Uzaktan Eğitimin Dezavantajları

Uzaktan eğitimin bazı büyük dezavantajları var ve bunlar çoğunlukla göz ardı ediliyor. Ne de olsa, kim bir yeniliğe engel olmak ister ki?

Çevirmen: Mefkure Demirci

Editör: Hazal Öncel

Sayfa Tasarımı: Erhan Köş

Uzaktan Eğitimin Dezavantajları

Uzaktan eğitimin bazı büyük dezavantajları var ve bunlar çoğunlukla göz ardı ediliyor. Ne de olsa, kim bir yeniliğe engel olmak ister ki?

Çevirmen: Mefkure Demirci

Editör: Hazal Öncel

Sayfa Tasarımı: Erhan Köş

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Mefkure Demirci, İngiliz Dili ve Edebiyatı öğrencisi. Araştırma yapmaktan ve klasik müzik dinlemekten keyif alıyor.

Hazal Öncel, İstanbul Üniversitesi’nde sosyoloji öğrencisi. Büyülü gerçekçiliği ve bağımsız filmleri seviyor.

 1000 kelime

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Uzaktan eğitimin bazı büyük dezavantajları vardır ve bunlar sıklıkla arka plana atılmaktadır. Ne de olsa, kim eğitimdeki bir yeniliğe engel olmak ister ki?

2020’de uzaktan eğitim sektörü istatistiklerinin muazzam bir büyüme göstermesiyle birlikte sektöre bir bütün olarak bakılması büyük bir coşkuyu da ortaya çıkardı. Ancak dünya çapındaki eğitimciler uzaktan eğitim endüstrisini sıkıntıya sokan bazı önemli sorunların farkındalar. Haydi bu sorunlara daha yakından bakalım.

Çevrimiçi öğrenci geri bildirimi sınırlıdır.

Geleneksel sınıflarda öğretmenler öğrencilere anında yüz yüze bir geri bildirimde bulunabilir; müfredat ile alakalı sorun yaşayan öğrenciler bu sorunları, ders sırasında ya da özel çalışma saatleri sırasında hızlı ve doğrudan çözebilirler. Kişisel geri bildirimler öğrencilerin motivasyonlarını arttırırken öğrenme sürecini daha kolay, daha verimli ve daha anlamlı kıldığından öğrencileri olumlu yönde etkiler.

Öte yandan, uzaktan eğitim hâlâ öğrenci geri bildirimleriyle alakalı sorunlara sahip olmaya yatkındır. Sınavlarını tamamlayan öğrenciler, kişiselleştirilmiş bir geri bildirim alamadıkları zaman bu durumdan memnun kalmazlar. Geleneksel yöntemlerle öğrenci geri bildirimi sağlamak uzaktan eğitim ortamında her zaman işe yaramaz ve bu nedenle çevrimiçi eğitim görevlileri öğrencilere geri bildirimde bulunmak için alternatif yöntemler bulmak zorunda kalır. Çevrimiçi bir ortamda öğrenci geri bildirimi sağlamak nispeten hâlâ araştırılmamış bir konudur ve muayyen bir stratejinin tamamen araştırmaya dayalı ve işe yarar olduğunun kanıtlanması biraz zaman alabilir.

Uzaktan eğitim sosyal izolasyona neden olabilir.

Halihazırda uygulanan eğitim yöntemleri öğrencilerin düşünceye dalmasına, oluşturulan sanal ortamdan zihinsel olarak uzaklaşmalarına ve etkileşim eksikliğine sebep olabilir. Sonuç olarak zamanlarının çoğunu kaçınılmaz bir şekilde çevrimiçi geçiren birçok öğrenci ve öğretmen, hayatlarında insan iletişiminin eksik olması sebebiyle sosyal izolasyon belirtileri göstermeye başlayabilir. Sosyal izolasyon, iletişim eksikliği ile birleştiğinde genellikle artan stres, kaygı ve olumsuz düşünceler gibi çeşitli zihinsel sağlık sorunlarına yol açar.

Uzaktan eğitim güçlü öz motivasyon ve zaman yönetimi becerileri gerektirir.

Öğrencilerdeki öz motivasyon eksikliği, öğrencilerin çevrimiçi dersleri tamamlayamamalarının temel nedenlerinden biri olmaya devam etmektedir. Geleneksel sınıflarda öğrencileri sürekli olarak öğrenme hedeflerine doğru iten birçok faktör vardır. Eğitmenlerle kurulan yüz yüze iletişim, akranlar arası etkinlikler ve uygulanan sıkı programlar öğrencilerin çalışmaları sırasında hedeflerinden sapmalarını önlemek için birlikte çalışır.

Fakat çevrimiçi bir öğrenme ortamında, öğrencileri iyi performans göstermeye iten daha az dış faktör vardır. Çoğu durumda öğrenciler, hiç kimse sürekli onları öğrenme hedeflerine yönlendirmediğinden, öğrenme etkinlikleri sırasında kendi başlarının çaresine bakmak zorunda kalırlar. Uzaktan eğitim alan öğrenciler genellikle geleneksel üniversitelerle ilişkilendirilen herhangi bir ek baskı olmadan rahat bir ev ortamında zor ders materyalleri öğrenmeleri gerektiğini görecektir. Bunun sonucunda, çevrimiçi çalışmalar sırasında teslim tarihlerine uymak, güçlü bir öz motivasyon ve zaman yönetimi becerilerine sahip olmayan öğrenciler için zor olabilir.

Çevrimiçi öğrencilerde iletişim becerisi gelişimi eksikliği olabilir.

Uzaktan eğitim yöntemlerinin öğrencilerin akademik bilgilerini geliştirmede oldukça etkili olduğu kanıtlanmıştır. Ancak öğrencilerin iletişim becerilerinin geliştirilmesi, çevrimiçi dersler sırasında sık sık ihmal edilen bir konudur. Çevrimiçi ortamda akranlar, öğrenciler ve öğretmenler arasında yüz yüze iletişimin olmaması sebebiyle öğrenciler bir ekip ortamında verimli bir şekilde çalışamadıklarını görebilirler. Öğrencilerin iletişim becerilerinin ihmal edilmesi, kaçınılmaz olarak teorik bilgilerde başarılı olan fakat bilgilerini başkalarına aktaramayan birçok mezunun olmasına yol açacaktır.

Çevrimiçi sınavlar sırasında öğrencilerin kopya çekmesini önlemek çetrefillidir.

Ne yazık ki uzaktan eğitimin en büyük dezavantajlarından biri öğrencilerin çeşitli yöntemlerle kopyaya başvurmasıdır. Kampüs içi öğrencilerle karşılaştırıldığında, çevrimiçi öğrenciler kendi ortamlarında, kişisel bilgisayarlarını kullanarak sınavlara girerken daha kolay kopya çekebilirler. Öğrenciler video yayını olmadıkça sınav sırasında doğrudan gözlemlenemezler. Bu da çevrimiçi sınavlar sırasında kopya çekildiğinin tespit edilmesini geleneksel sınavlara kıyasla daha karmaşık bir hale getirir. Ayrıca düzgün bir kimlik doğrulama sistemi olmadan çevrimiçi sınavlara giren öğrenciler, sınavlara kendileri yerine başka bir bireyin girmesine müsaade edebilirler.

Çevrimiçi eğitmenler pratikten çok teoriye odaklanma eğilimindedir.

Uzaktan eğitimin bu dezavantajı daha yenilikçi çevrimiçi eğitim platformlarından bazıları tarafından ele alınmaya ve düzeltilmeye başlansa da sorun henüz tamamen ortadan kalkmadı. Sorun, uzaktan eğitim görevlilerinin büyük bir kısmının pratik beceriler yerine büyük ölçüde (çoğu durumda tamamen) teorik bilgi geliştirmeye odaklanmayı seçmesidir. Bunun nedeni açıktır: Çevrimiçi bir eğitim ortamında teorik derslerin uygulanması, pratik derslerin uygulanmasından çok daha kolaydır. Nihayetinde, yüz yüze iletişim ve atölye olarak kullanılacak fiziksel sınıflar olmadan çevrimiçi bir kursta pratiğe dayalı projeler gerçekleştirmek teorik eğitimden çok daha fazla ön planlama gerektirir.

Uzaktan eğitim yüz yüze iletişimden yoksundur.

Yüz yüze iletişim eksikliği, daha önce bahsedilen dezavantajların birçoğuyla bağlantılıdır. Eğitmenle öğrenci arasında herhangi bir şekilde yüz yüze iletişimin olmaması, öğrenci geri bildiriminin önüne geçer, sosyal izolasyona neden olur ve öğrenci onu verimli çalışmaya teşvik eden baskının eksikliğini hissedebilir.

Baskı eksikliği, öğrencilerin çalışmayı daha kolay bırakmasına neden olması açısından bir dezavantajdır. Eğitmenlerin sürekli olarak öğrencileri çalışması için uyarması birçok öğrenci için istenmeyen bir durum olabilir ancak bu, öğrenciyi kaybetme oranını azaltmak için etkili bir yöntemdir.

Uzaktan eğitim belirli disiplinlerle sınırlıdır.

Tüm eğitim disiplinleri eşit olarak oluşturulmamıştır ve tüm çalışma alanları uzaktan eğitimde etkili bir şekilde kullanılamaz. En azından, bu şimdilik böyledir. Uzaktan eğitim, tıp bilimi ve mühendislik gibi belirli bir dereceye kadar uygulamalı pratik deneyim gerektiren bilimsel alanlardan ziyade sosyal bilimler ve beşeri bilimler için daha uygundur. Hiçbir çevrimiçi ders, tıp öğrencileri için bir otopsinin veya yetişmekte olan bir mühendis için gerçek hayattaki endüstriyel eğitimin yerini alamaz. Bu durum gelecekte değişebilir fakat şu anda tüm meslekleri yalnızca uzaktan eğitim yoluyla tam olarak öğretebileceğimiz bir noktada değiliz.

Çevrimiçi eğitim bilgisayar kullanamayan insanlar için erişilebilir değildir.

Amerikalıların %96’sı mobil cihazlara ve yaklaşık %73’ü kişisel bir bilgisayara sahiptir. Bu nedenle çevrimiçi eğitimin çoğu insan için kolayca erişilebilir olduğunu iddia etmek kolay olacaktır. Ancak bu istatistikler resmin tamamını yansıtmamaktadır. Teknolojik kabiliyetlerdeki hızlı büyümeye rağmen bilgisayar okur-yazarlığı oranları hâlâ mükemmel olmaktan uzaktır. Örneğin, yüksek gelirli ekonomiye sahip gelişmiş ülkeler olarak bahsettiğimiz OECD (Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü) ülkelerinde bilgisayar kullanamayan insanların oranı %25 civarındadır, bu da nüfusun dörtte birinin bir eğitim yöntemi olarak uzaktan eğitime erişmekte büyük sorun yaşayacağı anlamına gelmektedir.

Dünyanın diğer yerlerinde ise durum genellikle daha kötüdür. Örneğin, Hindistan’da, ülke uzaktan eğitim dünyasının en büyük kullanıcılarından olmasına rağmen, popülasyondaki bilgisayar okur-yazarlığı oranında hâlâ büyük bir açık vardır. Toplumda bu tür açıklar olduğu sürece çevrimiçi eğitim tüm vatandaşlara ulaşamayacaktır. Bu nedenle, çevrimiçi eğitime geleneksel eğitimin yerine geçebilecek bir alternatif olarak değil, onun yanına bir ek olarak bakmamız son derece önemlidir.

Çevrimiçi eğitimde denklik ve kalite güvencesi eksikliği söz konusudur.

Uzaktan eğitimin geleneksel eğitim kadar etkili ve özgün olduğu düşünülüyorsa tüm çevrimiçi eğitim platformlarının nitelikli ve birbirine denk olması sağlanmalıdır. Maalesef şu anki durumda tüm materyaller hâlâ eğitmenler dışında kimse tarafından kalite kontrolünden geçirilmemekte ve verdiği eğitimin kalitesi birbirine denk olmayan çok sayıda çevrimiçi eğitim platformu bulunmaktadır. Bu sebeple, çevrimiçi eğitimin geçerliliği zayıflamaya devam etmektedir.

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Haftalık Bültene Katılın

Her hafta pazar günü dilsosyal’de yayınlanan içerikleri kısa özetler halinde size yollayalım.

*Her e-postanın altında bulunan “Abonelikten Ayrıl” butonunu kullanarak dilediğiniz zaman abonelikten ayrılabilirsiniz.

Başka Yazılar

Haftalık Bültene Katılın

Her hafta pazar günü dilsosyal’de yayınlanan içerikleri kısa özetler halinde size yollayalım.

*Her e-postanın altında bulunan “Abonelikten Ayrıl” butonunu kullanarak dilediğiniz zaman abonelikten ayrılabilirsiniz.