da değindiğim bu cümleler hiç kuşkusuz iyi niyetle paylaşılıyor. Fakat bu iyi niyetle birlikte yarattıkları olumsuz bir etki de söz konusu. Peki neden? Bir cümleyi oluşturan tüm kelimeler olumluyken aynı cümle olumsuz bir etki nasıl oluşturabilir?  Yazının devamında daha detaylı ele alınacak olan bu duruma literatürde “toksik pozitiflik” deniyor. Bu kavram, kişi zorluklarla karşılaşsa bile o kişinin her zaman, duygularını hiçe sayarak, olumlu bir tutum sergilemesi anlamına geliyor. 

Yazının başında da belirttiğim gibi, son zamanlarda motivasyon cümlelerinin kullanım sıklığının artması ve psikoloji bölümü doktora tezimin konusunun ‘toksik pozitiflik’ kavramıyla ilgili olması bu konuyu ele alma sebeplerimden bazıları.

Duygusal Geçersizleştirme

‘Duygusal geçersizleştirme’ kavramının yaşadığımız olaylarda sürekli olarak olumsuz sonuçlara odaklanmamızın zararlarını ve aslında olumsuz duygularla yaşamak zorunda olduğumuzu anlamak için bir hayli önemli olduğunu düşünüyorum. 

Bir kişi size ne hissettiğinden bahsettiğinde amacı çoğu zaman kendi içinde duygularını geçerli kılmak, yani hissettiği duyguyu anlamak ve kabul etmektir. Bunun aksi bir durum olan duygusal geçersizleştirme ise kişinin duygularını görmezden gelmesi, inkâr etmesi, eleştirmesi veya reddetmesini ifade eder. 

Duygusal geçersizleştirmenin birey üzerindeki olumsuz etkileri oldukça fazladır. Örneğin, duygularını sürekli olarak yok sayan bir kişi onları kabullenmekte, kontrol etmekte ve anlamakta zorluk çekebilir. Araştırmalar duygusal geçersizleştirmenin ruh sağlığı açısından da oldukça zararlı olduğunu ve duygusal yetersizlik yaşayan kişilerin depresif belirtilere sahip olma olasılığının yaşamayan kişilere göre daha yüksek olduğunu göstermektedir. 

Buna ek olarak duygusal geçersizleştirme deneyimleyen kişilerin psikolojik esnekliğe yani baş edilmesi zor durumlarda düşünce ve duygularını kendini haklı çıkarma telaşına girmeden tolere edebilme yeteneğine sahip olma olasılıkları, deneyimlemeyenlere göre daha azdır. Bu kişiler tolere edemedikleri duygularını geçiştirme yolunu tercih ediyor olabilirler. Kısacası, herhangi bir olayda pozitif olma hali duyguların yok sayılmasına sebep oluyorsa bu durum toksik bir boyut kazanabilir.

Olumsuz duygular yaşamamak için duyguları yok saymak, çevremizdeki bazı kişiler tarafından tercih edilmektedir. Çevremizdeki insanlar bizi üzgün görmemek adına yaşadığımız olaylara karşı bizi motive etmek isterler ve “olumlu”  yorumlar yaparlar. Ancak, ruh sağlığımız açısından önemli olan duygularımızı yaşamaktır. Duygularımızı yok saymak veya duygularımızdan kaçınmak çözüm değildir. Yani duygularımızdan kaçınmaya çalışmak beklediğimiz olumlu etkiyi oluşturmayacaktır. Aksine, duyguların daha sık ve daha yoğun bir şekilde geri dönmesine yol açabilir.

Negatif Olmak: Uzaklardan Gelen Bir Ruh Hali

Ne yazık ki, insan beyni kötü anıları hatırlamaya daha çok meyillidir. Bu durum muhtemelen çok eski zamanlara, hayatta kalmak için geliştirdiğimiz reflekslerimize dayanmaktadır. Bu refleksler, kişinin ilkel dünyada hayatta kalması için gelişmiş ve günümüze kadar aktarılmıştır. Yani, kişi kötü anıları hayatta kalmak adına, tehlikelerden kendini korumak için, daha sık hatırlar. 

“Kötü, İyiden Daha Güçlüdür”  isimli bir makalenin yazarları, evrim tarihinde, tehlikelere daha iyi adapte olan organizmaların tehditlere karşı hayatta kalma olasılığının daha yüksek olduğunu tartışıyorlar. Bu nedenle, hayatta kalma refleksini içeren genlerini aktarma olasılığı daha yüksek olan insanlar olumsuz olaylara karşı daha çok karşı tepki geliştirebiliyorlar. Kısacası potansiyel tehlikelere karşı gösterdiğimiz dikkat ve olumsuz olayları hatırlama sıklığımızın daha çok olması bu şekilde açıklanabilir.

Olumsuzluk Yanlılığı Kendini Nasıl Gösterir?

Bazı araştırmalar, olumsuz duygulara karşı geliştirdiğimiz önyargıyı daha iyi anlamamızı sağlayacak dört tezahür belirlemeyi başardı. Bu tezahürlerden biri, olumsuz olayları tanımlamak için kullandığımız kelime dağarcığıyla ilgili.Günlük hayatta olumsuz olayları tanımlamak için kullandığımız kelimeler, olumlu olayları tanımlamak için kullandığımız kelimelere göre çok daha zengin ve çeşitli olmaktadır. Bu duruma ‘olumsuz farklılaşma’ adı verilir. Ayrıca olumsuz uyaranlar genellikle olumlu olanlardan daha ayrıntılı ve farklı yorumlanır. Örneğin, fiziksel acıyı tanımlamak için kullanılan kelime dağarcığı, fiziksel zevki tanımlamak için kullanılandan çok daha karmaşıktır. Olumsuz farklılaşmaya başka bir örnek olarak ebeveynlerin bebeklerinin olumsuz duygularını olumlu duygularından daha kolay algılamasını gösterebiliriz.  

Kalıplaşmış İfadelere Hayır!

Sonuç olarak olumsuz duygular insan doğasının karmaşıklığının bir parçasıdır ve en az olumlu duygular kadar önemlidir. Tüm bu bilgiler doğrultusunda,  biri size duygularını açarsa ve ne söyleyeceğinizi bilmiyorsanız, dinlemeyi ve “Görünüşe göre zor bir gün geçirmişsiniz” veya “Zordu, ha?” gibi karşınızdaki kişiye anlaşıldığını hissettirecek bir duygusal doğrulamayı tercih edebilirsiniz.

Son olarak şunu eklemek istiyorum: pozitif olmak her zaman toksik pozitiflik demek değildir. Toksik pozitiflik, olumsuz olan tüm duygu ve düşünceleri reddetmeyi, bunlardan kaçmayı ve kişinin sadece olumlu tarafı görmeye kendisini zorlamasıdır. Örneğin, “Olumsuz tarafı görmek yerine olumlu şeyleri düşün” ifadesi toksik pozitiflik içeren bir ifade olduğu gibi “Yaşadıkların çok zor dolayısıyla bu şekilde hissetmen çok normal, duygularını anlamlandırmaya ve anlamaya ne dersin?” ifadesi daha sağlıklı bir yaklaşım olacaktır.

Bir arkadaş veya partner olarak size düşeni yaptıktan sonra, kişi hala bu durumla baş edemiyorsa onu bir ruh sağlığı uzmanına yönlendirmek yapabileceğiniz en iyi şey olur, zira onlar nasıl yardım edeceklerini bilirler.

Çevirmen
Sema Gürlük
Editör
Yurdanur Akkaya
Tasarım
Tarık E. Karagül
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Haftalık Bültene Katılın

Her hafta pazar günü dilsosyal’de yayınlanan içerikleri kısa özetler halinde size yollayalım.

*Her e-postanın altında bulunan “Abonelikten Ayrıl” butonunu kullanarak dilediğiniz zaman abonelikten ayrılabilirsiniz.