Tür
Roman

Yayıncı
*Sel Yayıncılık

Çeviren
Roza Hakmen

Émile Ajar

Yalan-Roman

Gazeteciler, uzun ve parlak bir kariyerin ardından Gary’den, “sanatsal üretimi durma noktasına gelmiş, çaresiz bir romancı” olarak bahseder. Hâlbuki o, en umulmadık edebi dolandırıcılıkları organize etmekle meşguldür. İşte Romain Gary’nin nihai kimliğine ve edebi düzmecede doruğa çıktığı romanına bir bakış!

Yalan-Roman

Çevirmen

Deniz Özel

Editör

Yağmur Alev

Kurgu

Erhan Köş

Binbir yüzlü yazar Romain Gary, kimliklerini çoğaltmaktan asla vazgeçmez ve Emile Ajar aldatmacasının nihai aşaması olarak karşımıza Yalan-Roman adlı eserini çıkarır. Birçok kez köklerinden koparılmış ve babasını hiç tanımamış olmanın etkisiyle Gary, hayatı boyunca bir hayli kimlik krizi yaşar ve tüm bunlara karşı bir çare olarak yazarlığa başvurur. Yazarın yaralı benliğindeki çatlakları onarmasına olanak tanıyan mutlak kudreti, aynı zamanda kimliğin değişmezliğine karşı başvurduğu tek yoldur. Gazeteciler, uzun ve parlak bir kariyerin ardından Gary’den, “sanatsal üretimi durma noktasına gelmiş, çaresiz bir romancı” olarak bahseder. Hâlbuki o, en umulmadık edebi dolandırıcılıkları organize etmekle meşguldür. İşte Romain Gary’nin nihai kimliğine ve edebi düzmecede doruğa çıktığı romanına bir bakış!

Ajar Goleminin¹ Doğuşu

Yazarlık kariyerinin dönüm noktasında, Romain Gary yenilenme ihtiyacı hisseder: Üzerine yapışmış medyatik imajdan kendisini kurtarmalı, “edebi saflığını” yeniden kazanmalıdır. Eleştirilerin düşmanlığından ve ona yakıştırılmış gaulist² imajından bıkmış bir halde, bir yazar olarak kaderinin kontrolünü yeniden eline almak ister. Böylelikle, okurların eserlerini önyargısız bir şekilde değerlendirmesini hedefleyerek kendisine “ikinci bir doğuş” bahşetmeye karar verir. Gizlenmiş bir şekilde, nihayet kaleminin serbest kalmasına izin verebilecektir. Yalnızca kendisi olmaktan bıkmış, malzemesi mürekkep ve kâğıt olan bir golemin doğuşunu planlar. Gerçek adı Roman Kacew olan Romain Gary, soyadı için Macarca-Fince’de “fare” anlamına gelen ajar kelimesini seçer. Bu soyadını, incecik fare sesiyle korktuğunu söylemek için; korkunun derin, kardeşçe ve evrensel tek gerçek olduğunu haykırmak için; emin olmama durumu onu avaz avaz bağırmaya ittiği için seçer. 1974’te yarattığı Ajar karakteri, Gary’nin ilk denemesi değildir: Yazar, hâlihazırda farklı mahlaslar altında çeşitli kitaplar yayımlamış³ ve hatta edebiyat dünyasının kuşkularını dindirmek adına başka bir müstear ismi olan Shatan Bogat’ın ifşasını kurgulamıştır. Maskesiz, muzip Gary, bir röportajında Parislilerden bir şey saklamanın neredeyse imkânsız olduğunu onaylayacaktır. Tüm bunlar yaşanırken, Ajar imzalı ilk roman çoktan kitapçılardadır. Shatan Bogat mahlası, daha yüce bir amaca, hem eserin hem de yazarın icadı olan çılgın bir hâkimiyet projesine feda edilen bir oyalama görevi görecektir. Ve bir gün varlığı kanıtlanacak olan Emile Ajar rolünü, Gary’nin yeğeni Paul Pavlowich üstlenir. Yayıncı Gallimard bile her şey açığa çıkana kadar bu kurmacanın farkında değildir; çünkü Gary, sözleşmeyi Émile Ajar adına imzalaması için bir aracı tutar.

Ajar’ın ilk romanı, Parisli bir memur ve onun pitonu arasındaki garip bir şefkat hikâyesini konu alan Koca Tembel, kısa sürede halkın hayranlığını kazanır. Kahraman, cesurca derisini değiştirmeye çalışan sürüngenin eyleminden etkilenir. Böylelikle Gary, deri değiştirme metaforuyla, eser boyunca Ajar’ın varlığını salık vererek kendisine göz kırpar. Söylentilere göre, mütevazı Koca Tembel eserinin sahibi olarak Queneau ya da Aragon gibi edebiyatın dev isimlerinden kuşkulanılırken, Gary, tüm Paris’in kendi yaratığı olan Ajar’ın kimliği üzerine spekülasyonlar üreterek kendini kaybettiğini görmekten keyif alır. Gary, Onca Yoksulluk Varken isimli ikinci kitabında, bir yetim olan küçük Momo’nun hayatındaki iniş çıkışları ve bakımını sağlayan yaşlı Madam Rosa’ya olan aşkını anlatır. Romanın 1975 yılında Goncourt Ödülü kazanmasıyla kurmaca tamamlanır. Ödülün güçlü bir medyatik hayranlık uyandırması sonucu, uzman gazeteciler işin içinde bir aldatmaca olduğundan şüphelenirler. Cennetin Kökleri isimli eseriyle 1956 yılında bu ödülü zaten kazanmış olan Gary için, edebi serüvenini temize çıkarmak şart olmuştur; çünkü Goncourt Ödülü, her yazara yalnızca bir kez verilmekte ve bu aldatmacanın keşfi Gary için rezalet anlamına gelmektedir. Bu sebeple Gary, Ajar mahlasını kurtarmak ve nihai silahı Yalan-Roman’ı geliştirmek adına telaşla adaylıktan geri çekilir. Haksız yere görmezden gelinen, bu makyavelist ve sözde otobiyografik roman; Romain’in kuzeni Paul Pavlowich ’in şahsında Ajar’ın enkarnasyonunu kutsar.

Bir Vücut Bulma Romanı olarak Yalan-Roman

Kurmaca, nispeten kısa olan bu anlatıda en yüce örneğine erişir. Olaylar, karakterin özgürlük dönemleriyle dönüşümlü olarak, Danimarka’da bulunan bir psikiyatri kliniğinde meydana gelir. Bir ıstırap çığlığı etkisine sahip olan bu eserde, iğneleyici ve hezeyanlı kalemiyle Gary, bizlere nevrotik, kurgucu ve paranoyak bir Emile Ajar sunar. Daimi bir mizah virtüözü olarak, başkahramanın aralıksız hezeyanının izini sürmek için tüm yeteneklerini kullanır. Roman, Paul’un başlıca ve yinelenen ıstırabının ne olacağının ve deliliğinin nedeninin bildirilmesiyle başlar: “Başlangıç diye bir şey yoktur.” Öyle ki Gary; kalıtımın belirlenimciliğine ve doğurulmuş olmanın ıstırabına karşı savaşmak adına “Ajar savunması”nı yaratır. Biricikliğe ve “özgünlüğe” susamış bir şeklide, ümitsiz bir “ilişkisizlik” arayışına girer ve kaçmak için, her türlü aidiyet belirtisini yerden yere vurur. Gaiplik onu büyüler. Gary, Svahili veya Macar-Fince gibi uzak ve umulmadık lehçeleri öğrenmeye ya da başka bir kimliğin fantezilerine kendini bırakmaya sığınır:

“O zaman bir ilişkim olmadığını kanıtlamak için piton, beyaz bir fare, sıradan bir köpek olurum, herhangi bir şey oluveririm. Bu yüzden içeri tıkarlar beni ve normale döndürmek için tedaviye başlarlar. Direnirim, başka yere zıplarım, tüyerim. Kül tablası, mektup açacağı, cansız bir varlık olurum. Suçlu olmayan herhangi bir şey. Siz buna delilik mi diyorsunuz? Ben demiyorum. Ben buna yasal savunma derim.”⁵

Demek ki deli olan ötekidir ve hayal gücü, kendinden kaçmak isteyenin sığınağıdır; kişinin sorumluluktan ve aidiyetten kaçmasına izin verir, çünkü “Gerçeklik kadar korkunç bir sanrı yoktur.” Gerçek, bir hatadır, savaşılması gereken bir düşmandır. Ve gerçek, otobiyografik olduğu iddia edilen bu romanda, hor görülmekten fazlasına maruz kalmıştır. 

Gary, en çok da entrikasını itiraf ederek herkesle dalga geçer: “Şu ‘aldatmaca’ sorusuna bir son verelim: Evet, pek çok gazete ve radyo istasyonunun tahmin ettiği gibi, ben O’yum”. Böylesine açık bir itiraf o kadar olası değildir ki, okurun anlatıcının nevrozunun kıvrımlarında kaybolduğu bir hikâyenin ortasında fark edilmez. Ancak unutulmamalıdır ki; yazar, romanının karmaşık karakterini oluşturmak için Paul’dan otobiyografik öğeler ödünç almışsa da, nevrozları, Ajar çevresindeki sahnelemenin bir parçası olup tamamen kurgusaldır.

Kitapta, kahramanın kısa özgürlük dönemleri, her seferinde onun Kopenhag’daki psikiyatri kliniğine geri dönmesiyle sona erer ve karakter, özellikle Romain Gary’nin temsili olan “Macoute Amca” tarafından ziyaret edilir. Ajar, Macoute Amca’nın annesiyle bir ilişkisi olduğundan, hatta kendisinin babası olduğundan emindir. Gary’nin kuzeniyle bir ilişki içinde olma olasılığı düşük olduğuna göre, bir baba figürü arayışı teması önemsiz sayılamaz. Gerçekten de, genç yaşta terk edilip bir başına kalan Gary özelinde tekrarlayan baba arayışı sorusu, eserin gerçek yazarından şüphelenenler için hakiki bir ipucu olarak görülebilirdi. Ancak tüm edebiyat eleştirmenlerinin ve hayranların, Romain Gary ve Emile Ajar’ın aynı kişi olduklarından şüphelenmeksizin Ajar’ın yarattığı üsluba kanmaları, bu çok biçimli yazarın virtüözlüğünün bir kanıtıdır. Gary, kendi çalışmalarından bağımsız olarak bir stil ve belirli bir sözdizimi yaratmayı ve her biri kendine özgü bir tarza sahip iki farklı eseri bir araya getirmeyi başarmıştır. Halk, miti doğrulama görevini üstlenir. Gary’nin yeğeni Paul ise bu süre içerisinde verdiği röportajlarda karakterine güvenerek yazar rolünü üstlenir; ki, gizemli ve biraz vahşi mizacıyla, halkın marjinal kabul edilen bir yazardan beklediği şeye karşılık gelmektedir. Yıllar sonra Gary, tüm hikâyeyi su yüzüne çıkaran bu romanında “İnsanlar görmek istediklerini gördüler.” itirafında bulunacaktır.

Geri Kazanılmış Hürriyet

Romain Gary, Yalan-Roman’da, çok bilinen yazar adının prangalarından kurtulup gerçek bir edebi disinhibisyona ulaşarak kendisini tamamıyla özgür kılar. Aynı zamanda yazar olan Paul aracılığıyla, sanatsal yaratım ve onun kıvrımları üzerine bir yansıma ileri sürer. Yalnızca yazı uğraşı bile deliliğini indirgemesine olanak tanır ve kâğıda dökerek onu yavaş yavaş görünmez kılar. Tıpkı Paul’e deliliğinde eşlik eden ve Koca Tembel’i yazarken manevileşen piton gibi… 

Eserde Gary’nin kendisini, Haitili diktatör Duvalier’nin milislerini işaret eden, ismi geçtiğinde çocukları korkutması beklenen folklorik bir karakter olan Macoute Amca temsil eder. Ölümünden sonra yayımlanan Emile Ajar’ın Yaşamı ve Ölümü isimli itirafta Gary, Yalan-Roman hakkında şunları söyler: 

“İcat edildiğim gibi kendimi kitabın içine sıkıştırmıştım ve tüm eleştirmenler beni Macoute Amca karakteriyle tanıdılar. Romain Gary’yi yaratanın Paul Pavlowich olduğunu düşünmekten, Paul Pavlowich’i yaratanın Romain Gary olabileceği kimsenin aklına gelmedi.”

Gary, kendisini, Paul’ün tedavi gördüğü Danimarka kliniğinde zehirlerinden arınacak bir yazma bağımlısı olarak tanımlar. Sert portresi Gary’yi öyle manipülatör bir hale getirir ki, yayıncısı Bayan Gallimard metni olduğu gibi yayınlamakta tereddüt eder ve kitabın yayımlanmasından önce onu arayarak iznini ister. Böylelikle hikâye karmaşık bir hale gelir, kendisiyle çelişip allak bullak olur ve sürekli olarak karakterlerin isimleri değişir: Paul bazen gerçek adıyla anılırken, bazen Alex, Rodolphe veya Fernand olur; eşinin ismiyse Annie’den Alyette’e dönüşür. Çoğu zaman suistimal edilen Yalan-Roman’ın dil yapısı bilge bir şekilde bozulur. Mahlası ardına sığınan Gary, her türlü istitrada ve suistimale izin verir. Eserin kolektif bir çalışma olduğundan şüphelenen eleştirmenlerle Ajar’ın ağzından dalga geçerek şunları söyler:

“Evet, bu doğru, Ajar kolektiftir, hatta o nesiller boyu süren muhatapların mirasıdır. Dolayısıyla o; özgün olanın öfkeli arayışıdır, faydalı bir kendini var etme durumudur.”

Aldatmacanın bir araç olduğu bu tuhaf hikâye, edebi bir kaçış olarak görülebilir; nitekim herhangi bir soy bağının olmadığını garanti etmektedir. Her şeyden önce, Gary’nin bir kez daha alay ettiği, her şeyi akışına bıraktığı bu roman, derin bir üzüntünün ifadesidir. Bununla birlikte eser, çocukluğundan beri Gary’ye işkence eden, geri dönüşü olmayan benlik parçalanmasına işaret eder. Istırabın ve ruhsal bozuklukların yaratımına büyük ölçüde katkı sağladığı Yalan-Roman, “değişmez kimliğe karşı bir manifesto”dur ancak Emile Ajar birçok şeyin metamorfozudur: Yarattığı benliğinin gölgesinde kalmış bir şekilde, bu çifte varoluşun ağırlığı en sonunda Romain Gary’nin ruhsal sağlığını bozar ve yazar, 1980’de sinir krizlerinden bitkin düşmüş bir halde, kendinden kurtulmanın nihai yöntemi olarak intihara başvurur.

Dipnotlar

1 Golem; Yahudi mitolojisinde bulunan genellikle insansı, kilden yapılmış, yaratıcısına yardım etmek ve onu savunmak için biçimlendirilmiş yapay bir varlıktır. (ç.n.)

2 Fransız asker ve siyasetçi Charles de Gaulle’ün politik prensiplerini savunan kişilere verilen addır. (ç.n.)

3 Yazarın mahlasları arasında Emile Ajar dışında Shatan Bogat, Fosco Sinibaldi gibi isimler de yer almaktadır. (ç.n.)

4 Bir kişinin hedeflerine ulaşmak için başkalarını manipüle edecek, aldatacak ve sömürecek kadar kendi çıkarlarına odaklandığı bir kişilik özelliğine işaret eder. (ç.n.)

5  Ajar Emile, Yalan-Roman, Çev: Roza Hakmen, Sel Yayıncılık, İstanbul 2020, s. 40

6 Fr.: Désinhibition: Şartlı refleksin yitimi, yoksun bırakma anlamına gelen medikal terim (ç.n.)

Başka Yazılar

Émile Ajar'nın
diğer kitapları

Kral Salomon'un Bunalımı
Koca Tembel

Deniz Özel, İstanbul Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı mezunu.
Fransız kara mizah anlatıları ve Satürn şairlerini seven bir edebiyatçı

Yağmur Alev, İstanbul Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı mezunu. Kelimelerin ve notaların gücüne inanır.

Erhan Köş, İstanbul Üniversitesi Sosyoloji lisans öğrencisi. Bilim metodolojisi üzerine çalışıyor.

Haftalık Bültene Katılın

Her hafta pazar günü dilsosyal’de yayınlanan içerikleri kısa özetler halinde size yollayalım.

*Her e-postanın altında bulunan “Abonelikten Ayrıl” butonunu kullanarak dilediğiniz zaman abonelikten ayrılabilirsiniz.