Yapay Dillere Yolculuk: Elf Dilleri ve Esperanto

Tolkien’in yarattığı Elf dilleri, en bilinen yapay dil olan Esperanto’dan neden daha popüler? Tolkien ve Zamenhof’un yaratım süreçleriyle birlikte bu yazıda…

Çevrimen: Sema Gürlük

Editör: Yağmur Alev

Tasarım: Erhan Köş

Yapay Dillere Yolculuk: Elf Dilleri ve Esperanto

Tolkien’in yarattığı Elf dilleri, en bilinen yapay dil olan Esperanto’dan neden daha popüler? Tolkien ve Zamenhof’un yaratım süreçleriyle birlikte bu yazıda…

Çevirmen: Sema Gürlük

Editör: Yağmur Alev

Tasarım: Erhan Köş

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Sema Gürlük, İstanbul Üniversitesi, Fransız Dili ve edebiyatı son sınıf öğrencisi. Edebiyat çevirisi yapmaktan hoşlanıyor. Absürd felsefe ve nihilizmle ilgileniyor. Sinema ve edebiyat okumaları yapıyor. Fizik ve astronomi bilimleri meraklısı. 

Yağmur Alev, İstanbul Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı mezunu. Kelimelerin ve notaların gücüne inanır.

Erhan Köş, İstanbul Üniversitesi Sosyoloji lisans öğrencisi. Bilim metodolojisi üzerine çalışıyor.

700 kelime

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

JR. R. Tolkien, 1916 yılında Birinci Dünya Savaşı’nın en büyük çarpışmalarından biri olarak görülen Somme Muharebesi’nde savaşırken siper hummasına yakalanır. Hastalığı yüzünden cepheden gönderilen Tolkien, iyileşme sürecindeyken Gondolin’in Düşüşü adlı eserini yazmaya başlar. Tamamen Elf maceralarına adanmış bir eser olan Gondolin’in Düşüşü, Tolkien’in “Orta Dünya evreni”ne dönüşecek, üç romandan oluşan “Yüzüklerin Efendisi” serisinin temelini oluşturan bir mitoloji ve ilk hikayedir. Ancak J. R. R. Tolkien kurgu haricinde başka bir yaratım biçimi konusunda da tutkuludur: hayali dillerin inşası.

Aynı yıl göz doktoru Ludwik Zamenhof, Avrupa’nın diğer ucundaki anavatanı Polonya’da hayatını kaybeder. Tıpkı Tolkien gibi hayatı boyunca yeni diller icat etme takıntısı içinde olan Zamenhof, sıfırdan yarattığı dili tanıtmak için 1887 yılında “Doktor Esperanto” mahlasını kullanarak bir kitap yayımlamıştır. Bu mahlas, Esperanto dilinde “umut eden doktor” anlamına gelmektedir ve zaman içinde Zamenhof’un yarattığı dilin adı olur.

Hayali diller veya diğer adıyla “yapay diller”in yaratılmasının 12. yüzyıla kadar uzanan uzun bir tarihi vardır. Kuşkusuz Tolkien ve Zamenhof bu alanda en başarılı olan isimlerdir; ancak birbirinden çok farklı amaçlarla yarattıkları diller, onları birbirine taban tabana zıt iki yola saptırır.

1908 yılında Zamenhof

Polonyalı bir Yahudi olarak yabancı düşmanlığının yaygın olduğu bir ülkede büyüyen Zamenhof, evrensel bir dil aracılığıyla barış içinde bir arada yaşanabileceğine yürekten inanmıştır. Ona göre dil, “medeniyetin temel motoru”dur, “yabancı dilleri anlamada yaşanan zorluk, insanlarda antipatiye, hatta nefrete neden olmaktadır”. Onun projesi; insanlığı birleştirmeye yardımcı olacak, herhangi bir millet veya kültürle ilgisi olmayan, öğrenmesi kolay bir dil yaratmaktır.

Esperanto, “uluslararası yardımcı dil”¹ olarak büyük bir başarı elde eder. Tarih boyunca birkaç milyon insan bu dilde pratik yapmıştır. Kesin tahminlerde bulunmak zor olsa da, bugün bile bir milyona yakın insan hala bu dili konuşmaktadır. Ayrıca Esperanto dilinde yazılmış çok sayıda kitap vardır ve Çin’de bir Esperanto Müzesi bulunmaktadır. Japonya’da ise Zamenhof, Şintoizm’in takipçileri Esperanto konuşan bir kolu tarafından bir tanrı gibi onurlandırılır. Yine de Zamenhof’un dünya barışı rüyası fazlasıyla ütopik kalmış; iyimserliği Birinci Dünya Savaşı Avrupa’yı paramparça ederken artık geçerliliğini kaybetmiştir.

1 – Uluslararası yardımcı dil, ortak bir ana dili paylaşmayan farklı uluslardan insanların birbirleriyle dil aracılığıyla iletişim kurabilmesini sağlar.

Hayali Diller

J. R. R. Tolkien de Esperanto’nun ateşli bir savunucusudur; böyle bir dilin Avrupa ülkelerinin Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra barışa doğru ilerlemesine yardımcı olabileceğine inanmaktadır. Ancak onun yeni diller yaratmaktaki motivasyonu oldukça farklıdır. Tolkien, yaşadığımız dünyayı iyileştirmeyi değil yeni bir dünya yaratımını, kurgusal bir evreni arar. Dilsel yaratıma olan ilgisini “gizli bir zaaf” olarak nitelendiren yazar, amacının pragmatik olmaktan çok estetik olduğunu belirtmiştir. Tolkien; her şeyden önce ses, biçim ve anlamı özgün bir şekilde birbirleriyle ilişkilendirmeyi sever.

1916 yılında Tolkien

Tolkien’in, yarattığı dillere şekil vermek adına onları bir mitolojiye dayandırması gerekmektedir. Canlı ve sürekli gelişen varlıklar olarak diller, canlılığını onları kullananların kültüründen alır. Tolkien’i kendi kurgusal evrenini yaratmaya iten şey tam olarak budur. Yazar, “Her şeyin kökeninde dillerin icadı vardır,” diye belirtirken, “’Hikayeler’ diller için bir dünya sağlamak amacıyla icat edildi, tam tersi için değil,” der.

Peki bugün “yapay diller” için ne söyleyebiliriz? Zamenhof’un ölümünden 100 yıl sonra, dil inşa etme sanatı birçok açıdan her zamankinden daha popüler hale geldi. Örneğin, Game of Thrones serisinde yer alan Dothraki dilinden alıntı yapalım. Bu dil, George R. R. Martin’in romanlarından uyarlanan Game of Thrones dizisi için David J. Peterson tarafından oluşturulmuştur. Ancak Dothraki dili, kaynağını hem Esperanto’da hem de Tolkien’in hayali dillerinde bulur.

Peterson, üniversitede Esperanto dersi alırken “yapay diller” ile ilgilenmeye başlar. Öte yandan Martin, Game of Thrones serisinin birçok açıdan Yüzüklerin Efendisi’ne bir gönderme olduğunu kabul etmiştir. Bu seri, Tolkien’in dünyasına yapılan pek çok övgünün yanı sıra binlerce dilsel referans içerir: örneğin, “bilincini hayvanların zihnine aktarabilen kişi” anlamına gelen warg, Tolkien’in bir kurt türünü belirtmek için kullandığı bir kelimedir.

Buradan yola çıkacak olursak, Tolkien’in fantastik bir dünya yaratma geleneği Esperanto’dan çok daha etkili olmuş gibi görünüyor. Bunun iki nedeni olabilir:

Birinci neden dilseldir. Paradoksal olarak, Tolkien’in yarattığı konsept, gerçek dünyadaki dillere benzer şekilde çalışır. Elf dilleri, yazarın eserlerinde temsil edildiği gibi canlı ve her daim gelişmektedir. Her dil, o dili konuşan topluluğun kültürünü yansıtır.

Öte yandan “uluslararası yardımcı dil”in ilkesi, herkes tarafından kolayca öğrenilebilen sabit bir kod sağlamaktır. Ancak insan dilleri asla statik değildir; her zaman dinamiktir ve her zaman çeşitlenir. Dolayısıyla Esperanto’nun kendi anlayışında temel bir kusuru bulunmaktadır.

Peki ya ikinci neden? İkinci neden, belki de bugünlerde kendimizi gerçek dünyayı nasıl düzelteceğimizi bulmak yerine fantastik dünyalar yaratmaya adamaya daha meyilli hissetmemizdir.

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
Share on telegram

Haftalık Bültene Katılın

Her hafta pazar günü dilsosyal’de yayınlanan içerikleri kısa özetler halinde size yollayalım.

*Her e-postanın altında bulunan “Abonelikten Ayrıl” butonunu kullanarak dilediğiniz zaman abonelikten ayrılabilirsiniz.

Başka Yazılar

Haftalık Bültene Katılın

Her hafta pazar günü dilsosyal’de yayınlanan içerikleri kısa özetler halinde size yollayalım.

*Her e-postanın altında bulunan “Abonelikten Ayrıl” butonunu kullanarak dilediğiniz zaman abonelikten ayrılabilirsiniz.